İnsanlar Konuşa Konuşa, Nesiller Çatışa Çatışa Anlaşır

Özlem Ketenci
0 Yorum

İlk çocuğunu kucağına aldığında herkes sana bol bol “ Güle güle büyüt!” diyecek. İnşallah güle güle büyütürsün, ama sen yine de dikkat et; çünkü o aslında bir bebek değil, bir kayıt makinesi, bir alıcı! Ve o alıcının senin hiç işine gelmeyecek bir özelliği var! O alıcı iyi anılardan daha çok, kötü anıları ayıklayıp kaydediyor. Namı değer rahmetli Freud abimiz bir söz etmiş ki pek hoşuma gider. “ Ey ebeveynler! Ne yaparsanız yapın başarılı olamayacaksınız!” …. Bu sözün anlamını çocuğun yada çocukların büyüdükçe, artan sorunları ve dertleri ile birlikte kırık bir tebessümle, neşeli ama acımtırak bir gülümsemeyle güle güle anlayacaksın.. Çocuğunu güle güle büyütürken, ağlaya güle büyüyeceksin sende. Ve istediğin kadar, elinden geldiğince uğraş, en başarılı ebeveyn sen olamayacaksın. Üzülme sana hiç kıyamam ben, seni gidi hiç büyümeyen kırılgan küçük anne… İnan ki sana özel bir durum değil bu, çocuğun varsa, ebeveynsen olacak öyle….

Beni takip ediyorsanız biliyorsunuzdur, ben şu anda artık küçük bir anne değil, büyük bir anneyim… Yani baya büyüdüm artık ananeyim 🙂

Ben 20 yaşında kızımı doğurdum. Tek başına büyüttüm. O zamanlar nerdeee öyle bebek pişpişleyen, alt değiştiren kocalar. Tek bende değil, kimsede yok öyle adam. Zaten toplum bilinci sıfırlarda! Eşine çok yardım eden adamlara kılıbık diyorlar ve kılıbıklık mazallah Allah düşmanıma vermesin çok kötü bir şey!! Verem gibi, aids gibi falan…. Bir kere misafirliğe gitmiştim, ev sahibesinin kocası, sofradaki iki tabağı mutfağa götürdü eşine yardım amaçlı… Aman tanrım onun yerinde olmak istemezdim! Alay konusu olmadı, alayının eğlencesi oldu adamcağız.. Yani eğer o yılların Türkiye’sinde erkeksen, iyi insan olmana imkan yok! Çünkü eşine yardım eden iyi kalpli bir erkek kılıbık erkek demek….

Ayy neyse uzatmayayım; kısacası o benim kucağımda zar zor, kızmadan, küsmeden el bebek gül bebek tek başıma büyüttüğüm, fısfıs küçücük nefesiyle kucağımda uyuyan mavi perim büyüdü anne oldu.. Tamam olsun…. Ne güzel bana içimi eriten, bakmaya kıyamadığım bir dombili dominik prensesi torun verdi, lakin benim kız benim toruna bakamıyor arkadaş! Yani bakıyor bakmasına da benim kadar iyi bakmasına imkan ihtimal yok! Ben iki çocuk, ablamınkileri de sayarsak 4 çocuk, arkadaşlarımınkileri de sayarsak 14 çocuk büyüttüm! Çok tecrübeliyim yani!… Keşke verse o küçük bebeği bana, sonra ben onu çok uzak bir yerlere götürsem, orada anasını büyüttüğüm gibi onuda tek başına büyütsem… Ama nerdeee, kucağıma bile alamıyorum torunumu yahu! Ne zaman onu kucağıma almak için bir hamle yapsam kızımın mavi/yeşil gözleriyle göz göze geliyorum ve o lanetli fix soru; ANNE ELLERİNİ YIKADIN MI?!!!

İsyaaannn!!! Ay kanalizasyon işçisi miyim ben?! Yada yerlerden çöp mü topluyorum? Hobi mi edinmişim tüm pis şeyleri ellemeyi! Ben ki torunuma sigara kokmayayım, rahat rahat okşayabileyim diye Sezen hamile kalır kalmaz pat diye sigarayı bırakmış insanım… Bunları düşünüyorum ama söylemiyorum kızıma tabi; sadece,
-Sezennn!, tabii ki yıkadım benim ellerim hepinizinkinden temiz! Hep suyun içinde tüm gün…
diyebiliyorum.. Şüpheli şüpheli bakıyor bana. Öyle şüpheli bakıyor ki iki gıdım özgüvenim vardı kendime, onuda bu torundan sonra kaybettim.. Yıkadım mı elimi acaba sahiden?? Dur bir daha yıkayayım nolur nolmaz.

Her şeyi çok biliyor bu üç aylık annecik? Ama her şeyi! Şimdi kızın da hakkını yemeyeyim fasikül fasikül kitap bitirdi hamileyken! Bebekle ilgili olmasa dahi, eğer içinde “bebek“ kelimesi geçiyorsa o kitapları bile okudu. Bende okumuştum bir kitap hamileyken, ama sadece bir kitap. Çünkü benim zamanımda bir kitap vardı “ Bebeğimi büyütüyorum “ du adı… Hepimiz, tüm hamileler o kitabı okurduk. Bulamayanlar okuyup bitirip öbür hamileye verirdi. Tabi o arada kimi hamileler kitap bana gelsin sırası beklerken bebek doğuverirdi?? Gördün mü bak sen şimdi!! Bebek büyümeyecek?

Bizim çok bilen, fasik fasik yayın hatmeden yeni anne Sezen’cik ne yapsam, ne desem, ne öğütlesem kızdı bana..

– Kızım çocuk üşüyor bir yelek giydirelim..
Hayır annee! Ruslar çıplak gezdiriyor bebeklerini! Alıştırma kat kat giydirmeye!
– Ay bana ne Ruslardan! Onların büyümüş halleri de çıplak!, Kızım kat kat değil ki bu, alt tarafı bir yelek!
– Anne karışma!
– Tamam Sezen!

*******************

– Anne !, bebeğin senin kucağında ne işi var! Almayın kucağınıza, kucağa alışmasın!
– Kızım kucakta dursa dursa ne kadar duracak !?. Bir emeklemeye başlasın zaten o durmayacak kucağında.. Al kucağına nolacak ki, sevgiye aşka boğ onu.. Göğsünde uyumak istiyorsa orda uyusun.. Sensiz uyuyamıyorsa al koynuna, nefesiniz birbirine karışsın beraber uyuyun.. Bir büyümeye başlasın, zaten o istemeyecek seninle uyumayı.. Hele ergenlikte annem odadan çıksın diye bekleyecek…
Kucağa alıştırmayın diyor kitaplar!
– Tamam Sezen, koyuyorum yatağına! Ama bak bu çocuk üşüyor üstüne battaniye örtücem.
– Örtme sakın!!
– Neden, örtersem nolur?
– Anne örtme dedim o kadar! İlla örteceksen ince bir şey ört…
– Kalın bir şey örtücem, çocuğun elleri buz gibi..
– Normalmiş doktora sorduk…
– Hay o doktorun, hay o kitapların Sezen!!
– Ne dedin anne!?
– Yok bir şey kızım, yatırdım üstüne de ince bir şey serdim onu dedim..

**********************

– Anne bak sakın ben yokken kucağına alma, su verme, sallama, dikkatli tut çocuğu. Hiç güzel tutmuyorsun görüyorum.
– Sezen ben kardeşini ve seni yardımcısız büyüttüm. Kitapta okumadım. Çünkü ne kitap ne Google vardı o zamanlar. Kocalarımızda pek bilmezdi yardım etmeleri gerektiğini.. Yani bebek nasıl tutulur senden iyi bilirim!.
Of anne!, ne olur ben ne diyorsam onu uygula, sana güvenemiyorum.
– Tamam kızım zehirlemiycem çocuğunu söz!.

************************

– Bütün gece uyumadı yine anne. Çok gazlı bu çocuk!..
– Yediklerine dikkat et, sütünden geçiyordur..
– Yokmuş öyle bir şey! Anne sütünden gaz geçmezmiş…
– Kim dedi!?
– İnternet.
Sorsaydın Google’ a kaç kere anne olmuş! Bi apışıp kalsaydı Google, bende dünya gözüyle bir görseydim zevkle!. Gerçi o buna da bulur verecek bir cevap.
– Of anne!!

Of anne, pof Sezen derken küçük hanımefendi hızla büyüyor. Nesiller çatışıyor ve mecburen birbirine alışıyor. Eskiden internet yoktu, global değildi dünya. Kızlar annelerinden küçük küçük şeyler öğrenirlerdi. O bilgiler hazırlardı çocukları hayata ve anneliğe. Şimdi kızlar annelerine muhtaç değil. Google vaarrrr, kitaplar varrr, tv varrr, bir sürü aydınlatıcı dergi varrrr, sayısız sanat ve sergi vaarrrrrrrrr…. Varlar zamanında akrep artık. Yelkovan da onu takipte… Her şeyin çoku, her şeyin kolayı var.

Peki madem artık globalleşti hayat, madem artık teknoloji var, kitap var, ulaşılabilir bilgi var her şey kolay,

Neden yaşı kaç olursa olsun halâ insanlar, başı gerçekten sıkışınca önce annesini arar?

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz