Tek mi? Çift mi?

Selin Atacan Oral
0 Yorum
  • Kime göre?
  • Sana göre, bana göre.
  • Neye göre?
  • Yaşadığımız ya da yaşamak istediğimiz koşullara göre.
  • Kim için?
  • Benim, senin, ailemiz için.

Neden mi bu sorular? Cevapları doğru mu? Daha sorabilir miyiz? Kolay mı? Asla mı? Ve daha milyonlarcası anne olmaya karar verdiğimizde aklımızı kurcalar.

İlk kez anne olurken, yani o yolda yürümeye karar verirken çok düşünmüştüm. Hazır mıydım? Ya da hazır mıydık? Buna gücüm var mıydı ? Ya da gücümüz var mı? Hem maddi, hem de manevi. İstanbul gibi bir metropolde, hem de çalışırken ona nasıl vakit ayırabileceğim ? Ya da ayırabileceğiz ?…… Soruları dilediğiniz kadar arttırabilirsiniz. Deneyimim şunu der ki; yaşamadan anlayamazsın sevgili dostum.

İlk kez anne olduğumda, doğumhane de doktoruma şunu söylediğimi hatırlıyorum. “Doğum bu kadar kolay bir şey mi ?” Saf ben, Harika Hanım’ın şaşkın bakışı ve tatlı gülüşü ile beni kendime getirmeye çalıştı. “Genel anestezi ile sezeryan yapan biri için şimdilik” dedi ve “Odana çıktığında görüşürüz.” diyerek ayılmamı bekledi. Narkoz kafası güzel şey miğirim. Odaya geldim, hastanedeki mutlu hayat iki gün sonra eve geldiğimizde yerini bir kabusa bıraktı. Birinci hafta kontrolüne gittiğimde, ” Bir sonraki doğumumu ne zaman yapabilirim en erken ? ” dediğimde, yine aynı şaşkın bakış ve şen kahkaha ile Harika Hanım, “Aslında min 2 yıl da, hadi senin için 1 yıl yapalım” dedi. Bu da lohusa kafasıymış miğirim, sonradan anladım. Söz dinleyen bir hastayımdır. Tabi ki ilk doğumum 19/03/2011 ve ikinci doğumum 20/12/2012. Dedim ya, gerçekten doktroların sözünü dinleyen bir hastayımdır. 🙂

Peki bu kadar kısa aralıkla iki çocuk doğurmak akıl karı bir iş mi? Benim için EVET…

Çünkü;

  • Ben tek çocuktum,
  • Derin tek olmamalıydı,
  • Evet; kardeşlik çok güzeldi,
  • Hayır; tek çocuk olarak ta yaşanabilirdi…

Herkes için yorumu ve sonuçları farklı bir karar.

Tek çocuksanız hayat çok başkadır bir kere. Herkes size imrenerek bakar. Her istediği yapılan, her istediğini elde edebilen çocuktur tek olan. Bir dediği iki edilmez tek çocuğun. Yok canım edilir tabi ki. Yoksa şımarık olur. Amaaaannn, kim takar. Yine de tüm aile fertlerinin göz bebeğidir. İstediğini alır, istediğini giyer, istediği eğitimi alır. Ailenin onun için öngördüğü en özel ve biricik hayatı yaşar. İşte hep bu karşı pencerelerden, tek çocukların pencerelerine bakan gözlemcilerin düşünceleridir bunlar. Belki hepsi, belki herhangi biri, tek çocuk gördüğümüzde hepimizin aklından geçiverir.

Hadi gelin hepsini terse çevirelim. Yani bir de tek çocuk sizlerin penceresine baksın veya kendi penceresini size açsın.

Bir kere tek çocuk ne olursa olsun yalnızdır. Dostları, kuzenleri, ailesi vardır mutlaka da, gece herkes uyuyunca oturup sohbet edebileceği, dertleşebileceği, gülebileceği, omzuna yaslanıp ağlayabileceği biri yoktur. Güven duygusu hep bir ip cambazının ayağının altındaki ip gibidir. Hani sırrını söyleme dostuna, o da söyler dostuna. İşte o meşhur ip, saniyelere bile ulaşmadan kayıverir ayağının altından. Güce ihtiyacı vardır tek çocuğun. Yükleri vardır, arada sırada biri gelse de benimle bölüşse dediği. İmrenerek baktığı kardeş ilişkileri, bu kadarı da olmaz ki dediği kardeşlikler de vardır. Yine de kardeş güzeldir. Olsa bir türlü, olmasa bir türlü belki de, rüzgar tersten esse de sığınacağı limandır insanın kardeş.

Bütün bu duyguları ve daha fazlasını bir araya koyunca, ben 2 kere anne oldum. İlkini Allah verdi, ikincisi Hüdaverdi.

Eşim ve abisi A’nın imrenerek baktığım bir abi kardeş ilişkileri vardır. Eşim abisini herkese tanıtırken Abim, konuşurken A der. Ve A bunu hiç bir zaman yadırgamaz. Mesafesi uzak olan bir kardeşliği yaşasalar da, mesafe denen şey arabayla 450km’dir onlar için. Elbette ki kızarlar birbirlerine. Hatta birbirlerine en sert cümleleri söyleseler de, en yakınlarının bir diğerine aynı sözü söylemesini kabullenemez, aslan kesilirler. “Yanlış yoldasın, ayağa kalk ve yolunu bul” derler birbirlerine. Doğru yolda olduğuna inandığında da sonuna kadar elinden tutarlar birbirlerinin. Bu imrenerek şahitlik ettiğim kardeşlik duygusu ile 2002 yılında tanıştım ben. İlk gün dediğim gibi, bir kardeşi olmalı insanın mesafeleri yok sayan.

Her gün önce Allah’a sonra da doktorumuz Harika Hanım’a dua ediyorum, çocuklarımı bana verdiler diye. İkinci hamileliğim başladığı günden itibaren hep aynı duayı ettim .

“Allah’ım bana her iki çocuğumu da aynı adalet duygusu ile kucaklayabilme gücü ver.”

Bu şu demek; birini birinden üstün görmeme, birini bir diğerinden fazla sevmeme, birini bir diğerinden fazla korumama, birinin daha çok diğerinin daha az yanında olmama İZİN VERME.

O hep imrenerek baktığım kardeşlik var ya, bir kenarda duruversin şimdilik; çok sevgili dostum Ö’nün de söylediği gibi, kardeş çok istenilen bir şey değildir. Biz bunu her ikisinin de ayaklandığı günü milat sayarsak, son 4 yıldır çoğu zaman yaşıyoruz. O zaman anlıyorum çok toz pembe bir şey değilmiş bu kardeşlik. Hooop bir soru daha geliyor, yahu benim kardeşim olsa biz de böyle olur muyduk? Bilmem asla deneyimleyemeyeceğim.

Tek kişilik dünyamda, kendi çocuğumun bir kardeşi olmasını hep istedim. Allah bu duyguyu yaşamam için elinden geleni yaptı, şükürler olsun. Evet kavga ediyorlar, evet birbirlerinden nefret ettiklerini söylüyorlar. Evet, her küçük insan gibi iletişim kuramadıklarında birbirlerine vurabiliyorlar. Evet, biri düşünce diğeri gülüyor. Yani şeytanın aklına gelmeyecek şeyleri yapabiliyorlar. Her ne kadar biz bu yazdıklarımın hiç birini tasvip etmiyor ve engellemeye çalışıyor olsak ta, olabiliyor.

Sonra bir an geliyor, arabaya binerken bir göz birbirlerini arıyorlar. Elele verip bizi çileden çıkarıyorlar. Birine kızınca diğeri ” Ona kızamasın ŞEN” diyor. Biri hasta olunca, diğeri de hasta oluyor. Biri ilaç içmeyi sevmediğinden, bak yapabilirsin demek için elini tutuyor öteki. Ve nedense senin dakikalardır içirmek için uğraştığın ilacı, o bir dokunuş mideye indirtiyor. An geliyor o kadar güzel oynuyorlar ki, kıyamıyorsun hadi artık yatma vakti geldi demeye.

Ve ben inanıyorum ki, kardeş çok sevilen bir şey. O zaman bu yazı belki bir gün okurlarsa içlerinden biri, bunca yıldır kardeş dediğim G’ye, E’ye C’ye, B*2’ye, İ’ye ve J’ye gelsin.

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz