Cumartesileri de Açık mı Olsa ???

Birce Aydın Yerköylü
0 Yorum
Kreş mi, oyun yeri mi, okul mu bilmiyorum ama iyi ki var …
Kendimizi inandırdığımız ya da toplumun bize kabul ettirdiği bazı kurallar var, orası kesin. Mesela:
  • Belli bir yaştan önce çocuğu kreşe vermeyeceksin değil mi Birce?
  • Çalışmıyorsan çocuğun kreşte işi ne?
  • Peki sen dışarı çıkınca çocuğa kim bakıyor? Evin işini kim yapıyor?
  • Nasıl yani sen çocukla yalnızken evde duş alıyor musun? Ya uykusundan uyanırsa nolur?
  • Evde oyun hamuru yaptırıyor musun? Yoksa sende aman ağzına atar,  ay salon batar ne gerek var diyenlerden misin?
  • Arada bir babannesi ve dedesi geliyor dimi? Yoksa hep kendi annen babanla mı vakit geçiriyor Pera?
  • Televizyon izliyor mu mesela? Tabi ki dayanamayıp açıyorsundur…
  • Bazı konularda gereksiz direnç gösteriyorsun. Niye diretiyorsun ki? Bir süreden sonra ne yetebilecek, ne yetişebileceksin…
  • 2 yaşından sonra ev ona yetmeyecek, o zaman güvendiğin yere ver çocuğunu sosyalleşsin. Sen de kendine zaman ayır .
Listeler uzar gider, biliyorsunuz söz konusu akıl vermek olunca herkesin söyleyecek çok lafı oluyor. 🙂 Her anne gibi bende bu sürece bolca maruz kalırken, “e peki sen gerçekten ne yaptın Birce?” derseniz, anlatayım. 🙂
Öncelikle çok seyahat eden ve yerleşik düzene sahip olmayan biri olarak söylüyorum ki, çocuğum gerçekten bu sürece iyi dayanıyor ve çok çabuk adapte olabiliyor. Tabi bu adaptasyonun kolay olabilmesi için bende elimden geleni yaptım.
Pera daha 18 aylık bile değilken, sosyal gelişiminin hızlanması ve çevresine daha kolay uyum sağlayabilmesi için anneli oyun gruplarına katılmaya başladık. Bu, hem anne-kız kaliteli zaman geçirmemizi, hem de çokca eğlenmemizi sağladı. Oyun gruplarının onun üzerindeki olumlu etkisini gördükçe, kreşler üzerine araştırmalar yapmaya başladım. Rota ilk olarak evimize yakın olan yerlerdi. İtiraf etmeliyim ki bazı yerlerden ağlayarak çıktım. Yapamam, bırakamam çok küçük daha dedim. Öte yandan mantığım çocuk büyüdükçe, çalışmadığım için bu geçişin çok daha zor olacağını söylüyordu. Böyle gel gitli bir süreç yaşadıktan sonra oyun grubu için gittiğimiz yerin kreşine yazılmaya karar verdim.
Tabi ki bu süreçte sadece babamız ve yakın arkadaşlarım bana destek oldu. Annem, babam ve diğer aile büyüklerimiz “El kadar çocuğun kreşte işi ne? Sen çalışmıyorsun, niye kreşe veriyorsun? Çocuk emiyor nasıl ayrı kalacaksınız ?…” diyerek bana epeyce karşı çıktı. ( Bu arada 26 ay emzirdiğimi ve bezi 18 aylıkken bıraktığımızı dipnot olarak ekleyeyim.)
Bu cümlelerin bazılarını duymazdan geldim, bazen moralim bozuldu, ama yine de devam ettik okula. Hatta başlangıçta her şey güzeldi. Okul kapısında küçük ağlama krizleri yaşasak da, sonrasında güle oynaya girdi sınıftan içeri. Aldığım kararı her ne kadar doğru bulsam da, ilk zamanlar ” ya bir şey olursa, ya Pera mutsuzsa..” diye düşünerek elimde telefon kaygıyla bekledim. Tüm bu kaygının yanı sıra, kendime ayırdığım zaman beni çok mutlu ediyordu. Bu noktada dürüst davranmadan geçemeyeceğim 🙂
Tüm bu duygusal süreçte sabırlı olmaya devam ettim, ta ki bir gece saat 03:30’da “anne beni sakın bırakma, okula gönderme” diyene kadar. Bunun şeytanlık ile bir ilgisi yoktu. Belli ki huzursuzdu ve sadece bu cümle, bu okulu bırakmamız için yeterli oldu. Zaten Dubai’ye dönmemize de az kalmıştı, biraz ara vermek ve tazelendikten sonra yeni bir sürece başlamak ona iyi gelir düşündüm. Ve öyle de oldu. Tekrar geri geldiğimizde muhteşem bir okul bulduk ve hayatımızda çok şey değişti:
  • Yemekler düzenli bir şekilde yenir oldu.
  • Uyku saatleri belirli bir düzene girdi.
  • Akşamları ilk defa “yoruldum uyumak istiyorum anne “cümlesini duymaya başladım. 🙂
  • “Paylaşmak çok güzel dimi anne” diyen bir bıcırık oldu bizimki.
  • Sıraya girmeyi öğrendi.
  • Tuvalete kendi gidip, ellerini tek başına yıkayabiliyor artık.
  • Pilates yapmayı öğrendi,müzik aletlerini tanıdı, özel gün ve haftaları takip etmeye başladı.
  • “Benim sorumluluklarım var okula gitmeliyim anne “dedi, nöbetçi olmayı gönülden istedi.
  • Tüm hafta boyunca tv , tablet izlemedi.
Ve sonuç olarak ;
Harika bir öğretmen bulduysan, hatta yeri geldiğinde annene bırakmış gibi güvende hissediyorsan orayı bırakma ve sahip çık. (Sevim öğretmenimiz cansın) Çocuğun mutluysa asla vazgeçme. Maddi anlamda da zorlanmadığın ve içine sinen bir yer illaki bulacaksın merak etme. Bu süreç biraz zorlayıcı, hatta hatalı bile olabilir ama bir süre sonra her şey yoluna giriyor. Yoluna girdikten sonra yapman gereken tek şey  ise tadını çıkarmak. 🙂
Mesela ben bazen “acaba cumartesileri de mi açık olsa..” derken yakalıyorum kendimi. 🙂
Sevgiler..
0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz