Yeni Kardeşe Hazırlanmak

Zehra Altınkese
0 Yorum

Kıskançlık, insanoğlunun en doğal, en evrensel duygularından biridir. Birey kıskandığında çevresindekilerin olay/sebep/sonuç çemberine dahil olmasını istemez. Sırf kendisi için bir şeyler elde etmeyi amaçlar, isteklerini gerçekleştirmek için de güçlü bir haz duyar. Kişi istediklerine ulaşamadığında ise yoksunluk ve doyumsuzluk yaşar. İşte karşı karşıya kalınan bu durumlar kıskançlığın temelini oluşturur.

İnsanı endişeli, sıkıntılı ve mutsuz hissettiren bu duygu, yaşamın her döneminde görülebileceği gibi çocuklukta biraz daha yoğun yaşanabilmektedir. Özellikle küçük çocuklarda yeni doğan kardeşi kıskanma, kimi zaman yaşamı etkileyecek ve davranış bozukluklarına sebep olacak derecede yoğun yaşanabilen bir duygu olabilmektedir.

Çocuklarda kardeş kıskançlığının nedeni nedir?

Böyle bir duygunun, çocuklarda daha güçlü yaşanmasının sebebini şu şekilde açıklamak istiyorum: Kardeşi doğmadan öncesine kadar, başta anne olmak üzere ailedeki tüm bireylerin dikkat ve ilgisinin sahibi ilk çocuktur. Çocuk, yeni bir bebek daha aileye dahil oluncaya kadar bu ilgi ve dikkati başka biriyle paylaşmak zorunda kalmamıştır. Dolayısıyla kardeşi doğduktan sonra dahil olacağı serüven, onu hiç bilmediği diyarlara götüren bir geminin içinde yolculuk yapmasından farksızdır. Karşılaşacağı duyguları çok sevmeyecek ve kendini güvensiz hissetmeye başlayacaktır. Anne-babaya olan kızgınlık ve kırgınlığını, kardeşine yönlendirerek olumsuz duygularla baş etmeye çalışacaktır. Süreç içerisinde çocuk kendini terk edilmiş ve desteksiz hissetmeyi sürdürecektir. Tüm bu durumlar, kıskançlık olgusunun çocuklarda neden daha güçlü bir şekilde yaşandığını anlamamız açısından bize kolaylık sağlar.

Doğum sırası ve kardeşler arası ilişkiler üzerine çalışmalar yapan ve Bireysel Psikolojinin babası olarak kabul edilen Alfred Adler‘in bu konuyla ilgili görüşlerini de paylaşmak istiyorum. Ona göre, ilk çocuk dünyaya geldiğinde kendini kral/kraliçe gibi hissetmektedir. Şımartılarak, pohpohlanarak büyütülmektedir. Kardeşi doğduktan sonra artık o devrik bir kral/kraliçe olacaktır. Ya tahtını bir başkasıyla paylaşmak zorunda olarak doyumsuzluk yaşayacaktır ya da tahtan inme tehdidiyle karşı karşı kalarak yoksunluk hissedecektir. Her iki durumda da kıskançlığın temelleri ortaya atılmış olacaktır.

Kardeş ilişkilerinde kıskançlık belirtileri nelerdir?

  • İlk çocuk, kardeşinin doğmasıyla beraber kaybettiğini sandığı sevgiyi yeniden bulabilmek için kardeşine benzeyerek ilgi ve dikkati yeniden üzerine çekmek isteyecektir. Bu da çocuğun bazı regresif davranışlar sergilemesine neden olabilir. ( Regresif davranış: çocuğun bulunduğu gelişim evresinin daha gerisindeki davranışları sergilemesidir. ) Çocuğunuz kardeş kıskançlığı nedeniyle yeniden emekleyebilir, tuvalet alışkanlığı kazanmışken tekrar altını ıslatmaya başlayabilir, tırnak yiyebilir, parmak emebilir, kendi yemeğini yiyebilecekken sizin yedirmeniz için sizi zorlayabilir ve bebek gibi konuşabilir.
  • Küçük kardeşlere karşı kıskançlık genellikle saldırganlık biçiminde ortaya çıkmaktadır: Isırma,vurma, oyuncağını kırma, burun deliklerini sıkıştırma, üzerinden örtüsünü çekme, uyurken gürültü yapıp uyandırma gibi davranışlar olabileceği gibi “bebeği sevdik, artık evimizden gitsin; ondan nefret ediyorum” gibi söylemlerle de çocuğunuz duygularını açıkça ortaya koyabilir. Bazı çocuklar ise, kardeşine sevgi gösterisinde bulunarak onu çok sevdiği izlenimi verebilir. Hatta anne bu durumda, kendi çocuğunun diğer çocuklar gibi kardeşini kıskanmadığını sanıp sevinebilir. Oysa çocuk gerçekte annesinin kendisinden büsbütün uzaklaşacağı korkusuyla kıskançlık duygularını göstermiyor, bastırıyordur.
  • Bu dönemde ilk çocuk, annesinin sevgisini sınayıcı şekilde davranabilir. Annesinin çevresinde dolaşarak gerçekleşmesi güç isteklerde bulunabilir. Huysuzlaşabilir, ağlayabilir, tutturabilir ve sakinleşmesi zaman alabilir.

Kardeş haberi çocuğa nasıl verilmeli? Çocuğa kardeşi olacağı ne zaman söylenmeli?

Çocuğa kardeşinin olacağı ile ilgili bilgi daha anne hamile iken verilmeye başlanmalıdır. Bebeğin doğumu ile aile içinde ve ev ortamında nasıl değişiklikler olacağı konuşularak yeni duruma çocuk hazırlanmalıdır. Çocuğun yaşına uygun olarak onun anlayabileceği bir dille aileye yeni bir üyenin katılacağı, artık onlar ile yaşayacağı, doğacak bebeğin bazı gereksinimleri olacağı; bu sebeple annenin bebekle daha çok zaman geçirmek zorunda kalacağı aktarılmalıdır. Ev ortamının kalabalık olabileceği, misafirlerin gelip gideceği ve bu ortamda annenin biraz yorgun olabileceği anlatılmalıdır. Aynı durumlar ile kendisi doğduğunda da karşılaşıldığı, aradan zaman geçtikten sonra tekrar eski düzenlerine aileye bir kişi katılmış olarak devam edecekleri söylenmelidir. Bu açıklamalar ile çocuğu bilinmedik duruma hazırlamak amaçlanmaktadır. Böylece çocuk bilinmezliğin vermiş olduğu kaygıyı daha az yaşayarak kardeşini bekliyor olacaktır.

Kardeşi olacak çocuğa nasıl davranılmalı?

  • Anne- baba öncelikle büyük çocuğu anlamak için çaba sarf etmeli, tüm yaşanan durumlara anlayışla yaklaşmaya çalışmalıdır. Aile bireyleri sakin olduğu sürece bu sakinliğin çocuklara da yansıyacağı unutulmamalıdır.
  • Anne-baba ve çocuklar arası ilişkilerde sözcükler kadar davranışlar da önemlidir. Anne-baba, çocuğa dünyasında bir değişiklik olmayacağını, aynı şekilde sevilip değer görmeye devam edeceğini söylüyor; fakat davranışlarla bu söylemlerini desteklemiyorsa orada ilk çocuk için kıskançlık tohumları atılıyor demektir. Anne babanın vermek istediği bu mesaj, ancak çocuğa zaman ayırmaya devam ederek, onunla konuşarak, onun sevdiği ve kardeşi olmadan önce yaptığı etkinliklere devam etmesini sağlayarak gerçeğe dönüştürülebilir.
  • Bebekle ilgili konularda çocuktan yardım istenerek, onun kendisini önemli hissetmesi sağlanabilir. Örneğin kardeşine isim konulacağı zaman fikrinin alınması, kardeşinin oynayacağı oyuncak ve giysiyi onun belirlemesi, bebek odasının düzenlenmesinde onun görüşlerine yer verilmesi gibi ufak sorumluluklar büyük çocuğa kendini güvende ve sevilen biri olarak hissettirecektir.
  • Çocuğun, kardeşine karşı oluşabilecek olumsuz duygu ve davranışları hoşgörüyle karşılanmalı; ancak kardeşine zarar vermesine izin verilmeyeceği kesin bir dille anlatılmalıdır. Çocuğa vermek istenilen mesaj, duygularını anlıyorum; ama davranışlarını onaylamıyorum ve bu şekilde davranmana izin veremem olmalıdır.

Kardeş kıskançlığı kavramı hemen hemen her insanın yaşadığı bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğasını daha da anlaşılır kılmak için nasıl belirtiler gösterdiğini, kardeş haberini çocuğa nasıl anlatmak gerektiğini ve anne-babaya düşen önemli görevlerin neler olabileceğini anlattığım yazımı tamamlamadan önce, üzerinde kısaca durmak istediğim bir nokta daha var:

Her ne kadar kıskançlığı, özellikle kardeş kıskançlığını insana/çocuğa sıkıntı veren bir durum olarak anlatmış olsam da insanın kardeşini kıskanmasının sağlayacağı yararlar da vardır. Kardeşi çocuk için dış dünyaya, sosyalliğe açılan bir kapıdır. Çocuk hayatı boyunca sevdiği insanların sevgisini başkaları ile paylaşmak zorunda kalacağından kardeşi bu durumu onunla yüzleştiren ilk insan olacaktır. Böylece çocuk, kıskanmadan paylaşmayı, daha geniş bir topluluk içinde uyumla yaşamayı erken yaşta öğrenebilecektir.

Kıskançlığın yerini sevgi ve şefkate bırakması umudu ve dileğiyle…

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz