Doğmadan Okullu Oldu

Selin Atacan Oral
0 Yorum

2011′ de Derin doğduğunda annem demişti ki; artık zaman çok hızlı geçecek… Şimdiden okul aramaya başlamalısınız. Şaka yapıyor olmalı diyorduk. Ta ki Derin 1 yaşını doldurup, Doruk’a hamile olduğumu öğrenene kadar. Çünkü yazın artık Derin okula başlasa diye karar vermiş halde bulduk kendimizi.

Yoğun bir iş programım ve hamilelik sürecim vardı. Değil okul arayacak, gidip civarda ne okul var diye bakacak zamanım yoktu. Sonra canım arkadaşım Özge imdadımıza yetişti. Derin yaklaşık 19 aylıktı, Özge ile ilk montessori sınıfına girdiğinde. Yarım gün kadar Özge’nin çalıştığı okulda sınıfın havasını kokladı. Çıktığında huzurlu ve mutlu bir Derin vardı yanımda. O zaman anladım ki, Derin farklı bir düzen için çok uygun bir çocuk.

Doruk doğduğunda Derin tam 21 aylıktı. Evde vakit geçmiyordu onun için. Farklı bir şeyler yapmak istiyordu. Çalışan anne çocuğu olduğu için mesaisinin erken başlamasına ve bunun için de benim evde, doğum izninde olduğum zamanı kullanmaya karar verdik. Aynı zamanda Derin bezi bıraktı, ertesi hafta da okuluna başladı. Her şey çok hızlı ilerliyordu hayatımızda.

Dedim ya okul aramaya vaktim yoktu diye, işte orada da Özge imdadımıza yetişti. Evimizin 1 km ilerisinde o zaman ki adıyla Mavi Pupa Anaokulu’nu açtılar. Gözüm kapalı Derin’i emanet edeceğim yeri bulmuştum. Bebekliğinden beri tanışıyorlardı Özge ile ve ilk adımlarını ne de olsa onun elini tutarken Kuzguncuk’ta atmıştı Derin. E hadi o zaman diyerek 17 Haziran 2013, Pazartesi günü Derin yarım gün okullu oldu ve okulun 2 numarayla kayıtlı öğrencisi olarak okul hayatına başladı.

1 haftalık oryantasyonu, 3 günde tamamladı Derin. Üçüncü gün “Selin sen artık git, biz sana gel diyene kadar bekle
lütfen” dediklerinde arka sokakta onlar arayana kadar ağladığımı unutamıyorum. Derin oryante olmuştu okula da, ya ben? Ben okulu her gördüğünde gözleri dolan anne olarak tarihe geçtim diyebilirim.

Veee 17.06.2016 da, okula başladıktan tam 3 yıl sonra, okula başladığı gün de Beşağaç Anaokulu olarak adı değişen okulundan mezun oldu Derin. Ben bu mezuniyeti maalesef göremedim. İçimde bir ukte olarak kalacak. Hani ilkler özeldir ya, neyse 2 çocuklu olmanın faydasını burada göreceğim sanırım. Çünkü, Doruk şuan aynı okuldan mezun olmaya hazırlanıyor.

Neden Montessori? Kitap bilgisi yazmayacağım size. Kendi deneyimimi ve nedenlerimi yazacağım.Yani teknik bilgi yok.

Çünkü kendi kendine yetebilen, kendi ile mutlu olmaya becerebilen çocuklar yetiştirmek için. Elindekiyle yetinebilsin çocuk diye. İçindeki güzel duyguları, sakinliğin içinde dışa vurabilsin diye. Kendisi olduğu için kabul görebilsin diye. Her şeyden önce huzur bulduğu ortamda, sahip olduğu özgüven ile hayatına devam edebilsin diye.

Okulda marka yoktur. Karakter yoktur. Onda var, bende neden yok yoktur. Çünkü ondakini görmeye imkanı yoktur çocuğun. Kendi vardır sadece. Sade ve sadece kendisi. Bundan da zevk alır çocuk. Biz çocuklarımızı bu duygu ile yetiştirmek için elimizden geleni yaptık. Başkasında var, neden bende yok sorusuna anne ve baba olarak hep aynı tutarlı cevabı verdik. Evet onda olabilir, bu onun ailesinin seçimi. Bizde yok çünkü bunun için ya yaşının küçük olduğunu düşünüyoruzdur, ya da bizim aile düzenimiz içinde gerekli olmadığına inanıyoruzdur. Bunu da her sorduklarında net ve anlayabilecekleri bir dilde anlatıyoruz.

Peki hiç mi yok karakter evde? Elbette var. Öncelikle anneleri, yani ben oluyorum o, Mickey ve Minnie hastası olduğu için sayısını bilmediğimiz kadar karakter var bizimle. 🙂 Eşim hep der, evde kayıtlı nüfus 4, fiziki nüfus 56 diye. E ne yapayım bu da benim zevkim.

Bu arada evde Ipad de yok. Bir tane vardı bir zamanlar, göstere göstere yere attılar Derin ve Doruk. Kırıldı. Kırılırsa bir daha alamayız dedik. Yine attılar ve en sonunda tamamen kırıldı. Yenisini almadık. Akşamları canları çok isterse ya da trafik sıkıştığında uyumuyorlarsa 15 dakika bizim akıllı telefonla oynamaları serbest. Onun da süresi var. Eskiden o süre istemsizce uzayabiliyordu. Ta ki bir sonra ki telefon istemelerinde, almalarının ne kadar zorlaştığını fark edene kadar. Evet veriyoruz 15 dakika ama bitince bitti. Anlaştık mı? Evet, anlaştık. 15.dakika sonunda telefonlar bizde.. 🙂

Ben oyun oynamayı bilmem, beceremem de. Oysa ki babamız tam bir oyuncudur. Uçan gazete kağıdından oyun üretir. Galiba bunun etkisiyle Ipad’e, televizyona veya akıllı telefona çok vakit kalmıyor evde.

İşte Montessori bunları sağladı hayatımızda. Gerçi aklımızda ki en büyük soru işareti ise eğitim sistemimizin, aldıkları eğitimi desteklemiyor oluşu. Peki ne yapabilirizden hareketle bu defa ilkokul arayışımız başladı. Özge yine ışık tuttu bize. Kendimize bir liste oluşturduk. Bazı okulları hiç düşünmeden eledik. Bütçemize baktık ve kendimiz için en uygununu belirlerken, çocuklarımızın ihtiyaçlarını da en ön sıraya koyduk.

Bugün geldiğimiz noktada Derin Beşağaç Anaokulu’ndan sonra en mutlu olduğu okulda. Her gün koşarak gidiyor okula. Denizatı İlkokulu Müdürü demişti ki ilk görüşmemizde, öğretmenini seven çocuk okulunu sever. Tam de dediği gibi oldu. Bu okulumuzda da Özge’nin yerine koyduklarımız var. İyi ki tanıştık diyoruz her gördüğümüzde. Doruk eylül ayında ablası ile aynı okula başlayacak. Bunun içinde içimiz de ayrı bir heyecan var. Bakalım yeni dönem nelere gebe?

Son söz olarak, eklemek istediğim; okul tercihi de sağlık gibi göreceli. Kimine göre iyi olan bize göre değil. Tavsiyelerle hareket edebilirsiniz tabi ama belki de size en iyi yön veren önsezileriniz oluyor. Ben Denizatı’nı rüyamda görmüştüm mesela. 🙂 Dilerim ki, seçimleriniz hep yüzünüzü güldürsün..

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz