Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun Farklı Yaşlardaki Görünümleri

Zehra Altınkese
0 Yorum

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun (DEHB) ne olduğu, hangi temel belirtiler gösterdiği, hareketli olan her çocuğun hiperaktif olmadığı ve tanının nasıl konulması gerektiği ile ilgili konu başlıklarını bir önceki yazımda konuşmuştuk.

DEHB’nın doğasını daha belirgin kılmak adına, ilk yazımın devamı niteliği taşıyan bu yazımda sizlere; belirli yaş gruplarına göre (bebeklik dönemi, okul öncesi dönem, ilköğretim dönemi ve ergenlik dönemi) DEHB’nin nasıl özellikler gösterdiğinden bahsedeceğim. İster daha yeni doğmuş bir bebeğin, isterse ergenlik çağına gelmiş bir bireyin ebeveynleri olun. Bu yazının sonunda çocuklarınızdaki farklılığı tanımlayabilecek ve ne zaman bir uzmana başvurmanız gerektiğini bilecek bilgi seviyesine sahip olacaksınız.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun temel nedenleri nelerdir?

DEHB’nin erken çocukluk döneminde başlayıp yaşam boyu devam eden bir sorun olduğu bilinen bir gerçektir. Bu sorunun dikkat problemleri, aşırı hareketlilik ve dürtüsellikten oluşan üç temel belirtisinin yanı sıra DEHB kaynaklı kişinin kendini yönetememe sorunu da aslında doğumdan itibaren başlar. Ancak gelişim dönemlerinin özelikleri ve her bir dönemin kendine özel gereksinimleri nedeniyle, DEHB her yaşta farklı bir görünümle karşımıza çıkabilir.  Gelin bu farklılıkların neler olduğunu birlikte inceleyelim:

Bebeklik döneminde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu:

Bebeklik dönemi olarak tanımlanan yaşamın ilk üç yılı, sağlıklı gelişim için en önemli dönemlerin başında gelir. Bu tanıyı almış çocukların anneleri bebeklik dönemini çoğu kez şöyle tanımlarlar: “Daha karnımdayken bile çok hareket ederdi, doğduktan sonra da kucağıma aldığımda oturmamdan hoşlanmazdı, uzun süre uyumaz, çok kolay uyanırdı, emzirirken bile bacaklarını sallıyor, tekmeler atıyordu.”

Bu dönemde sıklıkla görünen belirtiler şu şekildedir:

  • Huzursuzluk ve gerginlik,
  • Kolay ağlama, zor sakinleştirilme,
  • Aşırı hareketli olma,
  • Dış uyaranlara (ses, dokunma vb.) aşırı tepki verme,
  • Uyku sorunları (az uyuma, sık sık uyanma gibi)
  • Alerjik bünye yapısı,
  • Yeme sorunları.

DEHB olan çocuklar, 2-3 yaş sendromu olarak adlandırılan belirtileri, normal çocuklardan daha fazla ve daha şiddetli olarak gösterirler. Tutturmalar, ağlama ve öfke nöbetleri daha sık olur ve daha zor yatıştırılırlar.

Okul öncesi dönemde çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu:

3-5 yaş arasındaki çocukları kapsayan okul öncesi dönemde, çocukların hareketli olması normaldir ve dikkat süreleri kısadır. Bu sebeple DEHB tanısı konulurken aceleci davranılmamalıdır. Bu dönemde ortaya çıkan belirtileri 2 başlık altında incelemek mümkündür.

  • Okul öncesi dönemde evde tanımlanan belirtiler
    • Devamlı hareket halinde olma, koltuk tepelerinde zıplama, bir yerlere tırmanma,
    • İstekleri erteleyememe, tutturmalar,
    • Sık sık bir oyundan diğerine geçme, oyunu sürdürmekte güçlük,
    • Çok konuşma, çok ses çıkartma,
    • Sakarlık, sık düşme,
    • Ev kazaları ve yaralanmaların varlığı,
    • Sokakta fırlayıp gitme, kaybolma,
    • Uyku sorunları (uykuya zor geçme).
  • Okul öncesi dönemde kreşte tanımlanan belirtiler
    • Etkinlikleri sürdürmeme, yarım bırakma,
    • Kurallara uymama,
    • Sırasını bekleyememe,
    • Başka çocukları itip kakma, vurma, ısırma,
    • Gruba alınmama,
    • El becerilerinin zayıf olması (ince motor gerektiren işler),
    • Hareketli oyunları tercih etme.

Okul öncesi dönem çocuklarında, evde ya da okulda tanımlanan bu belirtilerin bazıları zaman zaman görülebilir. Ancak DEHB olan çocuklarda bu belirtilerin çoğu, sık ya da çok sık olarak görülmekte ve yaşamı önemli ölçüde olumsuz etkilemektedir. Bu çocuklar, özellikle okul öncesi olan dönemde, devamlı hareket halindedirler. Yürümek yerine koşmayı, hoplayıp zıplamayı tercih ederler.

İlköğretim döneminde çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu:

İlkokula başlama dönemi, daha ciddi kural ve sınırların olduğu, daha uzun süre oturmak zorunda kaldıkları, yoğun dikkat gerektiren görev ve sorumlulukların başladığı önemli bir geçiş dönemidir. Bu dönemde tüm çocuklar az ya da çok uyum güçlüğü yaşarlar. Yerinde oturamama, derse dikkatini verememe ya da kurallara uyum gösterememe belirtileri bu uyum dönemi için olağan kabul edilmeli ve bu dönemde DEHB tanısı konulması konusunda dikkatli olunmalıdır. Bu çocuklar değerlendirilirken en önemli ayırıcı nokta, DEHB olmayan ama okula uyum süreci nedeniyle bu belirtileri gösteren çocuklarla, gerçekten DEHB olan çocukları ayırt edebilmektir. Eğer bu durum salt bir DEHB bozukluğu ise tüm değerlendirme ve testler yapıldıktan sonra kısa sürede tedaviye başlanmalıdır.

Bu dönemde sıklıkla görülen belirtiler şu şekildedir:

  • Sakin ve sessizce sırada oturamama,
  • Dersi dikkatle dinleyememe, etraf ile daha çok ilgilenme,
  • Sorulan sorulara sonunu beklemeden, söz istemeden yanıt verme
  • Sınıf içinde dikkati dağıtacak şeyler yapma,
  • Okul başarısında dengesizlik, bir iyi bir kötü notlar alma,
  • Diğer çocuklar ile yaşanan ilişki sorunları,
  • Eşya kaybetme,
  • Dağınıklık, defter düzeninin bozuk olması,
  • Ev ödevlerini almama, eksik alma, tamamlamakta zorlanma,
  • Zorlandığı zaman çabuk pes etme.

DEHB tanısı en sık olarak ilkokul döneminde konulur. Çocukta hareketlilik ve dürtüsellik varsa 1. sınıfta hatta okula başladıkları ilk hafta bu durum öğretmenler tarafından fark edilir.

Ergenlik döneminde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu:

Pek çok aile, DEHB’nin büyüdükçe azalacağını hatta ortadan kalkacağını umut eder. Oysa ergenlikte bu sorundan kurtulacakları beklentisi doğru bir beklenti değildir. Büyüdükçe belirtilerde bazı değişiklikler olsa da DEHB yaşam boyu devam eden bir rahatsızlıktır.

Bu dönemin belirtileri şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Aşırı hareketlilikte azalma olur, fakat kıpır kıpırlık devam eder,
  • Akademik başarı daha ciddi düzeyde düşmeye başlar,
  • Ders dinleyememe, derse katılmama, uykulu bir halde olma, hatta uyuyakalma sorunu görülebilir,
  • Aile ve arkadaş ilişkilerinde sorunlar daha ciddi boyutlara ulaşabilir,
  • Duygu durumda değişkenlik, aniden öfkelenme ve ağlama görülebilir,
  • Yasal sorunlara neden olabilecek riskli, tehlikeli davranışlar gözlemlenebilir,
  • Araç kullanma merakı, ehliyetsiz araç kullanma, hatta aracı kaçırarak alma davranışları sergileyebilirler.

Kişi hangi yaşta olursa olsun, DEHB tanısı konulabilmesi için belirtilerin çocuklukta başlamış olması beklenir. Oysa bazı olgularda DEHB ergenlik dönemine kadar kendini göstermeyebilir. Bireyden alınan detaylı bir gelişim öyküsü ile DEHB’nin çocukluktaki ipuçlarını tespit etmek mümkündür.

Görüldüğü üzere, her yaşta farklı bir özellikle karşımıza çıkan DEHB’nin tanınması konusunda ailelere büyük görev düşmektedir. Çocuklarının yaşlarını dikkate alarak DEHB olabilecek belirtileri anlamlandıracak, çocuklarındaki farklılığı hissederek yardım alma yolunda adım atacak kişiler çocuğun ebeveynleridir. Bu problemin tanısı ne kadar erken olur, ne kadar iyi yardım alınırsa ulaşılacak sonucun o derece başarılı olacağı unutulmamamalıdır. DEHB’leri tedavi edilen insanlar, mücadelelerle geçen bir hayattan başarılarla dolu bir hayata geçmekte; yaratıcılık, özgürlük, olağanın dışında düşünebilme yeteneği, cesaret ve mizah duygusu gibi olumlu özellikleri tedavi sayesinde kazanabilmektedir.

Virajlarla dolu bu yolda, kendisini “Zorlukları olan çocuğun en büyük yardımcısı” olarak görmeyi başarabilen nice ailelere sevgilerimle…

KAYNAKÇA

  • Sürücü, Ö. (2018). DEHB Anne Baba-Öğretmen El Kitabı. Ankara: Bilgi Yayınevi.
  • Abalı, O. (2015). Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği. İstanbul: Adeda Yayıncılık.
  • Gümüş, Y. (2015). Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğuyla (DEHB) Nasıl Başa Çıkabilirim?İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri.
0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz