İyimser Bir Çocuk Yetiştirmek İçin 6 İpucu

Burçak Aykul Öztürk
0 Yorum

İyimser insanların 100 yaşına kadar yaşama ihtimallerinin daha yüksek olduğunu biliyor muydunuz?

Çocuklarımıza iyimserliği teşvik etmek için zihinsel ve fiziksel olmak üzere bir çok olumlu neden vardır. Bardağın yarısını dolu olarak gören çocuklar, yaşamın zorluklarıyla başa çıkmakta daha başarılı olacak ve daha mutlu bir hayat süreceklerdir. İyimser bir çocuğu nasıl yetiştireceğinizi merak mı ediyorsunuz? Bu altı ipucunu çocuğunuz için uygulamaya koyun ve olumlu gelişmeleri izleyin!

Şikayet etmeyi bırakın.

Bazı ebeveynler, basit durumlar için bile sürekli çocuklarının gözü önünde söylenebiliyor. Örneğin çok fazla yağmur yağarken ”Oraya asla gidemeyiz”, ”Yine çok geç kaldık” gibi cümlelerin sıklıkla kurulması çocuklarda olumsuz düşüncelerin oluşmasına neden oluyor.

Olumsuz düşüncelere ve hayal kırıklıklarına odaklanmak klasik bir karamsarlıktır. Para problemleri hakkında ne kadar çok söylenirseniz ya da çok yorucu bir gün geçirdiğinizi ne kadar çok dile getirirseniz, çocuklarınızın da aynı şeyleri öğrenmesi o kadar olasıdır. Bunun yerine, doğru giden şeyler hakkında konuşmayı denemelisiniz. Mesela “Bugün işte büyük bir projeyi hallettim” veya “Bugün iş yerinde çok güzel bir gün geçirdim” gibi cümleler daha yapıcıdır.

Yüksek beklentiler kurun.

Çocukları anaokuluna başlamadan önce bile, çocuğun odasına yapılacaklar listesi asıp, çocuğundan yatağını toplamasını, giyinmesi, dişlerini fırçalamasını ve odasını toplamasını isteyen ebeveynler var. Bu aileler hatta çocukları bütün işlerini bitirmeden kahvaltıya gelmelerine izin vermiyor. Özünde ebeveynlerin iş yükünü azaltmak için yapılan bu uygulamalar, çocukların da çok hoşuna gidiyor ve bütün işleri kendileri yaptıkları için hem heyecanlı hem gururlu hissediyorlar.

Çocuklar, kendi yaşantılarını kanıtlama fırsatına sahip olmadıkları sürece iyimser bir tutum geliştiremezler. “Çocukları Olumsuz Düşünceden Kurtarmak” isimli kitabın yazarı çocuk psikologu Tamar Chansky, “Çocukların kendi işlerini yürütmesi için onları serbest bırakmak çocukları yetenekli hissettiriyor” diyor. Burada en önemli kriter, atanan görevlerin çocuğun yaşına uygun olması. Örneğin 2 yaşında bir çocuk oyuncaklarını toparlayabilir, 3 yaşında bir çocuk çamaşır sepetine kirli giysiler koyabilir, 4 yaşında bir çocuk lavaboya bulaşıkları taşıyabilir, 5 yaşında bir çocuk çöp kutularını boşaltabilir ve 6 yaşında bir çocuk çamaşırları dizebilir.

Risk almasına izin verin.

Hepimiz çocuklarımızı incinmekten ve yaralanmaktan korumak için çok fazla çaba sarf ederiz. Kaykay yapmayı bilmiyorsanız arkadaşlarınızın önünde düşmekten çok korkup, bu durumdan utanç duyabilirsiniz. Bu nedenle de çocuğunuzu bu tür durumlardan koruma isteğiniz oldukça doğaldır; ancak, çocuğunuzu bir aktiviteyi yapmaktan caydırmak çocuğunuzun karamsar olmasına yol açabilir; çünkü çocuğunuz düşündüğünüz gibi zor bir duruma düşmeyecek olabilir.
Sadece dizginleri bırakmaya başlamalısınız. Ebeveyn danışmanı Michael Thompson bu konuyu şöyle vurguluyor: ”Çocuğunuzun anaokulun arka bahçesinde tek başına oynamasına izin verin ya da siz olmadan bir okul gezisine katılması için onu teşvik edin. Zamanla, tek başına tırmanış yapmak ya da kampa gitmek gibi daha büyük riskler de almalısınız. Çocuğunuzun yeni şeyler denemekten korkmasını asla istemezsiniz. Bunun yerine eve gelip ‘Anne ben yaptım’ demesini daha çok istersiniz.”

Tepki vermeden önce bekleyin.

Çocuğunuzun sınıf arkadaşının ona şişko diye bağırdığın duyduğunuzda içinizden derhal çocuğun ailesini aramak geliyor olabilir. Ancak kendinizi durdurmalısınız! Çocuğunuza kendini savunmayı öğretmeniz, hatta bir dahaki sefere ne söyleyebileceğini konuşmanız daha doğru bir yöntem. Çocuğunuz “Birincisi, şişman değilim. İkincisi, bu bir arkadaşa söylenecek hoş bir şey değil.” şeklinde cevap verdiğinde, diğer çocuğun özür dilemesi ve çocuğunuzun kendini daha iyi hissetmesi oldukça muhtemeldir. Başlangıçtaki içgüdülerinizi engellemek, çocuğunuz için de muhteşem bir kendini kontrol etme yöntemi geliştirmesine yardımcı olur. Çocuğunuz yeni bir sözcük öğrenirken ya da bir bulmacayı tamamlamaya çalışırken de çabucak müdahale etmek kolaydır; ancak çocuğunuzun sizin yardımınız olmadan işleri çözmeye çalışmasına izin vermek, onun başarı hissini artıracak ve ayrıca gelecekte yapabilecekleri konusunda onu daha iyimser hale getirecektir.

Mücadeleye izin verin.

Bazı öğrenciler bir çalışma kağıdını yapamadığında doğrudan ”matematik yapamıyorum” diye düşünebiliyor. Maalesef çocuklar için en ufak bir başarısızlık bile kendilerini eksik hissetmelerine yol açabiliyor. ”Ben zeki değilim”, ”futboldan korkuyorum”, ”çizemiyorum” gibi cümleler bunun en basit örnekleri.

Bu tür sonuçları engellemek için çocuğunuzun bakış açısını değiştirmeye çalışın. Çocukların zorluklarla başa çıkabilmeleri için onlara eğitim programları hazırlayın. Düşüncelerini daha olumlu bir hale getirmek için, “Yeni sporları ilk başta öğrenmek zordur” veya “Henüz yapamadığını biliyorum, ama zamanla yapacaksın” diyebilirsiniz. Birçok çocuk sizin çocuğunuz gibi üzgün ve sinirli hissediyor, bunu yaşayan sadece sizin çocuğunuz değil, öncelikle bunu aklınızdan çıkarmayın. Çıkarma işlemini öğrenmeye çalışırken çok zor zamanlar geçiren çocuklar var. Çocuğunuza ustalaşması için çalıştığı başka bir beceriden bahsederek umutlu kalmasına yardım edin: “Okuma yazmayı bilmediğin zamanları düşün ve ne kadar çaba harcadığını unutma! Bunu da öğreneceksin.” gibi cümleler ona yardımcı olacaktır.

Gerçekçi olun.

Başka bir yere taşınıp çocuğunuzun okulunu değiştirdiyseniz, çocuğunuzun “Hiç arkadaşım yok” diye üzülmesi oldukça normaldir. Onu neşelendirmek için, “Önceden çok fazla arkadaşın vardı ve şimdi de senin ne kadar harika bir çocuk olduğunu gördüklerinde herkes arkadaşın olmak için senin peşinde koşacak” demeniz pek de doğru olmayabilir. Çocuğunuza boş umutlar vermek istemezsiniz. Çocuklar doğru olanı zaman içinde anlayabilecek kapasiteye sahipler. Çocuğunuza her şeyin mükemmel olacağına dair güven vermenin çoğu zaman tam tersi bir etkisi vardır. İyimserlik, aslında gerçekçi olmaktan daha çok, gerçekçi bir şekilde düşünmeyi gerektirir. Gerçekçi olarak çocuğunuzu yüzleşeceği zorluklara hazırlayabilirsiniz.

Eğer yeni okulundaki çocuklar çocuğunuz ile takılmaya başlamazsa, çocuğunuz aslında harika bir çocuk olmadığı sonucuna varabilir. Bunun yerine çocuğunuza “Yeni bir yere taşınmak ve her şeye baştan başlamak biraz zordur” ya da “Arkadaş edinmek zaman alır.” demek daha doğru olacaktır.  Bundan sonra çocuğunuz şikayet etmeyi bırakacak ve sorunu çözmek için kendi adımlarını atacaktır. Örneğin, sizden okul çıkışı onu en yakın parka götürmenizi ve yakınlarda yaşayan çocuklarla tanışmak için mahallede bisikletini sürmesine izin vermenizi isteyebilir. Çocuğunuz birkaç hafta içinde yeni arkadaşlar edindiğinde, işleri kendiliğinden yolunu koymuş olduğu için hem o hem de siz kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz. 🙂

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz