Oyun ile Öğrenme

Zehra Altınkese
0 Yorum

İnsanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip olan oyun kavramı, günümüze gelinceye dek pek çok şekilde tanımlanmıştır. Bebeklikten yaşlılığa, değişen gelişim evrelerinin her birinde karşımıza çıkan oyun, tarifindeki zorlukları da beraberinde getirmiştir. Köpük baloncukları avucunuzun içine almaya çalıştığınızı düşünün. Çubuğa her üflediğinizde ortaya çıkan
baloncukları yakalayabilirmiş gibi hissedersiniz değil mi? Fakat sonra eliniz değdiği anda, o baloncuk kolayca çözünür ve yok olur gider. İşte oyun da tıpkı bu örnekte olduğu gibi, açıklaması oldukça kolay  görünen fakat ulaşılması tahmin edilenden daha karmaşık bir süreçtir.

Mutfakta elinde tuttuğu çatal kaşıkla tencereye vuran 12 aylık bir çocuk oyun oynuyordur. Beşiğinde, uyumadan önce bildiği tüm kelimeleri yüksek sesle sayan 18 aylık bir çocuk oyun oynuyordur. Futbol takımına katılan 5 yaşındaki bir çocuk oyun oynuyordur. Birlikte oyunun senaryosunu konuşup harekete geçen çocuklar, karşılarına çıkan sorunlara çözümler üretirken oyun oynuyordur. Tüm bu durumları oyun olarak nitelendirirsek, nasıl bir ortak noktadan söz edebiliriz ? Kısaca cevaplamaya çalışacak olursak;

Oyun kavramının unsurları nelerdir ?

Araştırmacılara göre oyun kavramı bünyesinde beş unsur barındırmaktadır. Birinci unsur, oyun keyifli ve eğlendirici olmalıdır. Burada oynarken kahkaha krizlerine girilmesinden değil, mutluluk verici bir eylem olması sebebiyle gülümsetiyor olmasından bahsedilmektedir. Aynı yukarıdaki örnekte tencerelere vurarak ses çıkan çocuğun yüzündeki ifadeyi tahmin edebiliyor oluşumuz gibi.

İkinci unsur, oyunun dışa dönük bir hedefi olmamalıdır. Hiç kimse oyun oynamaya, “Hımm, şimdi oyun oynayacağım ki okumaya başlamadan önce yeteneklerim biraz gelişsin.” diyerek başlamaz. Oyun oyun için oynanır.

Üçüncü unsur, oyun anlık gelişir ve gönüllülük esasına dayanır. Oyuncular tarafından özgürce seçilir. Çocuk futbol oyununu stresli buluyorsa, bu onun için bir oyun olmaktan çıkmaktadır.

Dördüncüsü, oyunlar oyuncuların aktif katılımını gerektirir. Gerçek bir oyunun içinde olabilmek için ister çocuk olsun, ister yetişkin taraflar oyuna katılım sağlamak istemelidir. Kişiler katılım göstermez, oyun bitene kadar oyuna katkı sağlamazsa orada oyunun varlığından söz edilemez.

Son olarak oyun, hayal unsuru içerir. Çocukların oyunlarının, gerçeklikten uzaklaşan bir yanı vardır. Sembolik oyun olarak adlandırılan bu oyun türünde, çocuk bir sıvıyı döküyormuş gibi yapıp, ardından döktüğü şeyi içiyormuş gibi yapabilir veya yukarıdaki gibi arkadaşları arasında rol paylaşımı yaparak istediği karakter olabilir.

Yaş gruplarına göre oyun dönemleri nelerdir ?

Peki çocuklar, oyun oynarken gelişimlerine göre nasıl bir sıralama izliyorlar? Yaşa göre oyun, hangi belirgin dönemlerle tanımlanıyor?

1970’lerde oyunla ilgili yapılan psikolojik araştırmalar ünlü İsviçreli Psikolog Jean Piaget‘ in çalışmalarıyla canlanmıştır. Oyunu sınıflandıran pek çok psikologun yanı sıra Piaget’ in sınıflaması, oyunun zihinsel gelişimdeki yerini en açık şekilde ortaya koymaktadır. Piaget, birbirini izleyen üç sistem tanımlayarak çocukların oyunlarının evrimsel anahtarını çizmiştir.

18 – 24 aylık bebeklerin oynayabileceği oyunlar nelerdir ?

Ünlü Psikolog, ilk olarak Alıştırma Oyun Dönemi, diye adlandırılan oyun türünün varlığından söz eder. Ona göre alıştırmalı oyun, çocuğun 0-1.5/2 yaş arası dönemidir. Çocuk bu dönemde emme, elleri açıp kapatma gibi hareketleri yineleyerek, kendi bedeninin ve çevresindeki nesnelerin işlevini öğrenir. Tuttuğu nesneleri işlevleri doğrultusunda kullanmaya başlar. Örneğin eline aldığı bir topu atar, daha sonra tekrar eline alarak aynı hareketi arka arka tekrarlamak isteyebilir.

Sembolik oyun dönemi nedir ? Hangi yaş grubundaki çocuklar sembolik oyunlar oynayabilir ?

İkinci olarak ortaya çıkan oyun türü Sembolik Oyun Dönemidir. Çocuklar yaşamların ikinci yılı itibariyle tasarımlama ve dil becerilerini geliştirme yönünde kayda değer adımlar attıkça, sembolik oyun döneminin daha çok içine girmeye başlarlar.  2-7 veya 2-11 yaşları arasındaki çocuk, yaşadığı olayları ve çevresindeki kişi, nesne ve hayvanları taklit ederek insan yaşamı için önemli olayları ayırt etmeye başlar. Çocuk, nesnelerin yokluğunda onları zihninde canlandırabilir, nesneler arasındaki ilişkiyi simgeleyebilir.

Sembolik/ Hayali oyunlar, çocukların sembolleri kullanımını gerektirir. Hayali oyunlarla çocuklar kendilerini mekandan ve zamandan soyutlarlar. Bu oyun türü çocuğun “-mış gibi” yapabilmesini gerektirir. ( Fincanın içinde su varmış da içiyormuş gibi, eline aldığı bir tahtayı arabaymış gibi kullanarak vınnn, vınnnn, vınnn sesini çıkarması gibi, bebeğini uyutuyormuş gibi sallaması vb.)

Çocuklar, hayali oyun dünyasına girdiklerinde kendi inşa ettikleri ve yöneticisi oldukları yeni bir dünyanın kral ve kraliçesi olurlar. Bu dünyada nesnelerin asıllarına güvenmek yerine, onları dönüştürme ve kendi amaçlarına uygun kullanma gücüne sahiptirler. Bu tam anlamıyla fikir üretme ve bir problemi çözme sırasında gerçekleşir. Hayali oyunlar, çocukların kalıpların dışındaki cevapları da düşünmesini sağladığı için yaratıcıdır.

Kurallı oyun dönemi nedirHangi yaş grubundaki çocuklar kurallı oyunlar oynayabilir ?

Üçüncü tür oyun, 11-12 yaş sonrası görülen Kuralı Oyun Dönemidir. Bu dönemde çocuk artık daha mantıklı, gerçekçi ve sosyaldir. Oyun kadar oyunun kuralları da önem kazanmıştır. Ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık dönemlerinde de kurallı oyun özellikleri görülür. Oynanan kutu oyunları (tabu, milyoner, kelime türetme vb.), satranç ve spor oyunları gibi. Piaget’in gelişim görüşlerine göre, oyun yaşam boyu süren gelişim ve öğrenme sürecidir.

Oyunla ilgili değinmek istediğim diğer bir nokta ise şu:

Çocukların büyümesi ve gelişmesi için yemek içmek, bakım görmek ve sevilmek kadar gerekli olan oyunun; hayatlarında yeterince yer kapladığını düşünüyor musunuz? Onların kendi oyunlarını üretmelerine, becerilerini sergilemelerine ve kendi hayatlarını devam ettirirken ihtiyaç duyacakları bağımsızlık duygularının gelişimine destek oluyor musunuz? Veya çocuğunuz sıradan bir oyun oynarken, onun pek bir şey öğrenmediğini düşünerek onu eğitici kartlar veya kitaplarla eğitmeye mi çalışıyorsunuz?

Oyun çocukların gelişimini destekler.

Cevabınız ne olursa olsun, dikkatinizi çekmek istediğim nokta şu ki: Oyun zamanları çocukların öğrenmesi için en iyi fırsatlardır. Oyun çocukların gelişimini destekler. Yaratıcılığı ve problem çözme becerilerini arttırır. Başkalarıyla nasıl geçinmeleri gerektiğini öğrenmelerine yardım eder. En önemlisi oyun, çocukların dünyasına anlam katarken, kendileri hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlar.

Tüm bu anlattıklarım ışığında çocuklara, çocukluklarını geri vererek, onların ihtiyacı olan bilgilere kendilerinin ulaşmasını sağlayabiliriz. Bırakalım çocuklar merak ederek keşfetsin. Bu keşfi kendi başlarına yapmış olmanın hazzını yaşasın. Çünkü onlar için bu yolla öğrendikleri şeyler, hem daha güçlü hem de daha kalıcı olacaktır. Çocuk için bu derece önemli bir kavramın, onun hayatında daha çok yer kaplaması umudu ve dileğiyle…

Kaynakça

  • Golinkoff, R., K. Paset ve D. Eyer. (2017). Einstein Hafıza Kartları Kullanmazdı. İstanbul: Yakamoz Kitap.
  • Winnicott, D. W. (2014). Oyun ve Gerçeklik. İstanbul: Metis Yayınları
  • Nicolopoulou, A. (2004). Oyun, Bilişsel Gelişim ve Toplumsal Dünya: Piaget,
  • Vygotsky ve Sonrası. Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi.
  •  Egemen, A., Ö. Yılmaz ve İ. Akil. (2004). Oyun, Oyuncak ve Çocuk. ADÜ TıpFakültesi Dergisi.
  • Koçyiğit, S., M.N. Tuğluk ve M. Kök. (2007). Çocuğun Gelişim Sürecinde Eğitsel Bir Etkinlik Olarak Oyun. Atatürk Üniversitesi.
  • Ünal, M. (2009). Çocuk Gelişiminde Oyun Alanlarının Yeri ve Önemi. İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi.
0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz