Deniz Olunmalı..

Sizden Gelenler
0 Yorum

Bu hafta “Sizden Gelenler” köşemizde Deniz Yılmazişler Kocaoğlu kendi hikayesini anlatıyor: 

Benim hikayem karlı bir Aralık günü anne ve babamın o zamanlar yazlık olarak kullanılan evinde, Heybeliada’da soğuk bir kış günü başladı. Annemin doğum sancılarının Adalar-Eminönü seferini yapan vapurda tutması ve denizin orta yerinde hayata karşı gelerek ‘’adımı ben koyacağım’’ dememle hız kazandı bu hikaye…. Vapur ki ben ona vapur demiyorum, çünkü denizcilik kurallarına göre gemilerin cinsiyeti dişidir. Benim güzel kızım Heybeliada’dan epeyce açıldıktan sonra annemin suyu gelmiş… Anne karında da epeyce hareketli bir bebek olmamdan ve annem 2.doğumunu gerçekleştireceğinden, doğumun çabuk vuku bulacağı derhal anlaşılmış… Annem ve babamı süratle kaptan köşküne alıp, gemide teyakkuz ilan etmişler… Yapılan anonslar sonucunda, Paşabahçe’de sadece bir köy ebesine denk gelinmiş. Annemin, ki burada büyük kudret var, ve Yalovalı Ebe Hanımın sayesinde nur topu gibi bir kız çocuğu dünyaya gelmiş. Göbekler jiletle kesilmiş, bebeğin eşi denize atılmış, sonra ilk iş hastanede tetanos aşısı elbette 🙂

Bu hikayedeki kaptan, tayfa ve yolcuların mutlulukları  hep anlatılır… Eminönü iskelesine annemi ve beni almaya ambulans ve sağlık ekipleri gelmiş. Biz gemiden inmeden Paşabahçemin kaptanı Ahmet Kaptan: ’’ Denizcilikte gelenektir, gemiler kadın sayılır. Kızımız denizcilere uğur getirsin, adı DENİZ  olsun’’ demiş… Marmara Denizinde doğan tek bebek olarak da sekiz sutuna manşet, gazetelere çıkmış bu zatı muhterem 🙂 Yolculuğun bundan sonrası ismiyle meşrebi tutan bendenizden, Paşabahçe vapuruna çocukluğumda ne zaman binsem, devlet başkanı gibi karşılanmamdan, adaya her gidişimde rahmetli Ahmet Kaptan’ın: “Bas kızım sirene bu gemi senin sözlerinden, hayatın, yaşamanın, mücadelenin enginliğinden ve tabi ki maviliğinden ibaret” 🙂 demesinden ibaret..

Bakalım tacımı, tahtımı güzel bir bebek günün birinde elimden alabilecek mi?

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz