Güvenli Bağlanma

Zehra Altınkese
0 Yorum

Güvenli Bağlanma Kuramı Nedir?

Anne-çocuk ilişkisi ve bu ilişkinin özelikleri temelinde ortaya çıkan Güvenli Bağlanma Kuramı, yaşamın her döneminde merak uyandıran bir konu olmayı başarmıştır. Günümüzde dahi hakkındaki araştırmalar devam etmekte, “Güvenli Bağlanma” kavramının doğasını anlamlandırma çalışmaları sürmektedir. Peki Güvenli Bağlanmayı insanların gözünde bu derece önemli ve anlamlı kılan sebep nedir? Şüphesiz ki bu soruya verilecek en çarpıcı yanıt, bağlanmanın insanın tüm yaşantısının şekillenmesinde rol oynadığı gerçeği olacaktır.

Güvenli Bağlanan Bebekler Neler Hisseder?

Güvenli Bağlanma konusunu anlamak ve anlaşılırlığını arttırmak adına gelin beraber dünyaya gözlerini yeni açmış bir bebeği ele alalım. Bu bebek yaşamını kimsenin yardımı olmadan sürdürebilir mi? Yaşamının bu erken dönemlerinde karşılaştığı zorlukların üstesinden gelebilir mi? Karnını tek başına doyurup altını değiştirebilir mi? Elbette ki bunların hiçbirini kendi başına yapamaz ve bir bakım verene ihtiyaç duyar. Genellikle de bakım vereni olan anneye bağlanır. Ağlayarak bir şeyler anlatmaya çalışır, gülümseyerek rahatladığını, tatmin olduğunu ifade eder. Aslında ailesine “Bana bakmalısın, ben senin ilgine bakımına muhtacım.” mesajını verir.

İşte tam bu nokta bağlanmanın varlığından söz edebilmemiz için doğru yerdir. Mesajın iletilmesi ve yardıma koşulması sürecinde çocuk ile bakım vereni arasında bir ilişki gelişir. Çocuğun ilettiği mesajlar, aile (özellikle anne) tarafından ne kadar sürekli ve tutarlı şekilde karşılanırsa bebek ve anne arasındaki duygusal bağ o kadar güçlenmiş olur. Güçlenen bu duygusal bağ da, güveni oluşturur. Güvenli bağlanan bebek, ağladığında sakinleştirilmek, gülümsediğinde sevildiğini hissedebilmek için yanına ilk gelecek kişinin annesi olacağından şüphe duymaz. Bu bebekler için ne sebeple olursa olsun ihtiyaçlarını giderecek bir anne hep yanı başlarında; ellerini uzatsalar dokunabilecekleri mesafededir. Bu durumun çocuk tarafından bilinmesi, onun duygusal, sosyal ve bilişsel açıdan gelişimi için atılacak altın değerindeki adımlardan biridir.

Çocukluğun erken dönemlerinde (doğumundan iki yaşına kadar geçen sürede) belirlenen bağlanma stilinin, çocuğun hem dünyayı algılaması, hem de gelecek yaşantısında insanlarla ilişki kurma stili üzerinde oldukça etkili olduğu varsayılır. Şöyle ki, bağlanma stili güvenli olan bir çocuk, yaşadığı dünyanın iyi, güvenli ve tehlikelerden uzak bir yer olduğunu düşünür. Ona göre dünyadaki insanlar da iyi ve güvenilirdir. Bu sebeple ileriki yaşlarda insanlarla ilişki kurarken zorlanmayacaktır. İnsanlara güvenecek ve sevdiği kişileri koruyup kollayacaktır. Çünkü annesi ona her zaman güvenmiş; onu desteklemiş, sevmiş ve tehlikelerden korumuştur. O da annesinden öğrendiği bu gerçeği tüm hayatına genelleyerek yoluna devam edecektir. Bağlanmanın tüm hayatı yapılandıracağı gerçeği, o çarpıcı yanıt karşımıza bu şekilde çıkacaktır.

Güvenli Bağlanma Deneyi Nedir?

Güvenli Bağlanma Kuramının Temelleri  kısaca incelendiğinde, Yabancı Durum Testinin konuyla ilgili yapılan en önemli araştırmalardan biri olduğunu görürüz. Güvenli Bağlanma Deneyi olarak da bilinen bu test, bebeğin annesiyle ayrı kalması temeli üzerine kurulmuştur. Deney sürecinde bağlanmayı tanımlayabilmek için belirlenen iki önemli an vardır: birincisi bebeğin annesinden ayrıldığı andaki tepkisi, ikincisi annesi ile tekrar bir araya geldiği andaki tepkisi. Yapılan değerlendirme sonucunda, birinci durumda güvenli bağlanan bebeklerin , anneleri bulundukları odadan ayrıldığında, kısa süreli ve normal bir gerilim yaşadıkları; fakat daha sonra ilgilerini odadaki oyuncaklara yönlendirmeyi başarabildikleri görülmüştür. İkinci durumda yani anneleri odaya döndüğünde, bebeklerin nasıl tepki verdiklerine bakıldığında, bu çocukların mutlu ve sevinçli bir karşılama içine girdikleri görülmüştür. Çünkü güvenli bağlanan bebekler, annelerinin onları bırakmayacağını ve yardıma ihtiyaç duyduklarında annelerine ulaşabileceklerini bilir.

Sevgili aileler; çocuklarınızın sizlerle güvenli bağ geliştirmesinin, onların her türlü gelişimi açısından ne derece önemli olduğunu açıklamaya çalıştım. Lütfen çocuklarınızı kollarınıza alıp yatıştırmaktan çekinmeyin. Onlara gülümseyin ve gözlerinin içine bakarak konuşun. Ağlayıp hırçınlaştıkları dönemlerde sakin kalın, empati kurarak yaklaşmaya çalışın. Asla çocuklarınızı kendinizle tehdit ederek terk etme korkusu yaşatmayın. Onlara vakit ayırın. Çocuğunuzun ihtiyaç ve isteklerini geri çevirip reddetmeyin. Ve en önemlisi, ne olursa olsun, çocuğunuz ne yaparsa yapsın “ben senin yanındayım, seni her şeye rağmen çok sevip kollayacağım, yardım istediğinde yanı başında durup elimi uzatacağım” demeyi hiç unutmayın.

Güvenli bağ kurma yolundaki tüm emeklerinizin karşılığını mutlu, huzurlu, kendine güvenen ve hayattan iyilik, güzellik dileyen bir evlat yetiştirmiş olmanın hazzıyla almanızı dilerim…

Kaynakça:

  • Aydın, B. (2013). Çocuk ve Ergen Psikolojisi. Dördüncü Baskı. Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.
  • Bowlby, J. (2014). Ayrılma. Birinci Baskı. İstanbul: Pinhan Yayıncılık.
  • Kesebir, S., S. Ö. Kavzoğlu ve M. F. Üstündağ. (2011). Bağlanma ve Psikopatoloji. Psikiyatride üncel Yaklaşımlar; 3(2):321-342.
  • Onur, B. (2001). Çocuk ve Ergen Gelişimi. Dördüncü Baskı. Ankara: İmge Kitabevi.
  • Tüzün, O. ve K. Sayar. (2006). Bağlanma Kuramı ve Psikopatoloji. Düşünen Adam; 19(1):24-39.
0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz