Peki ya İşe Başladığımda Bebeğime Kim Bakacak?

Berna Salkaya
0 Yorum

Peki ya ben işe başladığımda bebeğime kim bakacak? Bakıcı mı, anneannesi ya da babaannesi mi?
Biz bundan sonra aileler ile mi yaşamaya başlayacağız ?”
Hiç tanımadığım birine çocuğumu emanet edebilir miyim ?
Özel hayatıma aniden birilerinin dahil olmasıyla başa çıkabilecek miyim ?
Sürekli birileri müdahale ederken bebeğimi istediğim gibi büyütebilecek miyim?

Hamile kaldığımı öğrendiğimde kendime sorduğum ilk sorular bunlar olmuştu. “Bebek nasıl doğacak, sağlıklı bir hamilelik süreci geçirebilecek miyim, kız mı olacak acaba yada erkek mi?” değil, tam olarak yukarıdaki sorulardı aklımı kurcalayan. Üniversite yıllarından itibaren tek başına yaşayan ve kendi özgürlüğüne çok düşkün bir kadın olarak açıkçası bu soruların cevapları beni korkutmuştu. Hamileliğimin ilk bir iki haftası bu noktaya o kadar çok takılmıştım ki, “bebek bakımı” üzerine kurulan her cümle konu hakkında neredeyse hiçbir şey bilmeme rağmen beni adeta delirtiyordu. Nedense birilerinin hep bana müdahale edeceğini düşünüyordum ve bu düşünce de beni fazlasıyla rahatsız ediyordu. Ne eşimin ailesi ne de benim ailem müdahaleci bir yapıya sahip insanlar değil.”Yiğidi öldür hakkını yeme diye” bir laf vardır, her iki tarafta son derece anlayışlı ve ilişkimize saygı duyan ebeveynler olmasına rağmen neden böyle düşünüp kendimi doldurdum bilmiyorum.

Şimdi aradan aylar geçtikten sonra bu durumu hamilelik döneminde otomatik olarak artan endişe seviyesine bağlıyorum.
Hatta hamile olduğunu yeni öğrendiğim arkadaşlarımın da benzer kaygıları yaşadığını ve “bebeğe kim bakmalı” sorusunu sıklıkla sorduğunu gördükçe, bu geçişlerinin çok normal olduğuna eminim artık. Bazıları doğrudan, bazıları dolaylı yoldan sordukları sorularla neler yaşadığımı ve bu durumu nasıl yönettiğimi öğrenmeye çalışırken olabildiğince açık davranmaya çalışıyorum. “Sürekli annenle vakit geçirmekten sıkılmıyor musun” gibi bir soru sormak insanı aynı zamanda psikolojik olarak da kötü hissettirebiliyor. Sana yıllarca emek vermiş, hatta doğum yaptıktan sonra da yardımcı olmak için yanında olan bir insandan sıkılmak herkesçe “ayıp” olarak karşılanıyor çünkü.

Peki ya sonuç ne oluyor derseniz, aslında kimse kimseden sıkılmıyor 🙂 Yani korktuğunuz yada abarttığınız gibi olmuyor hiçbir şey. Zorlukları yok mu elbette var, ama Pera’ya anneannesinin ya da babaanesinin bakmasının avantajları dezavantajlarından çok daha fazla.

Bebeğe anneannesi/babaannesinin bakmasının avantajları nelerdir?

Güvenilir ortam

Hem eşimin hem de benim ailem İstanbul’da yaşadığı için bebek bakımı konusundaki roller iki taraf arasında bölüşülüyor. Sakın bunu bir dezavantaj olarak görmeyin. Çünkü aslında kendi evinizde anneniz yada kayınvalidenizle yaşamayı terk sorun eden taraf siz değilsiniz. Sonuçta sizin düzeninizle birlikte onların düzeninde de çok ciddi bir değişiklik oluyor ve hayatımızı kolaylaştırmak adına yaptıkları bu fedakarlık onlar için aynı zamanda çok yorucu olabiliyor. Bir bebeğe bakmak, özellikle en sevdikleri tarafından emanet edilen bir bebeğe bakmak hiç kolay değil. Yaş ve sahip oldukları enerji bizimle kıyaslanamayacağı için zaman zaman es vermeye ciddi anlamda ihtiyaç duyabiliyorlar. Benim hem kayınvalidem hem de annem 50’li yaşların başlarında neredeyse bana taş çıkacak enerjiye sahip olsalar da Pera’nın enerjisi ikisini de tüketebiliyor. İşte bu durumda her iki tarafında bebek bakımına talip olması resmen hayat kurtarıyor.

Aslına bakarsanız bebeğin temel ihtiyaçlarını gideren kişinin mümkün mertebe değiştirilmemesi önerilse de her şekilde güvenebileceğiniz ve gözünüz arkada kalmadan emanet edebileceğiniz aile büyüklerinin varlığı sizi psikolojik olarak çok rahatlatıyor.

Beslenme hassasiyeti

Pera’nın sağlıklı beslenmesi konusunda sanırım benden 100 kat daha fazla bir özene sahipler. Sayelerinde Pera tek yönlü beslenmiyor ve her besin grubundan düzenli olarak tüketim yapıyor. Sürekli olarak sevebileceği yeni şeyler pişirmeye çalışıp her öğün farklı bir şey yemesini sağlamaya çalışıyorlar. Bizimkinin yemekle pek arası olmamasına rağmen sabırla buna devam edebilmeleri ise gerçekten inanılmaz. Bir bakıcıdan böyle bir çaba nasıl beklenebilir ki ? Pek çoğunluğunun yemiş yememiş umrunda bile olmuyor.

Belirli rutinlerin sağlanması ve korunması

Uyku düzeni, yemek saatleri, sosyal ve zeka gelişimi konularında uygulamak istediğim düzene benim kadar iyi uyum sağlayabiliyorlar. Örneğin onlar bizi ayaklarında sallayarak uyutmasına rağmen biz Pera’yı bir kez dahi ayağımızda sallayarak uyutmadık. Yada biz çocukken zamanımızın büyük çoğunluğunu TV karşısında çizgi film izlerken geçirdik belki ama Pera televizyon bağımlısı bir çocuk olarak yetişmiyor.

Benim en büyük şansım her ikisinin de bilinçli olması, dolayısıyla onlara bir şeyler anlatmak beni yormuyor. Ters düştüğümüz zamanlar illaki oluyor fakat “bu çocuk benim çocuğum ve benim doğru olduğunu düşündüğüm şekilde yetişmesini istiyorum” dediğimde bu isteğime saygı duyuyorlar.  Dolayısıyla Pera’ya birden fazla kişi bakıyor olsa da hep aynı düzen ve alışkanlıklar çerçevesinde ilerliyor.

Herkes benim kadar şanslı değil bunun farkındayım fakat her şeye rağmen, annelere laf anlatmanın hiç tanımadığınız ve çocuğunuzu kendi evladı gibi sevmeyen bir kadına laf anlatmaktan daha kolay olacağına inanıyorum.

Ebeveynlerin sosyal hayattan kopmaması

Sevgilimle istediğimiz sıklıkta baş başa kalabiliyoruz. Bu çiftlerin ruh sağlığı için çok önemli bir nokta bence. Pera’yı gönül rahatlığıyla onlara bırakarak hafta içi – hafta sonu planlar yapabiliyoruz. Bu kimi zaman arkadaşlarla birkaç saatlik bir kaçamak olabildiği gibi kimi zaman 4-5 günlük bir yurt dışı tatili de olabiliyor. Gözüm arkada kalmadan emanet edebileceğim birilerinin olması bana müthiş bir konfor alanı sağlıyor. Hayatımıza bir bakıcı ile devam ediyor olsaydık muhtemelen hiç tanımadığımız birinin yatılı olarak evimizde kalmasını istemeyecek ve sosyal hayatımıza uzunca bir müddet ara vermiş olacaktık. Şimdi hafta içi annelerin bizimle olması bize böyle bir özgürlük alanı da sağlıyor. Hafta sonları ise Cuma-Cumartesi ve Pazar biz evimizde yalnız kaldığımız için sürekli olarak birlikte yaşama durumu oluşmuyor ve kimse kimseden sıkılmıyor.

Anne bebek iletişiminin sürekliliği

Hafta içi bizimle birlikte kalıyor olmalarının bir diğer artısı ise Pera’nın kendi odasında, tanıdığı ve alıştığı bir düzende büyüyor olması. Özellikle bu dönemlerde anne ile bebek arasındaki iletişimin kopmaması ve bebeklerin kendilerini güvende hissedebilmesi için süreklilik duygusunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. 1 hafta anneannesinin, 1 hafta babanesinin evinde kalan bir bebeğin sadece hafta sonları annesini görecek olması fikri beni rahatsız ediyor.

Sevgi dolu bir ortamda gelişim

En önemli avantajı ise Pera’nın sonsuz bir sevgiyle büyüyor olması. Onun kahkahalarına dahil oldukları her an, ona nasıl baktıklarını gördüğümde varsa da kızdığım bir şey kendimi tutuyorum. Onu nasıl sevdiklerini, nasıl üstüne titrediklerini gördükçe bakıcı alternatifine yönlenmeyerek ne kadar doğru bir karar verdiğimi bir kez daha anlıyorum.

Hiç mi dezavantajı yok derseniz, elbette var.

Bebeğe anneannesi/babaannesinin bakmasının dezavantajları nelerdir?

Nesil farkından kaynaklanan problemler

Her ne kadar çok modern insanlar olsalar da aramızda bir nesil farkı var. Mesela bana göre ev her daim mum gibi olmak zorunda değil, ama onlar için öyle. İki haftada bir düzenli yardımcı çağırmamıza ve evde ütü, dip köşe temizlik gibi en zorlu görevleri başkalarına devretmemize rağmen sürekli ev ile alakalı bir düzenden dolayı şikayetçi olabiliyorlar. Onlara göre ev her gün süpürülmeli, yerler iki günde bir silinmeli ve ütü için yardımcıların gelmesi beklenmemeli. Bense eve geldiğimde yemek dışında kalan tüm vaktimi Pera’ya ayırmak ve o uyuduktan sonra kendi hobilerime vakit ayırmak istiyorum. Tabii ki evde yapılması gereken asgari şeyler yapılıyor fakat sürekli ev işleri için kendimi yıpratmak istemiyorum ve de yapmıyorum. Bu da kimi zaman eşime şikayet olarak gidebiliyor her İKİ annem tarafından 🙂

Psikolojik huzursuzluk

“Acaba şimdi bizimkiler evde ne yaptı, dün akşam baban menemen yemiş sadece” gibi söylemler sizi psikolojik olarak kötü hissettirebiliyor. Bu konuda yapacak hiçbir şey olmadığı için”biraz dışarı çıkalım mı, Chakra indirime girmiş yada sana bir kahve ısmarlayayım hem hava olmuş olursun gibi söylemler” durumu kurtarıyor. Hele eve elimiz kolumuz dolu dönersek mevzu “ay yine çok alışveriş yaptın Ali bunları görünce ne diyecek”şekline kayıyor.

Özel hayatın kısıtlanması

Evde eşimle baş başa sohbet edip geyik yaptığımız zamanlar daha kısıtlı oluyor. Mesela bazen sadece ikimiz için bir şey ifade eden absürt bir konu hakkında konuşmak saçma sapan gülmek istiyorum ama kendi aramızdaki bu diyaloglardan yanlış anlamlar çıkabiliyor ve bazen alınganlık gösterebiliyorlar. Dolayısıyla kendimizi kontrol etmeye ve şifreler ile anlaşmaya çalışıyoruz. Bunu tam olarak bir dezavantaj olarak değerlendirmek yanlış olur ama her daim rahat davranmaya alışkın biri olarak bu durum beni zorlayabiliyor.

Çok düşündüm bu yazıyı tamamlamadan önce ama aklıma gelen başka bir dezavantaj gerçekten yok 🙂
Sonuç itibariyle “bebeğe kim bakmalı” sorusunun çok açık arayla kazananı büyük anneler oluyor, tabii böyle bir imkanınız varsa.
Gerçekten iyi ki varlar !

Bizimkiler 🙂

 

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz