Mutlu Çocuklar Yetiştirebilmenin Yolları

Berna Salkaya
0 Yorum

Pera için en kalpten istediğim şey hayatının her evresinde mutlu olabilmesi. Bana göre mutlu olabilmek, sağlıklı ve başarılı olabilmenin de ilk koşulu, çünkü ancak mutlu ve kendisiyle barışık kişiler hayatı pozitif yaşayabilirler. Çocuk gelişimi üzerine okuduğum kaynakların pek çoğu “kendine yetebilen, pozitif bireyler” yetiştirmenin öneminden bahsederken, bu yolda çocuk için en önemli rol modelin ailesi olduğunu vurguluyor. Farkına varmadan, onların hayatını kolaylaştırmak için yaptığımız bazı hatalar anlık olarak mutlu olmalarını sağlarken aslında ilerleyen dönemlerde doyumsuz çocuklar yetiştirmemize sebep olabiliyor. Halbuki yalnız olmadıklarını hissettirerek, onlara aslında neler yapabileceklerini öğretmeyi başardığımız an “mutlu çocuklar yetiştirebilmek” yolunda çok büyük bir adım atmış olacağız. Nasıl daha mutlu, daha pozitif bireyler yetiştirebilirim sorusunu kafaya takmış ebeveynler için nacizane bazı tavsiyelerde bulunacağım.

Mücadele etmesine ve öğrenmesine izin verin

O dışarıda görüpte “ne kadar da akıllı, her işini kendi görüyor” dediğimiz çocukların neden özgüveni daha yüksek bireyler olduğunu hiç düşündünüz mü? Muhtemelen her ihtiyacı ebeveynleri tarafından karşılanmayan ve mücadele etmeyi bilen çocuklar onlar. Küçücük bir çocuğa mücadele etmeyi nasıl öğretebilirim, onun bana ihtiyacı var diye düşünmeyin. Her çocuğun, her yaş döneminde yapabileceği ve öğrenebileceği bir şey mutlaka vardır. Örneğin 1,5 yaşındaki bir çocuk dökerekte olsa yemeğini kendisi yiyebilir, oyuncaklarını toplayabilir, ellerini yıkayabilir ya da eline bardağı verdiğinizde suyunu kendisi içebilir. Burada kritik nokta tüm bunları yapması için onu teşvik etmeniz ve yapabileceklerini fark edebilmesi için onu desteklemenizdir. Eğer ilerleyen dönemde de her şeyi sizin yapmanızı bekleyen bireyler yetiştirmek istemiyorsanız bu noktada öncülük yapmanız şart. Bu tarz faaliyetler çocukların el becerilerinin gelişmesi için katkı sağlarken, aynı zamanda kendilerine olan güvenlerinin de artmasına yardımcı oluyor.

Gerçekçi iyimser olun

Küçük yaşlarda onlara toz pembe hayaller kurdurmak ne kadar kolaysa, büyüdükçe artan beklentilerle birlikte aynı toz pembe hayatı sunabilmek o kadar zor oluyor. Dolayısıyla bir şeyleri anlamaya başladıkları yaş dönemi ile birlikte yaklaşımların daha gerçekçi olmasında fayda var diye düşünüyorum. Demek istediğim son derece diktatik ve realistik yaklaşımlarla onları hayata hazırlamak değil tabii ki. Çocukların her şeyin mükemmel sonuçlanacağına inanması, beklemedikleri durumlarla karşılaştıklarında mutsuz olmalarına ya da özgüven kaybı yaşamalarına neden olabilir. Örneğin çocuğunuz yeni katıldığı bir ortamda diğer çocuklar tarafından hemen kabul göremeyebilir. Bu durumda yaşadığı duygusal boşluğu doldurmak her ebeveyn için iç güdüsel bir yaklaşım olurken, bu boşluğu doldurma yöntemi yanlış olabiliyor. Eğer çocuğunuza “sen çok iyi bir çocuksun, bunu anladıklarında seninle arkadaş olmak isteyecekler” derseniz onda yanlış bir beklenti yaratmış olursunuz. Çünkü hepsinin bir çocuk olduğunu düşünürsek, diğerleri çocuğunuzu hemen kabullenmeyebilir ve bu da çocuğunuzun “ben acaba iyi bir çocuk değil miyim?” diye düşünmesine neden olabilir. Eğer ” yeni bir ortama girdiğinde arkadaş edinmek zordur, bunun için kendine zaman tanımalısın, daha önce de bir sürü arkadaşın oldu, şimdi de olacak” derseniz bu çocuk üzerinde daha doğru bir beklenti yaratacaktır. Bu şekilde bir yönlendirme söz konusu olduğununda, çocuk çevresindekiler onunla hemen arkadaş olmak istemediğinde kendi karakterini sorgulamayacak ve bunun bir süreç olduğunu yaşayarak öğrenecektir.

Şikayet etmeyi bırakın

Yengeç Kitap – Çocukları Kötü Yetiştirmenin Yolları” adlı kitabın yazarı C.G.Salzman çocukları asık suratlı ve kötümser yapmak istiyorsanız kendi hayatınızdan şikayet etmeye başlayarak işe başlayabilirsiniz diyor. Olumsuz düşüncelere sahip olan ve sürekli şikayet eden ebeveynler, çocukları üzerinde negatif bir izlenim bırakırken, sürekli bu söylemlere tanık olan çocuklar da durumun normal olduğunu düşünerek benzer davranışlar sergilemeye başlıyor. Örneğin sürekli iş yerinde yaşadığı sıkıntılardan bahseden bir anneyi dinleyen çocuk, iş yaşantısının stresli ve yorucu olduğu bilgisini çok küçük yaşlardan itibaren öğrenmeye başlıyor ve bu da iş hayatına karşı önyargılı yaklaşmasına neden olabiliyor. Özellikle toleransı düşük olan ve çabuk sinirlenen ebeveynlerin çocukları, anne/babalarındaki bu ani çıkışlarının nedenini iş yaşantısındaki stresle ilişkilendirmeye başladıktan sonra “annemin çalışmasını istemiyorum” şeklinde istekler gelmeye başlayabiliyor. Bu durum, “hem eve hem işe yetişemiyorum” kaygısına düşen annelerin de psikolojisini oldukça olumsuz yönde etkileyebiliyor. Halbuki yaşadığımız olumsuz durumları doğrudan yansıtıp, sürekli şikayet etme yolunu seçmek yerine hayatın olumlu ve olumsuz pek çok şeyi barındırdığını anlatarak büyütebiliriz onları. İş hayatının yorucu ve stresli olmasının yanı sıra, sağladığı avantajlardan ve bu sayede sahip olduğumuz imkanlardan bahsedebiliriz. Bir şeyler elde edilmek için emek vermek gerektiğini, isteklerimizi, sadece isteyerek elde edemeyeceğimizi öğretebiliriz. Şükretmeyi bilmeyen ve sahip olduklarını azımsayan bir ebeveyn olduğumuz da çocuklarımızın nasıl doyumsuz olmamasını bekleyebiliriz ki ?

Özellikle zihinsel anlamda mutlu bireyler yetiştirmek istiyorsak, işe önce kendimizden başlamalı ve pozitif düşünebilen bir rol model olmayı başarabilmeliyiz, zaten gerisi çorap söküğü gibi gelecektir. 🙂

Sabah şekeri Balkafa 🙂

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz