Hamilelikte Kilo Kontrolü

Berna Salkaya
0 Yorum

Kilo kontrolü ve sağlıklı bir beden hayatım boyunca hep önemsediğim bir konu oldu. Zaman zaman ara vermek zorunda kalsam da spora hayatımın içinde bir rutin olarak yer vermeye çalıştım. Dolayısıyla bu mantalite hamile kaldıktan sonra da değişmedi benim için. 🙂  Hatta üstüne bedenimde büyüyecek bir bebeğin gelişimi de eklenince ekstra özenli ve dikkatli davranmak zorunda hissediyordum kendimi.

Açıkça itiraf etmem gereken diğer bir noktada, doğum yaptıktan sonra aynaya baktığımda kendimi kilolu ve mutsuz bir anne olarak görmek istemeyeşimdi. Bu tamamen kişisel bir tercih bana göre, kimileri bu süreçte aldığı ve sonrasında veremediği kiloları hiç dert etmezken, bu durum benim gibilerde ciddi sinir bozukluklarına neden olabiliyor. Dolayısıyla hamilelik nedeniyle hızlı kilo alan bir anne adayına “artık kendine bir dur demen lazım bu gidişle 30 kilo alacaksın” demek ne kadar saçmaysa, kilosunu kontrol altında tutmaya çalışan bir anne adayına da “sırf kilo almamak için yemiyorsun, bu bebek sağlıksız olacak” demek o kadar saçma bana kalırsa.

Mutlu bir hamilelik dönemi için, bu süreci nasıl geçireceği annenin kendi kararı olmalı ve çevresindeki kişilerde bu kararlara saygı duymalı diye düşünüyorum. Bırakalım anneler bu dönemi istedikleri gibi geçirsinler ama değil mi 🙂 41. haftada doğum yapmış bir anne olarak ben kendi hamilelik sürecimi 9.5 kilo ile tamamladım ve bebeğim 3820 gram olarak dünyaya geldi. Hastaneden çıktıktan bir hafta sonra tartıldığımda sadece 2.5 kilo fazlam kalmıştı ve bütün eski kıyafetlerimin içine girebiliyordum. En sevdiğim mini eteğimi giydiğimde yaşadığım mutluluğu dünmüş gibi hatırlıyorum 🙂

Hamilelikte kilomu nasıl kontrol altında tutabilirim?

Peki sağlıklı bir doğum ve topaca yakın bir bebek (!)  için nasıl bir beslenme programı izledim biraz ondan bahsedeyim:)

  • Hem sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilmek hemde hamilelik sürecini fazla kilo almadan tamamlayabilmek için kendime ilk olarak SAĞLIKLI BESLENME kuralı koydum. Normal yaşantımda da abur cubur tüketme alışkanlığı olan bir insan olmadığım için koyduğum kurallara uymak beni çok zorlamadı. Aslında herhangi bir gazetenin sağlık ekinde bulabileceğiniz çok temel beslenme kurallarından oluşuyordu benim listemde. Her sabah yumurta, peynir, zeytin, domates, tam buğday unundan yapılmış ekmek ve çok açık çaydan oluşan sağlam bir kahvaltı yaparak başlıyordum güne.
  • Öğle yada akşam yemeklerinin en az birinde protein değeri yüksek et grubundan besinler tüketmeye özen gösteriyordum. Genel rutinim içerisinde ise haftada en az 2 öğün balık, bol miktarda yeşil sebze ve meyve yer alıyordu.
  • Hamileliğimin büyük bir kısmı yaz aylarına denk geldiğinden ve yaz meyvelerinin de şeker oranı genelde yüksek olduğundan, her gün düzenli olarak meyve yememe rağmen porsiyon büyüklüğüne dikkat ediyordum.
  • Ani açlık durumlarında tüketebilmek için elimin altında ceviz, fındık, badem, kuru kayısı, yaban mersini kurusu gibi sevdiğim sağlıklı atıştırmalıkları bulunduruyordum. Bu tarz atıştırmalıklar su tüketimimi de arttırırken boşaltım sistemine de olumlu katkılarda bulunuyordu.
  • Normalde tam bir tatlı bağımlısı olmama rağmen, hamilelik döneminde bal ve reçel dahil olmak üzere tüm tatlılardan tiksindim. Bu da kilo kontrolü konusunda müthiş bir avantaj sağladı bana. Şekerli gıda tüketimi her zaman dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta ama bu konuda direnç göstermek epey zor. Günlük hayatımda şeker kontrolü sağlayabilmek içinse ilk olarak kuru meyve ya da normal meyveleri tüketmeyi tercih ediyorum. Yok o da yetmiyorsa, artık bitter çikolataya yöneliyorum. Çok tatlı bir arkadaşımın teşvikleri sayesinde bu geçişi sonunda başarabildim 🙂
  • Hamilelikte doktorumun beni sürekli uyardığı konulardan biri de günlük su tüketimi idi. Ölçü miktarını kontrol edebilmek için 1lt lik cam bir şişe almıştım ve her gün en az 2 kez şişeyi doldurarak ne kadar su içtiğimi kontrol altında tutmaya çalışıyordum.
  • Hamilelik sürecimi çok rahat geçirmemin bir diğer nedeni de, her gün düzenli yaptığım yürüyüşler ve pilatesi bırakmamış olmamdı. Doktorum zaten mümkün mertebe açık havada yürüyüşler yapmamı istiyordu, bunun dışında yıllardır pilates yapan biri olduğum için de 12. haftadan sonra pilatese devam etmemi destekledi. 20 hafta boyunca, haftada 2 gün olmak üzere, hamile pilatesi üzerine daha önce çalışmış bir hocayla pilatese devam ettim. Pilates hem bedenimin rahatlamasını sağladı, hemde arada ödem yapan ayak bileklerime çok çok iyi geldi. Özellikle reformer pilates bana kalırsa hamilelik dönemi için çok daha konforlu. Volkan Hocam şuanda Nişantaşı’ndaki Pilates&Move isimli stüdyosunda pilates dersleri vermeye devam ediyor. Arayışta olanlar için ekstra bilgi olarak belirteyim 🙂 Tabiiki sporu bırakmadan hamilelik sürecinize devam etmek niyetindeyseniz, bu konuyu doktorunuza danışmanız çok önemli. Çok iyi bir şeymiş gibi lanse edilen hamile pilatesi ve hamile yogası, bilinçsizce yapıldığında oldukça trajik sonuçlara neden olabiliyor.

Benim hamilelik sürecim bu rutini uygulayarak geçti. Sizinkinin nasıl geçeceği ise tamamıyla sizin kararınız. Etrafınızdan gelen seslere kulaklarınızı tıkayın ve bu süreçte sadece bebeğinize konsantre olarak kendinizi nasıl mutlu hissedecekseniz öyle yaşayın. Sağlık ve mutlulukla bebeğinize kavuşmanız dileğiyle,
sevgiler 🙂

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz