Uykusuz Her Gece, Erken Kalk Çalışan Anne

Sizden Gelenler
0 Yorum

Bu hafta “Sizden Gelenler” köşemizde Pınar Karabulut kendi hikayesini anlatıyor:

Hamile olduğunuzu öğrendiniz, bir süre bu güzel haberi sadece kendinize sakladınız. Sonrasında bir heves sevdiklerinize müjdeli haberi  verdiniz; ağlayanlar, çığlık atanlar, bir de “kızım şimdiden bol bol uyu”diyenler… Bingo! Malesef 9 ay boyunca en çok duyacağınız ama bir işe yaramayan yegane nasihat 🙂 Uyku depolanabilen bir şey olsaydı milyonlarca insan her pazartesi ağlayarak işe gitmezdi öyle değil mi?

Aslında bebeğimi kucağıma aldığım ilk gün uykusuzlukla imtihanım başlamıştı bile. Minicik, sıcacık meleğimi yanıma verdikleri gece heyecandan nasıl uyuyabilirdim ki? Hastaneden eve çıkış, lohusalık, bebeğim ne zaman isterse emzirme saati derken, bu süreç hem bir delilik halini hem de dibine kadar uykudan feragat etmeyi içinde barındırıyor.

Doğumdan sonraki ilk 4,5 ay bebeğimle aynı odayı paylaşıyorduk. Onu uyandırmak istemediğim için öksürmeye bile korkarak iki saatte bir emzirme seansları eşliğinde uyumaya çalıştım. Kendi odasında uyumaya başladığı dönemde ise biraz da olsa uyku kalitem arttı, ancak uyanmalar hala devam ediyordu. İşe dönüş tarihi yaklaştıkça uykusuzlukla nasıl baş edeceğimi hayal bile edemiyordum.

İşte tam da bu dönemde, bebeğin temel besininin hala anne sütü olması sebebiyle gece emzirmelerini kesmemeyi tercih ettim. Uykuya dalmakta zorlanmayan bebeğimin gece uyanmaları varsın olsundu. İşe başladığımda ise tablo gözümde büyüttüğüm kadar olmadı. Başlarda bebeğimi evde bırakıp işe giderken gözlerim dolu dolu olsa da, sosyal hayata dönmek uykusuzluğun etkilerini hafifletti. İşe gerçekten isteyerek ve severek gittim. Akşamları eve koşarak gelmek için çok güzel bir sebebim vardı, gece uyanmaları da gündüz göremediğim bebeğimi doya doya koklamak için fırsat oldu.

Uyku düzeni bebek büyüdükçe daha da oturuyor, gündüz uykuları uzadıkça en azından şekerleme yapabilme veya kendime zaman ayırabilme fırsatım oluyor. Yani hiçbirşey ilk başlardaki gibi zor değil. Halen zorlandığım zamanlar tabii ki var, mesela hafta sonları geç saatlere kadar uyuduğum günleri çok özledim. Ama bu minicik varlıklar doğdukları andan itibaren en güzel şeylerin ardında sonsuz emek olduğunu insana öğretiyor.

Bence isyan etmek de, mutluluktan ağlamak da anneliğe dahil. Her bebek farklı, her anne de öyle… Uyku eğitimi, işe başlama, beslenme konusundaki tercihlerimiz annelik yolunda bizleri farklı maceralara sürüklese de hepimizin yolu aynı yere çıkıyor: sonsuz sevgi…

Bu yüzden her anın tadını çıkararak yaşamak gerekiyor, her zaman kendime hatırlattığım gibi 🙂

Sevgiler,

Pınar..

Hafta sonları da benim için erken kalk anne diyen Emir ve çok dinlenmiş gibi görünen Pınar 🙂

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz