Yanımda Yat Anne!

Berna Salkaya
0 Yorum

Annelik bazen gerçekten büyük challenge! Affınıza sığınarak bu kelimede değişiklik yapmayacağım, zira hislerime tercüman olabilecek en dolu, en anlamlı sözcük bu şuan benim için. Kim bilir, belki de vardır ama durmadan çalışan beynim, bitmeyen boyun ve omuz ağrılarım, minik kızımın başımı döndüren enerjisi sağlıklı düşünmemi bir tık etkilemiş olabilir. Sadece bir tık ama! 🙂 Sonuçta bende kendi kızımın kahramanı olan bir anne olarak, günlük hayatta yakalamaya çalıştığım temponun beni nakavt etmesine izin verecek değilim, sanırım anneliğin getirdiği en güzel misyon da bu: Her koşulda, durmaksızın yola devam..

Her ne kadar geriye dönüp baktığınızda”challenge”lar anneliğin en keyifli, en komik, en duygusal anlarına dönüşse de; içinde bulunduğunuz an hiç de o kadar komik ve eğlenceli olmuyor! İlk aklıma gelen mesela… Kolik! Anneliğimin en büyük ve en zorlu sınavlarından biriydi benim için. Panik halinde bilimum teknolojik cihazların çıkardığı seslerden medet ummaya çalışırken, bebeğime çare olabilmek bir yana onu daha fazla gerdiğimin farkına bile varamamıştım ilk haftalarda. “Ah ne de çok kitap okuyan anne cahilliği..” diye gülüyorum mesela şuan. Annelik çokca içgüdülerden ibaretmiş, zamanla öğreniyor insan..

Öğrenmenin bitmeyecek bir süreç olduğunu da zamanla öğreniyor tabi. Özellikle “sar geri, sar geri” yaptıkça.. Anlamamak konusunda direnip, o minik kurnazların elinde oyuncak olunca hele iyice pekiştiriyor. Kitaplarda sınırlar çok kolay çizilerken, reel dünyada o iş o kadar da kolay olmuyor. Kocaman gözlerini suratınıza dikip “benimle uyuyacaksın işte!” diye direnen minik bir keçi, tüm öğrendiklerinize tek nefeste meydan okuyabiliyor.

Evet sevgili dostlarım, “ooo uyku sorunu mu, neredeyse 2 yıl oldu biz o konuyu çözeli..” cümlelerimin ağırlığı altında ezilerek, yeniden bir uyku challenge’ı ile sınandığımı itiraf etmek durumundayım. Çünkü benim yer cücesi, son 1 aydır kendi kendine U-YU-MU-YOR!

Bir sonraki ay psikoloğumuz Irmak Hanım’la aramızda geçecek konuşmanın diyaloğu canlanıyor şuan kafamda:

-Kızınız yatağında uyuyor mu?

-Eveeeeet!

-Siz yatağınızda uyuyor musunuz?

-Hayıııır.

– Nerde uyuyorsunuz Berna Hanım?

-Yerde

-Yerde?

-Evet, evet. Yerde yatıyorum, kızımın oyun halısının üzerinde. Bir kaç defa kontrol ediyor beni uyumadan önce, eğer gerçekten yerde uyuyacağıma ikna olursa, kendisi de uyuyor. Bu süreç yaklaşık 45 dakika sürüyor. Eğer öğlen uykusuna yatarsa kontrol süresi 1 saati aşabilirken, şanslı günümdeysem 30 dakika içerisinde nihayate erebiliyor. Sonraki yarım saat salona geçip “Annneeeaaaııı….” diye uyanıp yaygarayı koparmasını, ve neden yerden kalktığıma dair 74392948328 adet soru sormasını bekliyorum. Neyse ki bir kere uyursa, kolay kolay uyanmıyor; ama uyanırsa o zaman gelip de evdeki şenliği görmenizi isterim. E hal böyle olunca battaniyemi alıp kıvrılıyorum oyun halısının üzerine; bazen insafa geliyor “bebeğim çok boynum ağrıyor vs vs…” deyince. O zaman beni afaroz edip, babasını çağırıyor yerime; ama o hep yatağında.. Biz yerdeyiz Irmak Hanım. Neyseki eşim yattığı yeri yadırgamıyor. Bazen sabaha kadar oyun halısının üzerinde uyuyabiliyor hatta…. Bu çözümümüz de yok şuan, çarklar ne zaman bize doğru yön değiştirir bilmiyorum…

Sahi var mı bir çözümü olan aranızda?

Varsa eğer alırım bi dal..

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz