Olmalı mı, Olmamalı mı?

Selin Atacan Oral
0 Yorum

Yaşayarak görmeli… Hayatın size deneyim kazandırmasına izin vermeli…

Sağlık sektöründe üst düzey yönetici olan ve kendi alanında en uzman doktorları tanıyan, çok sevdiğim bir arkadaşım der ki;

C: Hımmm yani bu ilacın sana iyi geleceğini düşündün.

S: Yani evet, daha önce böyle bir durumda işe yaradığına göre şimdi de yarar.

C: Selin hocam, senin meslek ne?

S: Pastacıyım ben.

C: Yani senin uzmanlık alanın pastaların.

S: Yani??!!! (Selin burada anlamsızca bakmaya başlar)

C: Yanisi canım, elinin unuyla bir zahmet konusunun uzmanı olan insanların işine karışma. Sor, danış, öğren, uygula. Kendi kendine karar verme.

( C bu yazı yazılırken kendinden bahsedildiğini bilmediğinden, adı kocaman bir ‘C’ olarak anılmaktadır. 🙂 )

Haklısın sevgili C. Beni uyardığı bu küçücük konuşma sonrasında hep de öyle yaptım. Konusunun uzmanı olan insanlara danıştım, sordum, öğrendim, mümkün olduğunca da uygulamaya çalıştım.

Peki bunca girizgahı niye yaptım? Yok, yok merak etmeyesiniz aklımdan zorum yok. Yaşadığım bir deneyim var, onu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu deneyim bana çokça kez olmalı mı? Olmamalı mı? sorusunu sordurdu. Beni yalnız bırakmayacağınızı biliyorum, hissediyorum. Aranızda aynı soruyu sorunlar vardır? Vardır değil mi ? 🙂

Ben alerjik bir annenin alerjik kızıyım. Hamileliğim süresince öğrendim ki, bu alerji denilen illet annelerinden kızlarına miras kalırmış. Anneme çok sordum yok mu yat, kat? Onları miras bıraksan mesela, yokmuş. Peki, olsundu, böyle de yaşardım, ki 38 yıldır yaşıyorum. E haliyle benim genlerim de durmamış, durdurulamamış ve sarı kızıma aktarılmış. Yetmemiş geniz etim, orta kulak iltihabım gibi yıllarca dertlendiğim ve çokça da çektiğim hastalıklarımın genleri de aktarılmış.

Sarı kızım 4 yaşına geldiğinde, kulak kontrolü yapılmak üzere, uzun yıllardır tanıdığımız doktorumuzla Derin’i tanıştıralım istedik. Beni bildiği için Derin’i tanıması da kolay olacaktı. Benim yaşadığım sorunlarla karşı karşıya kalırsak da, en azından küçük yaşlardan takip ediliyor olacaktı. İlk kontrolde ki teşhis, kulak burun boğaza gidildiğine göre tahmin edersiniz ki, geniz eti oldu. Şaşırdık mı? Elbette hayır. O sırada babamız yurt dışında ve nedense Derin’in hemen o cuma ameliyat olması gerekiyordu. Ne yapacaktım? Nasıl olacaktı? Ertesi gün çalan telefon ameliyat saatini teyit etmek istiyordu ve sadece “eşim yok, geldiğinde konuşsak” dediğimde, karşıdan gelen cevap netti: “Hocanın ertesi hafta günü yok.” Allahtan sinirlenebildim ve “O zaman şimdilik kalsın, ben sizi daha sonrası için arayacağım” diyerek, telefonu kapatabildim.

Eşimin kendine gelleri ile, kızımın hastalığı arasında bir noktada; önce çocuk doktorumuzda, ardında da bir göz daha görebilsin diye farklı bir doktorda soluğu alıverdik. İşte burada sor, danış, öğren üçlüsü devreye girdi. Öncelikle bu konunun kişiye özel olduğunu, internetin milyonlarca kirli bilgiyi bir arada bulundurduğunu ve sadece kızımız adına bizim karar verebileceğimizi öğrendik. Dahası çocuklar 7 yaşına gelene kadar, geniz etinin çocuğun neredeyse tüm boğaz yolunu kaplayabileceğini, yaş ilerledikçe de, küçüleceğini ve kritik sürecin önemli bir kaç sorusu olduğunu öğrendik.

  • Çocuğunuz sıklıkla grip ya da üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanır mı?
  • Evetse, ne sıklıkla?
  • Boğazları şişer ve bu kulağını etkiler mi?
  • Evetse, ne sıklıkla?
  • Geceleri horlar mı? Ağzından nefes alır mı?

Derin 4 yaşındayken bu soruların neredeyse hepsine evet ve sık sık diyebiliyorduk. Burada referans aldığımız iki doktorumuz da, her şeye evet dememize rağmen 7 yaş dedi. 7 yaşına kadar değişecek birazcık sabır ve takip. Tamam. Takip edelim bakalım. Öyle de yaptık.

Yaşadığımız olay alternatif yollar aramamıza ve tanımamıza yardımcı oldu. Her şerde bir hayır varmış yani. Homeopati ile tanıştık ve Derin bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine yönelik tedavi gördü.

Biz bu ameliyatı olmadık. Derin adına bir karar verdik. Geçen hafta, ameliyat kararını veren doktorumuza tekrar götürdük Derin’i. 3 yılda değişen bir şey var mı diye sorduk. Cevabı olumlu yönde evetti. Peki bu ameliyat o gün yapılmalı mıydı diye sorduk. Cevabını gururla dinledik; itiraf etmeliyim ki, yapılması pek gerekli olmayacaktı.. Şimdi Derin takip sürecinde. Ve evet, hala ameliyat kararını veren doktorumuza gidiyor. Bu da bir karar. Her insan gibi  o da hata yapabilirdi, bizce önemli olan da bunu kabul edebilmesiydi. Etti de.

Okuduğunuz yazı, kendi ailemize ait bir deneyimi aktarmakta olduğundan, konusunda uzman kişilerin verdiği kararlara saygısızlık ettiğimiz düşünülmesin. Kendilerine duyduğumuz sevgiden ve sizlere olumlu ya da olumsuz bir referans oluşturmaması adına da isimlerine de yer verilmemiştir.

Sevgilerimle,

Pastacı S.

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz