Hoşçakal Emzik!

Berna Salkaya
0 Yorum

Çok kısa bir süre önce yazdığım Emziğimi Ver Sustur Beni Anne başlıklı yazımı okuyanlar emziği bırakma süreci için kendimi hiç hazır hissetmediğimi bilir.  O yazıyı yayınladığım tarihin üzerinden 2 hafta, emziği bıraktığımız gecenin üzerinden tamı tamına 1 hafta geçtikten sonra gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki EMZİĞİ BIRAKTIK.

Nasıl mı oldu?

Verebileceğim en net yanıt şu ki, bu süreci hiç böyle planlamamıştım. Emzik bırakma sürecini yaşamış tüm arkadaşlarıma teker teker danışıp, sosyal medya üzerinden gelen tatlı yorumları okuduktan sonra aklıma en çok yatan yöntem emziği her geçen gün biraz kesmek ve emziğin artık kullanılamayacak durumda olduğuna Pera’yı ikna etmekti. Onun emzikten yavaş yavaş tiksinmesini sağlamak ve bu süreci onu çok ağlatmadan tamamlamak istiyordum.

Lakin evdeki hesap çarşıya uymadı ve bizim minik keçinin tutan damarı dananın kuyruğunun kopmasına vesil oldu.

4 günlük bayram tatilinde bile(!) kendimde emzik bırakma sürecine girme gücünü bulamayan ben, bayramdan sonraki ilk gece Pera’nın tutan inadına inat “hadi bakalım kim daha inatçı” diye deyim yerindeyse vitesten atınca, köprüden önceki son çıkışı da kaçırmış olduk.

Emziği nasıl bıraktık?

Uyku saati gelince yaz kış ayrılamadığı polar battaniyesi, bir biberon süt ve vazgeçemediği emziğiyle küçük hanımın odasına gittik. Yatağına yattı, bana iyi geceler öpücüğü verdi. Bende bir kaç dakika sonra koparacağı yaygaradan habersiz uyumasını beklemeye başlamıştım ki, artık aklına her ne geldiyse ilk önce yastığını sonra battaniyesini yere attı. İşte bu dakikadan sonra aramızda geçen diyalog şu şekilde devam ediyor:

B: Neden atıyorsun Peracım, bir sorun mu var?

P: Atıcam, atıcaaaaam, atıcam dedim sana, istemiyorum.

B: Peki istemeyebilirsin, istemediğini bağırmadan söylemen yeterli. (Bu dakika henüz aşırı sakinim.)

P: Kediciği de atıcam, üzülsün o, yalnız kalsın.

B: (yine aynı sakinlikle) atabilirsin ama atarsan sana geri vermeyeceğim onu.

P: (tabii ki beni hiç dinlemeden ve sesinin tonunu 3 perde birden attırarak yere atıyor kediciği.) Ağlıycam dedim sana, ağlıycam, kedicik gitsin, üzülsün.

B: (ağlaması beklediğimden uzun sürünce artık sinirlenmeye başlayıp) sen bilirsin Pera, artık geç oldu yatman gerekiyor.

P: Sen git, emzikte gitsin. İstemiyorum, emziği de atıcam. (bu sırada beklediği tepkiyi göremediğinden dolayı mı artık bilemiyorum, aşırı sakin bir tavırla kuruyor bu cümleleri.)

B: Bak Pera, eğer o emziği yere atarsan sana onu geri veremem, oda karanlık ve karanlıkta o emziği bulamayız. Yine de atmak istiyorsan, atabilirsin ama ben seninle emzik aramayacağım haberin olsun.

P: (15 yaşında cool bir ergen edasında atıyor emziği yere, ama geri alacağından o kadar emin ki, hiç umrunda değil 10 saniye önce kurduğum cümle.)

….. 1-2 dakikalık bir sessizlik sonrasında,

P: Emziğimi ver anne.

B: Nerede olduğunu bilmiyorum Pera, sana atmamanı söylemiştim.

P: Emziğimi vermen gerekir anne, verir misin lütfen ?

B: Onu sen attın Pera, nerede olduğunu bilmiyorum. ( Birazdan kopacak kıyametin farkında olarak, ama o anda bu gidişata artık dur demem gerektiğinin bilincinde kuruyorum bu cümleleri. Daha önce de bir yolculuk esnasında başımıza gelen benzer bir durumda kazananın o olduğunu hatırlayıp, sadece emzikten vazgeçirmek değil, aynı zamanda inadına da kırabilmek adına bu tavrım konusunda inatçı davranmaya kararlıyım o an.)

P: (Hafif ağlamaklı, en masum haliyle..) uykum geldi annecim, emziğimi verir misin ?

B: Veremem Peracım, çünkü kayboldu, sana atma demiştim.

P: (bunun üzerine delicesine ağlamaya ve karanlıkta çılgınlar gibi emzik aramaya başlıyor.) Emziğimi bul anne, emziğimi bul dedim sana….

Sanırım emziğim nerde diye bağırmalarını kalın duvarlara rağmen alt, üst ve yan komşumuz çok net bir şekilde duymuştur. Bu seremoni neredeyse 35 dakika sürdü. Bu süre boyunca hiç durmadan, sürekli aynı cümleyi kurarak bir fiil ağladı. Salya sümük olmuş yüzünü görünce yaptığım şeyden aşırı derecede pişmanlık duymuş olsam da , artık onu o kadar ağlattıktan sonra geri dönüş yapamazdım. Ağladığı süre boyunca artık emziğe ihtiyacımız olmadığını, isterse ona masal anlatabileceğimi söyleyip durdum. Bir süre sonra ağlamanın bir işe yaramayacağını anlamış olacak ki, “bana başlıklı kızı anlatır mısın anne?” dedi. Sarıldık önce birbirimize, sonra yatağına yattı ve masalını dinlerken içini çeke çeke uyudu.

Ben o gece onu o kadar ağlattığım için kendi kendime dertlenirken, o aslında emziğini unutmuş çoktan en derin uykusuna dalmıştı bile. O geceden sonra bir tek emziği bırakmamızın 3. günü, 10 dakikalık bir ağlama krizi eşliğinde yeniden emziğinin nerede olduğunu sordu ve o kriz son krimiz oldu. Hatta şimdi bana “Emzikle bebeklerin uyuması gerekir anne, ben artık abla oldum” cümlesini kurabilecek kafa haline de ulaştı!

Hal böyle olunca şaşırmadan edemiyorum. Benim böylesine gözümde büyüttüğüm, zaman planları yaptığım emzik bırakma sürecine aslında o çoktan hazırmış da ben farkında değilmişim. Kendi hazırlıksızlığımı göz ardı edip onu bahane etmişim aslında. Sanırım bazen, çocukların yeni durumlara çok çabuk adapte olabildiğini unutuyoruz, ya da unutmak işimize geliyor kim bilir.. 🙂

Annelik serüvenimde zorlu bir süreci daha geride bıraktığıma göreeeee

Bir sonraki sürecimiz olan Güle Güle Kakalar’da buluşmak dileğiyle…

Sevgiyle kalın 🙂

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz