Yeni Anneyim, Eleştirmeyin Lütfen!

Berna Salkaya
18 Yorum

“Daha şimdiden çok şımartıyorsunuz bu çocuğu, ama böyle sürekli kucakta olmaz ki..”
“Bak Bernacım, sonrasında sen zorluk çekeceksin, senin gücün yok ki bu çocuğu devamlı kucağında taşımaya..”
“Hiç bir çocuğa ağladığı için birşey olmaz, bazı kurallara daha bebekken alışması lazım..”
“Bu yeni nesil bebeklerin de hepsi kolik, ay nasıl başa çıkıyorsunuz bununla, sürekli ağlıyor..”
“Siz bu kadar kucağa alıştırdığınız için ağlıyor, her ağladığında böyle canım cicim yaparsanız e olacağı bu tabi..”
“Karnı aç bu çocuğun, açlıktan ağlıyor, sütün yetmiyor demek ki..”
“İlk çocuk hassasiyeti bu, ikinciyi doğurduğunda böyle olmayacaksın…”

Bu örnekler uzaaaar gider, benim için artık mazide kalan bu cümleleri, anneliğe yeni adım atmış ve sürece adapte olmaya çalışan hiç tanımadığım pek çok kadın ise her gün duymaya devam ediyor..

Her kadının hayatında iki önemli dönüm noktası oluyor bana kalırsa. Birincisi evlilik, ikincisi ise çocuk sahibi olmak. Bu iki olay, yakın çevremizle olan ilişkilerimizi doğrudan etkiliyor. Enteresandır aynı şey erkekler için geçerli değil, bu sanırım onların dünyasının daha düz ve saf olmasıyla alakalı. – evet evet kabul edelim, çoğunlukla erkekler kadınlardan daha saf 🙂 –

Bu hafta sosyal medya üzerinden aldığım birbirinden samimi dönüşler, bana resmen bir dejavu yaşatınca bu konu hakkında biraz bir şeyler karalamak istedim. Baştan söyleyeyim, bu yazı da “biraz” kavramını bir tık abartabilirim, çünkü bu konu ile ilgili söyleyebileceğim pek çok şey var.

Annelik ve beraberinde gelen kafa hali çok eşsiz.. Minicik ve bütünüyle size muhtaç bir bebeğe bakabilme sorumluluğu da aslında zannedilen kadar kolay değil. Her kadının dinamikleri farklı, bazılarımız aylarca hevesle beklediği bebeğini problemli bir doğum sonrasında kucağına almayı reddederken, bazılarımız ise kürtaj masasından kalkarak doğurduğu bebeğine dört elle sarılabiliyor. Her annenin hikayesi kendine özel, hepsi yaşanmışlıklarla dolu, bu yüzden de ” bu durumu biraz fazla abartmıyor musun?” gibi cümlelerde aslında kimsenin harcı değil, en azından olmamalı..

Mükemmel diyebileceğim bir hamilelik dönemi sonrasında, çok rahat bir doğumla bebeğini dünyaya getirebilen şanslı annelerden biriyim ben, dolayısıyla anneliğe adapte olmak beni hiç zorlamadı. Yapı olarak da etrafımdaki insanların olumsuz enerjisinden etkilenen biri değilim, yani değildim, ama o çok kırılgan olduğunuz dönemde işler kontrolden çıkıp düşünmediğiniz boyutlara ulaşabiliyor. Bunu bizzat yaşayıp deneyimlemiş bir anne olarak söylemek istediğim en önemli şey şu: “Olumsuz yorumlarınızı kendinize saklayın.” -Galiba sütün yetmiyor, bu çocuk aç kalıyor baskısı yüzünden 3. Ayda sütüm kesilmişti-

Evet o anda denk geldiğiniz manzara size pek hoş gelmemiş olabilir, arkadaşınızın saçı başı dağılmış, göz altları morarmış olabilir, emin olun o sizden çok daha fazla farkında durumun, sizin bir saat içerisinde yaptığınız tespiti, o aynaya her baktığında yapabiliyor çünkü.

Dün çok tatlı bir okuyucumuz “Sanki her şeyi yanlış yapıyormuşum gibi hissediyorum, her kafadan bir ses çıkıyor, herkes ayrı akıl veriyor, birinin dediği diğerini tutmuyor, bebeğimin sürekli ağlamasına bir sebep bulmaya çalışmalarından çok yoruldum” yazmış bana. Kesinlikle her öneride bulunanın niyeti kötüdür demek değil niyetim, ama endişe seviyesi böylesine artmış bir anneyi daha da çok yormanın bir anlamı var mı sizce?

Beni -ve tahminimce diğer anneleri de- en çok hırpalayan kısım ise “Aman kucağa alıştırma bak, sonrasında çok zorluk çekeceksin.” yaklaşımı. Bu inanılmaz bir vicdan muhasebesine sürüklüyor insanı. Bir taraf kusursuz bebeklerin sahibi, her teoriyi pratiğe dökebilen anneler ile dolu iken siz bir bebeği doğru düzgün uyutmayı, beslemeyi beceremeyen yetersiz bir anne oluveriyorsunuz. “Ama yatağında uyuması gerekiyormuş” diyip bebeğinizin cıyak cıyak ağlamasına kulak tıkamaya çalışırken, “iyi anne olmak için bunu yapmak mı gerekiyor illaki” diye sorgularken bulunuyorsunuz kendinizi. Sonuç ise bebekten daha çok ağlayan, daha çok hırpalanmış bir anne oluyor çoğu zaman.. – en azından benim için öyle olmuştu ilk uyku eğitimi denemem-

Oysa sarıp sarmayalayarak, her ağladığında kucaklayarak, koyun koyuna yatarak büyütmek de bir seçenek. Çok da güzel, çok da duygusal bir seçenek hatta bana kalırsa.
Çünkü bu miniklerin ihtiyacı olan tek şey koşulsuz sevgi ve güven aslında.
Bebeğiniz uyumuyor mu, durmaksızın ağlıyor mu; düşünmeyin alın kucağınıza, gerekiyorsa sabaha kadar kucağınızda ağlasın. Bu da başka türlü bir iletişim çünkü.
2.5 yaşında derdini anlatabilen bir çocuk ağlayarak duygusal bir ihtiyacını dile getirdiğinde ona kızıyor musunuz? Örneğin yere düşüp, kolunu bacağını yaraladığında ona sarılarak destek olmak gelmiyor mu içinizden?
E peki söz konusu olan minicik bebekler olunca “ağlasın ya, ağladığı için hiç bir çocuğa bir şey olmaz” demek niye?
Belki o an korktu, belki adapte olmaya çalıştığı bu yepyeni dünya onu ürkütüyor, belki sadece konforlu bir kucak istiyor 🙂 Pek tabii hepsi olabilir.
O yüzden hepsini bir kenara koyun bence.
Annelik biraz teori, pek çok zaman içgüdülerden ibaret…
Koşulsuz sevgiyse hem anneye, hem bebeğe en iyi gelen şey..
Zaten büyüdükleri zaman isteseniz de o kadar kucağınızda oturmuyorlar 🙂

18 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

18 Yorum

Avatar
Işıl 27 Kasım 2018 - 21:58

Şu süt yetmiyor yorumları beni çok geriyor. 1 aylık bebeğim gün içinde çişi ve kakası yerinde ama ben hala o yorumların etkisiyle her huysuzluğuna uykuya dalamamasına sütüm yetmiyor diye düşünürken buluyorum kendimi. Daha 3-5 saatlikken aman doymuyor mama verelim sarılık olmasınla başladı herşey. Halbuki kendi içimde biliyorum sütüm yetiyor ama öyle bir baskı olmuş ki üzerimde herşeyde yetmediğini düşünüyorum. Lütfen çok bilmiş 20-30 sene önce çocuk büyütmüşler kim olursa olsun yorum yapmasınlar. Bana kendimi ilk haftalarda öyle yetersiz hissettirdiler ki ben bu çocuğa bakamıcam nasıl yapıcam moduna girdim bebeğime alışıp tadını çıkaramadım.

Reply
Avatar
Berna Salkaya 28 Kasım 2018 - 11:24

Sizi o kadar iyi anlıyorum ki, benzer baskılar yüzünden benim 3. ayda sütüm kesilmişti neredeyse, sürekli gögüslerimi kontrol ediyordum süt var mı diye.
Sonra baktım olacak gibi değil, bir hafta herkese kapattım kapılarımı, dedim eğer bu süre içerisinde her şey normale dönmezse mama vermeye başlayacağım. O inançla bebeğime ve kendime konsantre oldum, bir hafta sonra doktora gittiğimizde Pera 250 gram kilo almıştı.:) Size tavsiyem, kulaklarınızı kapatmaya çalışmanız. Evet iyi niyetle söyleniyor belki çoğu zaman, ama bu durumun anne psikolojisini ne kadar etkileyebileceğini düşünmeden konuşuyor herkes.
Süt konusunda kendini paralamış bir anne olarak söyleyeceğim en önemli şey şu, kendinize inanın, annelik çok iç güdüsel. 20-30 sene önce çocuk büyütmüşler ne kadar deneyimli olsa da sizin kadar anlayamaz bebeğinizi.
Bebeğinizi sağlıkla büyütmeniz dileğiyle, sevgiler 🙂

Not: Eğer süt konusunda sıkıntı yaşıyorsanız, şu yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Çok faydasını gördüğüm basit tavsiyelerden oluşuyor.
https://balkafa.com/anne-sutunu-arttirmanin-yollari/

Reply
Avatar
Gökçen Kurt G 30 Kasım 2018 - 09:34

“Sütün geliyor mu? yetiyor mu?” emiyor mu?” Yer yüzünde bir anneye sorulabilecek en kötü sorular sanırım. Ve malesef cehaletimiz yüzünden toplumumuzun hele ki annelerin annelere yaşattığı ve aktardığı en kötü alışkanlık. Ey anneler bu soruların sizi ne kadar yıktığını bilmenize rağmen, Birebir yaşamanıza rağmen neden bir başkasına yaşatıyorsunuz? Art niyetli düşündüğümde ben buna annelerin ego savaşı diyorum. Bebeğini yeterince anne sütü ile besleyebilmiş şansı ama egolu bir annenin güç gösterisi… Ve malesef bu gerçeği yalnızca bebeğini anne sütü ile besleyemeyen ve bu yüzden kendine gereksiz yere yeryüzündeki en büyük pişmanlığı yaşatan anneler hissedebiliyor. anneler pişman olmayın br bebeği anne sütünden daha da çok besleyen birşey var ANNE SEVGİSİ 🙂

Reply
Avatar
Berna Salkaya 3 Aralık 2018 - 19:21

Malesef öyle, hele de tüm anneler bu konuyu böylesine dert ederken…. “Sen emziremedin ama benim sütüm fazla fazla yetiyor” gösterişi gerçekten çok gereksiz oluyor.
Evet anne sütü bir bebek için çok ama çok kıymetli, ama bana kalırsa hiç biri sevgiyle büyüyen bir bebeğin yerini tutmuyor 🙂

Reply
Avatar
Mine 18 Aralık 2018 - 20:41

Nasıl güzel yazmışsınız nasıl güzel anlatmışsınız ve ne kadar güçlüymüşsünüz ne mutlu size benim bebeğim 22 gün küvözde kaldı eve geldiği ilk gün dediğiniz gibi söylenmeye başladılar sütün yetiyor mu iki memenide emdi mi ? Bugün kaç kere kaka yaptı ? Altını kaç kere değiştirdin ? Gece uyuyabiliyor mu ? Gazı çok var ondan ağlıyor yoksa gazını alamıyor musun ? Öyle yetersiz hissettim ki kendimi sanki bebeğim her ağladığında benim yüzünden ağlıyormuş ben bişeyleri yapamıyormuşum gibi geliyordu artık paranoyak olmuştum evden herkesi kovdum evet resmen kovdum dedim ki bu çocuğu ben yaptım ben büyütücem kimse karışmasın tabi onları kovana kadar psikolojim çoktan beni terketmiş ve artık iyi değildim psikoloğa başladım iyi geldi hala devam ediyorum bebeğim şuan 43 günlük ilk doğduğunda 2425 ti şimdi 3800 oldu evet sadece anne sütüyle besleniyor sütüm yetiyor kucağımdan ayırmıyorum gece bile bazen koynumda uyutuyorum düşürmüyorum kakasını çok güzel yapıyor gazını da çıkartıyor herkese inat benim oğlum büyüyor .. keşke bu yazdıklarınızı cahil kesime okutsak okutabilsek anlayabilseler o zaman anneler kendini hiç bir zaman yetersiz hissetmez içimi döktüm resmen ama kaleminize yüreğinize sağlık çok güzel yazmışsınız ☺️

Reply
Avatar
Berna Salkaya 20 Aralık 2018 - 14:48

Bence kendinizle gurur duymalısınız, siz de en az benim kadar güçlüsünüz çünkü. Elalem ne der kaygısıyla “beni yalnız bırakın” diyebilmek de kolay bir şey değil çünkü. Burada konu akraba, komşu, anne, baba boyutuna gelince insan eşiyle bile ters düşebiliyor kimi zaman. Üstelik bebeğiniz henüz 43 günlükken, çok hızlı da alabilmişsiniz bu kararları.
En güzeli de siz bu kadar endişeliyken bile, miniğiniz baya baya büyümüş.:) 2425’dan 3800’e çıkmak bu kadar küçük bedenler için çok büyük şeyler ifade ediyor, keza biz anneler için de öyle.:)
Samimi paylaşımınız ve içtenliğiniz için teşekkürler, yazımı beğenmenize çok sevindim.
sevgiler..

Reply
Avatar
Öykü 19 Aralık 2018 - 11:31

Merhaba, yazınız mükemmel olmus yeni anneyim 33 günlük bir kızım var kendi annem başta olmak üzere herseye karışılması anneyi kızdıran geren hususlardan oluypr bu dönemde. Memeyi tuttu mu emiyor mu emzirirken basına gelip bakmalar vs. Bile sizin gerilmeniz için yeterli oluyor. Bide üzerine ilk günden gelen misafirlerin bebegi kucaklamaları opmeleri cıldırmanız için yeterince sebep en sonunda ayaklanınca evden herkesi kovdum kafa rahat doya doya cocugunuza her kafadan bir ses cıkmadan bakabiliyorsunuz huzur buluyorsunuz 😉

Reply
Avatar
admin 20 Aralık 2018 - 14:56

Kendi emzirme dönemlerim geldi aklıma yorumu okuyunca..
“Aaa yeni nesil de bi tuhaf, utanacak ne var kızım emzirsene yanımızda…”
“Ne oldu yani öptüysek, ağzımız pis değil..”
“Ellerim temiz benim, ver kucağıma bişey olmaz..” (sokaktan gelen biri söylüyor bu arada bunu)

Örnekler o kadar çokki, üst üste koysak baya eğlendiririz bile birbirimizi. Şuan her ne kadar o dönemleri gülerek hatırlasam da, o zaman baya deli oluyordum. Hele 1.5 ay boyunca yanaklarından öpmediğim bebeğimi, teyzenin biri şap şup öpünce çıldırıyorum herhalde diye düşündüğümü hatırlıyorum 🙂
Üstelik ben SAKİN ve OLUMLU düşünen biriyim çoğunlukla 🙂
Fakat insan o dönemlerde inanılmaz hassas oluyor, keşke tüm kadınlar büyük küçük demeden birbirini anlayabilse, o zaman herşey daha kolay olurdu.
Belki bizlerin bu paylaşımları artınca,düşünmeden konuşan kişilere de bir de burdan bak demiş oluruz. 🙂
içten paylaşımınız ve güzel sözleriniz için çok teşekkürler,
sevgiler..

Reply
Avatar
Bircan Erdoğan 19 Aralık 2018 - 20:40

Gaz sancısından uyuyamayan oğluma bu çocuk aç
Dediklerinden mama verdim! Ne oldu yine uyumadı kendi kendine uyumayı öğrensin diye beşiğine bıraktım ağladı ağladı yine uyumadı! Beşikte salladım ayakta salladım konuştum ninni söyledim saçını okşadım mendille uyutmaya çalıştım ıyumadı uyuyamadı:/ Sorun bende miydi?? Bir bebeği uyutamıyor muydum ya da bebeğim farklı mıydı? Saatlerce evin içinde pışşş pışşş diyerek zıplamak annelik için yeterli miydi? Boynumun ağrısından uyuyamama beni iyi bir anne yapar mıydı? Oğlum şu an 5 aylık ama onun karnında gazlar benim kafamda deli sorular..

Reply
Avatar
Berna Salkaya 20 Aralık 2018 - 15:05

Kaygı duymak sanırım bu hayatta insanın elini kolunu bağlayan en büyük sorunlardan biri. Özellikle anne olunca bu durum iyice ayyuka çıkıyor, bir de etraftan da “yapamadın, olmadı, yetmiyor, ağlıyor, bir çocuğa bakmayı beceremiyor, yeni nesil anneler…” yorumları yağmaya başlayınca insan iyice iç kontrolünü kaybediyor ve kendini sorgulamaya başlıyor. “Herkes yapıyor ya, bende neden olmuyor” diye düşünürken buluyorsunuz kendinizi.

Bence gerçekten boşverin, düşünmeyin, siz zaten elinizden geleni eminim yapıyorsunuzdur. Kendinizi rahat bırakın ve bence olduğu gibi kabul edin durumu. Arkadaşlarımın neredeyse tamamının çocukları akşam EN GEÇ DOKUZDA uyuyor. Benim 3 yaşındaki kızım ise 22.30’dan önce çok nadir uyur. Çünkü ben eve 19.30 da gelebiliyorum. 19.30 – 22.30, bana kalırsa çok makul bir süre, ama diğerlerine göre değil, çünkü çocuk dediğin 9’da uyumalı.

Her evin, her insanın dinamikleri farklı sonuçta, insan bir laf söylerken aslında tüm bunları göze almalı, ama malesef bu durum pratikte böyle olmuyor.
Merak etmeyin bu dönemler geçecek, hatta siz muhtemelen 1 yıl sonra keşke o kadar küçük olsa da kucağımda yatsa diyeceksiniz ve hatta başka bir anneyi rahatlatırken bulacaksınız kendinizi, bir nevi bayrak teslim etmek gibi:)
Samimi paylaşımınız için teşekkürler,
sevgiler 🙂

Reply
Avatar
Dln 1 Şubat 2019 - 10:04

5 aylık bir bebeğim var. Hep kucağa alıştırdım. Ne zaman istediyse aldım. Şu an boynumun, omuzlarımın ve belimin ağrısından duramıyorum. Her sabah Allahım bugün nasıl geçecek diye uyanıyorum. Evet başkalarının dediklerine çok da kafayı takmayın tabi ama söylenenlerdeki ortak akılı da görmek lazım. Herşeyin ortası kararında yapılanı makbul. Alışkanlık kazandırırken bunları da göz ardı etmemek lazım. İlk 3 ay alışkanlık kazanılmıyor herşey mübah ama sonrasında yaptığınız herşeyde kendinizi de düşünün ve ağırlaştıkça yapabilecek miyim diye de sorun. Evet zaten büyüyünce istesen de gelmiyorlar yorumları yapanlar da var. O da doğru, öbürü de. Bence doğru 1 değil herkesinki kendince doğru.

Annelerimiz zamanında popüler olan davranışçı ekoller şimdi tavsiye edilmiyor, sakıncalı bulunuyor. Şimdi güvenli bağlanma modası var ama 20 sene sonra buna da yanlış demeyeceklerini bilmiyoruz. 80 li yıllarda yüzüstü yatma tavsiye eden Amerikan Pediatri derneği şimdi bebeklerin sırt üstü yatırılmasını öneriyor. Doğrular bile sürekli değişiyior. Annelik biraz da kendi doğrunu bulup uygulamak.

Reply
Avatar
Berna Salkaya 5 Şubat 2019 - 20:07

Evet çok haklısınız, herkesin doğruları farklı, benim bu yazımda vurgulamak istediğim başkalarının söyledikleri rahatsızlık veriyorsa, yetersizlik hissettiyorsa eğer “Aldırmamayı öğrenebilmek”. tabii ki işe yarar pek çok tavsiye de geliyor çevreden, ya da kimi zaman tavsiye almak istediğimiz insanlar bile oluyor.
Hep söylediğim bir şey var, annelik bana kalırsa çok içgüdüsel. O yüzden ben tüm annelere ve anne adaylarına kendi içgüdülerine, araştırdıklarına ve inandıklarına güvenerek yola devam etmesini öneriyorum.
Güzel paylaşımınız için çok teşekkürler, sevgiler 🙂

Reply
Avatar
Mehtap Turhal 8 Şubat 2019 - 09:15

Merhabalar herkesin seninle aynı şeyleri yaşadığını görünce bir nebze rahatlıyor insan ama takmadan olmuyor maalesef 🙂 insanlar sanki sütün geri gitsin diye ellerinden geleni yapıyor ama neden yapıyorlar anlamıyorum süTün yetmiyor mu diyen cahillere sütünüzü sıkın ve tavana sıçratın bu sefer de yavan mi derler yahu bir rahat biraksalar ama yok hamileler okuyorsa lütfen sizin moralinizi bozacak butun kisileri kovun Allah size ne guzel bir varlik bahsetmiş keyfini çıkarı 🙂

Reply
Avatar
Berna Salkaya 12 Şubat 2019 - 22:18

ne güzel söylemişsiniz, bu sürecin keyfini çıkarmak lazım. 🙂 ben sütümü sağdığım zamanlarda bakalım ne kadar yağlı sütün bebeğe yarayacak mı diye soran kaç kişiye denk geldim.
İnsan bir süre sonra aşina oluyor ve inanın hiç takmıyor. zaten bu kafa haline ulaştığınızda herşey kendiliğinden yoluna giriyor, stres bu sürecin en büyük düşmanı.

Reply
Avatar
Azize 8 Şubat 2019 - 12:15

Günümüzde internet üzernden biçok bilgiye kolaylıkla ulaşabiliyor ve araştırabiliyoruz. Eminim bir çok anne hamilelik öncesi hem doğuma hem de sonrasına yönelik birçok araştırma yapmıştır. Fakat doğum ve doğum sonrası öyle bir tecrübeki yaptığınız tüm araştırmalar ve bildiğiniz tüm şeyler bir anda siliniyor. Özellikle o minik yavruyu kucağınıza aldıktan sonra. Bir anda etraftan o kadar çok fikir ve düşünce duymaya başlıyoraçsunjz ki kendi fikirleriniz siliniyor. Yapmayacağım dediğiniz herşeyi yapmış olarak buluyorsunuz kendinizi. Benim ilk hatam daha ilk günden sütün yetmiyor denip mama vermek oldu. Halbuki araştırdığımda öğrendiğim şey ilk gün zaten annenin toplam sütünün bir çay kaşığı kadar olduğuymuş. Bebeğin midesinin çok küçük olduğu ve bir damlayla bile doyduğuymuş. Haliyle sütün yetmiyor bu çocuk aç kalıyor diyerek mama verdik ve sütümü artırma çabalarına giriştim. Sürekli sağıp sütümün artıp artmadığını görmeye çalışıyordum. Az olduğunu gördükçe de moralim bozuluyodu. Ve bikaç gün sonra kendime geldim ve başkalarının dediklerini kulak ardı ettim. Mamayı da bıraktım ve sadece emzirmeye ve çocuğumu bol bol sevmeye odaklandım. Kucağına alma alışır dediler umursamadım. O dünyaya yeni gelmiş yabancı bilmediği bir ortamda ve bana ihtiyacı var dedim. Onla yattım onla kalktım. Kucağımda uyuyakladı yatırmadım uyanana kadar kucağımda onunla oturdum. Çocuğum şuan 5 aylık. Evet kendi başına durmayı sevmiyo hep ilgi istiyo. Ama pişman değilim yaptıklarımdan. Biz çocuklarımızı bi kenara koyup kendi kendine büyüsün diye dığurmuyoruz. Biz sevmezsek sarılmazsak kim sevip sarılır onlara.

Reply
Avatar
Berna Salkaya 12 Şubat 2019 - 22:30

bence en güzelini yapmışsınız, yeni doğan bebekler konusunda bu kadar kuralcı davranılmasını hiç doğru bulmuyorum ben. 2 yaşında bir çocuk ağladığında kenara bırakın ağlasın demezken, yeni doğan bebek ağlasın bir şey olmaz nasıl bir düşünce tarzı anlayamıyorum. aslında en çok onların sarıp sarmalanmaya ihtiyacı var. Evet anne için yorucu, yıpratıcı oluyor zaman zaman, ama inanın gün geliyor o kucağınızda uyuttuğunuz günleri özlüyorsunuz.

Benim kızım şuan 3 yaşında ve istesemde kucağımda uyumuyor, o yüzden içiniz rahat olsun bu minikler ipleri eline alıp yürümeye başladıklarında gündem çok değişiyor. 🙂

Reply
Avatar
Naz 26 Şubat 2019 - 23:50

Bence lahusalık döneminde gerçekten sizi tanıyan insanlar ile geçirmek lazım sizi strese sokmayacak daha rahatlamanızı sağlayacak insanlar ile. Çok şükür ki 3 günün sonunda sütüm geldi ama o üç gün kayınvalidem sayesinde burnumdan geldi diyebilirim doğum yapalı 12 saat olmamış iken bebeğimi tutamadığımı sütünün yetmediğini ve daha bir sürü olumsuz eleştiriye maruz kalmış biri olarak diyorum ki hayır demeyi öğrenmek lazım. Sütüm geldikten sonra bile aynı eleştiriler devam edince sağarak ispatlama çabasına bile girdim

Reply
Avatar
Berna Salkaya 28 Şubat 2019 - 19:59

ne kadar üzücü, bir de insanın yakın çevresinden olunca daha da yıpratıcı oluyor. Neyseki siz kendinizi bırakmadan yolunuza devam etmişsiniz, o yüzden küçüğünüz çok şanslı.
sevgiyle, sağlıkla büyüteceğiniz çok güzel günleriniz olsun 🙂

Reply

Yorum Yaz