Lohusalık Dönemi

Sizden Gelenler
0 Yorum

Bu hafta “Sizden Gelenler” köşemizde Birce Aydın Yerköylü kendi hikayesini anlatıyor:

Sürpriz gelen bir haberle başlayan 9 ay, evet sürpriz. Böyle deyince  herkes inanmayan gözlerle bakıyor ama Pera’mız uzun süren çalışmaların sonucu değildi.

Haberi aldığımız gün itibari ile hayatımızda hiçbirşey değişmedi, sadece son aylarda büyüyen karnım dışında. Bulantı yok, kusma yok, uykusuzluk yok, çok kilo yok. Bolca seyahat, bolca yürüyüş, bolca fotoğraf vardı. Bunun üzerine bir de Amerika’da Doğum hikayemiz eklendi.

Tülüş tülüş bir kızın hayalini kuran, her anın tadını çıkaran, son ana kadar çalışma hayatına devam eden bir anne adayıydım. Taa ki 9 ay bitene kadar. Aslında 9 ayı da beklemedi kızım. Darbe girişimi olduğu akşam Pera da ilk sinyalini verdi. Amerikalı doktorumun ülkem için  endişeli tavrı ve hassasiyeti ile birlikte doğum sürecimiz başladı ve Pera dünyaya gözlerini açtı. Metin’in doğuma yetişememesi, kızımla ilk kucaklaştığım anlar, doktor Linares’ e sarılışımın tarifi yoktu. Kardeş duygusunu bilmeyen ben ilk defa bu kadar minik, bu kadar masum bir varlık ile karşı karşıya kalmıştım. Artık anneydim, Pera’nın annesiydim ve ömür boyunca onun annesi olarak kalacaktım. Bu hem korkutucu hem de inanılmaz bir duyguydu. Çocuk sahibi olmaktan korkan insanları o an anladım. Alınması zor bir karardı.  

Sonrası mı? Hastane odasından çıkıp elbisemi giydiğimde artık hamile değil, şişmandım :)İlk psikolojik şoku o an yaşadım. Memleketten uzakta olmamıza rağmen eve gelmemizle birlikte yoğun bir süreç başladı. Yazanlar, arayanlar, yorum yapanlar, soru soranlar bitmek bilmiyordu. Normal mi sezaryan mı, boyu kaç, kilosu kaç, neden Pera, neden Amerika, sütün var mı, gazı var mı, kime benziyor, ne zaman Türkiye’ye geliyorsunuz… Kimse de, sen de tek başına Amerika’da doğum yaptın, nasılsın, ne hissettin, bir ihtiyacın var mı diye sormadı. Alınganlık yok Birce, artık Pera var hayatında alış bunlara dedim. Hiçbir şey yokmuş gibi devam ettim, etmeye çalıştım. Sonrası Tekirdağ. Anne, baba, kayınvalide, amca, dayı, arkadaş bütün sülale Pera’yı bekliyor.

Metin işi nedeniyle Katar’a, biz de aynı dakikalarda Türkiye’ye uçtuk. Küçücük bebeğimle baba evine yıllar sonra dönmek garipti. Aynı sorular, aynı hikayeler yine anlatıldı. Misafirler, mevlüt telaşı, öğütler, nasihatlar… Kendimi kapana sıkışmış gibi hissediyordum. 1 ay önce özgür bir kadınken, bir ay sonra markete bile gidemiyordum. Sütümü sağıp bırakayım, olmaz kızım memeyi istemez sonra, Pera’yı da alayım, olmaz kızım ya üşürse?? “Birce çıplak ayakla gezdin bak çocuğa gaz yaptı, çok küçük daha 40 ına kadar sabret, 40 çok önemli bak çocuğun huyu suyu değişir, yalancı meme verseydin rahat ederdin, bak ama kime diyoruz” gibi cümleleri duymadığım an kalmamıştı neredeyse. Ne mi yaptım? Aldırmamaya çalıştım, süslendim, kuaföre gittim, süt arttırıcı diyetime başladım, pilatese gittim ve en sonunda evet Pera 25 günlük iken dayanamadım ve “Metin çabuk bilet al” deyip Katar’ a döndüm. Katar’a gittiğimde dünyalar benim olmuştu. Kitabımı okuyor, geziyor, bebeğime bakıyordum ve hiçbir şey de eksik olmuyordu. Böylece Amerika, Katar, Türkiye üçgeninde 10.ayımı geride bırakmıştım.

Pera şu an 17 aylık, aynı üçgeni yine yaşıyorum ama o ilk ay yaşanılanlar çok net değil gözümde, belki de hala psikolojisini atlatamadım. Ey lohusalık sen ne zaman peşimi bırakacaksın?

17 ay öncesi.. Taze anne Birce ve mini mini Pera 🙂

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz