Velayet Konusunda Merak Edilen Herşey

Merve Nur Arabacı
0 Yorum

Merhaba sevgili Balkafa.com okurları,

Bugün sizlere daha önce belki üzerinde hiç düşünmediğiniz ya da sadece eşinizle bir anlaşmazlık yaşamanız durumunda aklınıza gelen bir kavramdan bahsedeceğim: VELAYET kavramı. 

Bir avukat olarak görüp, gözlemlediğim kadarıyla çiftler ayrılma kararı alana kadar çocukları üzerindeki haklarını ve velayet kavramını hiç sorgulamıyor, bende bugün sizlere bu kavramın aslında ne demek olduğunu anlatarak başladığım yazımda velayet davalarına değineceğim.

Başta belirtmekte fayda var, aşağıda yer alan konular hukuki bilgiler olup, sizin için diğer balkafa.com içerikleri kadar eğlenceli olmayabilir 🙂 Eğer yazının sonuna kadar okumaya devam ederseniz, bu kavram ve olası bir velayet davası ile karşı karşıya kalmanız durumunda neler yapabileceğiniz konusunda epeyce bilgi sahibi olacaksınız.

Velayet nedir?

Çocuklar korunmaya muhtaç durumda olup hayatlarını bireysel olarak tek başlarına idare ettiremeyecek konumdadır.  Velayet hakkı ise küçüklerin şahıs varlıklarının korunmasını, geliştirilmesini, iyileştirilmesini, mallarına özen gösterilmesini ve onların temsil edilmesini sağlamak amacıyla geliştirilen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Modern çağın gerekleri ve uluslar arası çocuk hakları sözleşmelerine paralel olarak kabul edildiği üzere velayet, çocuk üzerindeki ana ve babaya ait hak ve yükümlülüklerin tümüdür. Nitekim kelime olarak da, yanında olma, sorumluluk üstlenme, koruma kollama, göz kulak olma anlamlarına gelmektedir.

Velayet, ana babanın kişilik haklarına dayanmakla birlikte, ana babanın kendi yararına olmayıp çocuğun yararına tanınan bir haktır. Bu nedenle çocuğun üstün yararının gözetilmesi açısından hak sahiplerine birtakım görev ve sorumluluklar yükleyen bir kavramdır.

Velayetin kapsamı nedir?

  • Çocuğa ad koyma hakkı; Türk Medeni Kanun hükümleri uyarınca her çocuk doğduğu andan itibaren ad sahibi olmaya hak kazanır. Çocuğun adını koyma yetkisi ise ana ve babaya verilmiştir. Ana ve baba çocuğun adını koyma konusunda anlaşamazsa mahkemeye başvurarak hakimin müdahalesini isteme hakkına sahiptir. Hakim bu durumda eşleri uzlaştırmaya çalışarak çocuğun adını belirlemektedir.
  • Çocuğun yerleşim yerinin belirlenmesi; Velayet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri velayet hakkına haiz ana babasının yerleşim yeridir. Ana ve babasının izni ile aile dışında yaşayan çocuk ise bağımsız bir yerleşim yeri edinebilir.
  • Çocuğun bakımı; velayetin en önemli işlevlerin biri olup velayet hakkına sahip ana baba çocuğun özgüvenli, mutlu, güçlü, sağlıklı ve topluma yararlı bir birey olarak yetişmesine katkı sağlamak ile yükümlüdür. Bu kapsamda çocuğun yiyecek, giyecek, barınma, sağlık gibi ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir.
  • Çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesi; ana ve baba çocuğa fırsat eşitliği vermeli, toplumda ne şekilde davranması gerektiğini, kötü alışkanlıkları ve bunlardan korunma yöntemlerini aktarmalıdır. Ayrıca çocuğun eğitim almasını sağlamalı ve çocuğu kültürel etkinlikler ve sanat gibi konularda da teşvik etmelidir.
  • Çocuğu temsil hakkı: Velayet hakkına sahip olan ana ve baba, velayet hakları devam ettiği sürece üçüncü kişilere karşı çocukları hukuki işlemlerde temsil etme hakkına sahiptir. Ancak küçük ayırt etme gücüne sahipse, yapılacak olan işlem ile ilgili çocuk bilgilendirilmeli ve görüş ve düşünceleri de öğrenilmelidir. Veli üçüncü kişilere karşı çocuğun temsilcisi olmakla beraber çocuk adına önemli tutarda bağışlama yapamaz, vakıf kuramaz ve kefil olamaz. Yine ayırt etme gücüne sahip küçük, velinin açık veya örtülü izni veya sonradan onaması ile hukuki işlemler gerçekleştirebilir.
  • Çocuğun mallarının yönetimi ve kullanılması; çocuğun malvarlığı içine giren tüm unsurların korunması, bakımı, onarımı, iyileştirilmesi ve ekonomik amacına uygun biçimde işletilmesine yönelik tüm iş ve işlemlerin yapılmasıdır. Bu kapsamda veli çocuğun mallarını kiraya verebilir, faiz ve kiralarını toplayabilir, mallarını satabilir.

 Evli bir çiftin çocuk üzerindeki velayet hakları nelerdir? 

 Türk Medeni Kanun hükümlerine göre ana ve babanın evli olması halinde, çocuk üzerinde ortak velayet hakkı doğar ve evliliğin devamı süresince ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Birlikte kullanmadan kasıt, velayete ilişkin hak ve yükümlülüklerin yerine getirildiği sırada ana babanın birbirleri ile danışarak hareket etmeleridir, yani taraflardan biri diğerinin rızasını alarak tek başına çocuk ile ilgili iş ve işlemlerde bulunabilir. Bu işlemler gerçekleştirilirken , veli kendi işlemlerinde gösterdiği özeni göstermeli ve çocuğun üstün yararı ile görüşlerini de her zaman göz önünde bulundurmalıdır.

Velayet hakkı kullanılırken ana baba arasında uyuşmazlık çıkması halinde ise, taraflar birlikte veya ayrı ayrı mahkemeye başvurarak hakimin müdahalesi talebinde bulunabilir. Hakim çocuğun üstün yararını gözeterek tarafların uzlaşmasını sağlayacaktır.

Çocuğun evlat edinilmiş olması halinde ise, ana babaya ait olan hak ve yükümlülükler evlat edinme kararının kesinleşmesi ile birlikte evlat edinene geçer ve evlatlık evlat edinenin velayeti altına girer. Dolayısıyla çocuğun bakımı, eğitimi, sorumluluğu ve mallarının idare yetkisi evlat edinene ait olur. Genetik ana babanın velayet hakkı ise sona ermektedir.

Velayet hakkı ne zaman sadece anne ya da babaya ait olur? 

  • Ana ve babadan birinin ölümü, kaybı ya da kasten işlenen bir suçtan mahkum olması halinde diğer eş velayet hakkına sahip olur.
  • Çocuk doğduğunda anne ve baba evli değillerse; anne doğumla birlikte çocuğun velayetini kazanır; ancak annenin 18 yaşından küçük, kısıtlı, doğum sonrasında ölmüş olması veya velayetin farklı bir nedenle anneden alınmış olması halinde velayet babaya verilebilir. Velayetin babaya verilebilmesi için çocuğun menfaatleri gözetilerek hakim tarafından tanıma kararı verilmeli veya baba ile soybağı ilişkisi kurulmalıdır.
  • Son olarak ayrılık veya boşanma halinde velayet hakkı mahkeme tarafından kendisine bırakılan taraf velayet hakkına tek başına sahip olmaktadır.

Velayet hakkını kaybeden taraf çocuk ile nasıl iletişim kurabilir?

Velayet hakkı boşanan çiftlerden birine bırakıldığında, diğer eşle çocuk arasındaki velayet ilişkisi sona ermektedir. Ancak bu durum velayet hakkı kendisine bırakılmayan anne/baba ile çocuk arasında hiçbir bağlantı kalmadığı anlamına da gelmez. Zira ana baba ile çocuk arasındaki ilişki hukuken ortadan kalksa da, ana baba olma statüsü boşanma ile ortadan kalkmaz; dolayısıyla velayet hakkını kaybetmiş anne ya da baba, çocuk ile kişisel iletişimini sürdürebilmek için hukuki yollarla talepte bulabilir.

Kişisel ilişki hakkı, kamu düzenine ilişkin bir kavramdır; yani hakim çiftin boşanmasına karar verdiğinde, velayet hakkını kaybeden tarafın talep etmesine gerek kalmaksızın,mahkeme kaybeden anne/baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi düzenlemek zorundadır. Bu hak çocuktan ayrı olan anne/babanın, çocuğun gelişmesine katkıda bulunması, hasımlık ilişkisinin sürdürülmesi, yabancılaşmanın önlenmesi amacı gütmektedir.

Velayet hakkını kaybeden taraf çocuk ile ne zaman ve ne sıklıkta görüşebilir?

Hakim velayet davasını kaybeden tarafın çocuk ile ne zaman ve ne şekilde iletişime geçeceğine boşanma kararında yer vermektedir. Çocuk ile velayeti kaybeden taraf arasındaki kişisel ilişki, mahkeme kararında belirlenen gün ve saatler içerisinde geçerlidir. Bu karar verilirken çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararı, yaşı, öğrenim durumu, yerleşim yeri, tarafların iletişimi, anne babanın çalışma gün ve izinleri, çocuğun istek ve eğilimlerine göre bir değerlendirme yapılacaktır.

Velayet hakkını kaybeden tarafın çocuk ile icra kanalı üzerinden görüşmesi nasıl olur? Çocuk teslimi nasıl yapılır?

Çocukla kişisel ilişki kurulması adına yapılacak masraflar velayet davasını kaybeden tarafa aittir. Dolayısıyla bu taraf çocuğu ile kişisel ilişki kurmak istiyorsa çocuğu evinden almak ve bu masrafları da karşılamak zorundadır.

Velayeti kaybeden taraf bu masrafları üstlenerek mahkemece belirlenen gün ve saatte çocuk ile görüşmek istemesine rağmen bu hakkı engellenirse cebri icra yoluna başvurabilir. Bu durumda mahkeme tarafından çocuk teslimine ilişkin verilen karar icra dairesine sunularak, velayet hakkı kendisine ait olan tarafa icra emri tebliğ ettirilir. İcra emrini alan taraf, çocuk ile kişisel ilişki kurulması için üzerine düşen tüm görev ve sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür.

Velayet hakkına sahip taraf bu icra emrine uyarak çocuğu teslim etmezse, çocuk nerede olursa olsun teslim zorla gerçekleştirilir. Çocuk teslim edildikten sonra, velayet sahibi taraf haklı bir sebep olmaksızın çocuğu tekrar alırsa, ayrıca bir takibe gerek kalmaksızın çocuk zorla elinden alınıp öbür tarafa teslim edilir. Bunun dışında çocuk teslimine ilişkin mahkeme kararını yerine getirmeyen velayet hakkına sahip taraf, lehine kişisel ilişki tesisi kurulan tarafın şikayeti üzerine altı aya kadar hapis ceza ile cezalandırılabilir, ancak velayet hakkı sahibi, ceza yargılaması sürecinde şikayette bulunan taraf ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulması için üzerine düşen görevleri yerine getirirse hakkında tahliye kararı verilecektir.

Velayet hakkını kaybeden tarafın çocuk ile iletişim kurması hangi durumlarda engellenebilir?

Türk hukuk sisteminde velayet hakkını kazanan tarafın, kaybeden taraf ile çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi zedelememe ve çocuğun eğitimi ile yetiştirilmesine engel olmama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kapsamda kişisel ilişki hakkı, yalnızca çocuğun ruhsal ve bedensel gelişiminin ciddi bir tehlike ile karşılaşması halinde kaldırılabilir. Örneğin Yargıtay içtihatlarında;

  • Çocuğunun sorumluluklarını üstlenmemiş, kusurlu olarak nafaka borcunu ifa etmemiş bir ebeveynle,
  • Annenin gebe olduğu dönemde bilinçli olarak eşini terk eden veyahut kürtaj isteyen baba ile kişisel ilişki kurulmaması, kurulmuş ise de kaldırılması gerektiği belirtilmiştir.

Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca da; çocuğun yaşadığı evde doğrudan çocuğa yönelik olmasa da bir şekilde fiziksel, cinsel, psikolojik ya da ekonomik şiddet uygulanmakta ise şiddet uygulayan kişi ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde kurulması ya da sınırlandırılması veyahut kaldırılması gerekmektedir.

Kişisel ilişki kurulması davası hangi mahkemede açılır? 

Kişisel ilişki kurulması veya kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi ile ilgili davalar için aile mahkemesi, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde ise görevli asliye hukuk mahkemeleri görev yapar. Yetkili mahkemeler ise; çocuğun oturduğu yer mahkemesi, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi olacaktır.

Konu ile ilgili daha detaylı sorularınız olması durumunda e-mail adresim üzerinden bana ulaşabilirsiniz 🙂

E-mail: av.mervearabaci@gmail.com

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz