Çocuğun Dili Oyun

Neslihan Gülten
0 Yorum

“Oyun” yetişkinlerin dünyasında boş zamanları doldurma, çocuğu oyalama, günün yorgunluğunu unutma şeklinde tanımlanır çoğu zaman. Biz oyun oynarken beynimizi “off” konumuna aldığımızı zannederken; milyonlarca nöron harıl harıl çalışır aslında arka planda. Bir bebeğin doğduğu anda 2 milyar beyin hücresine sahip olduğunu ve bu beyin hücreleri arasındaki bağlantının %75 inin hayatımızın ilk 5 yılında oluştuğunu biliyor muydunuz? İşte bu ilk 5 yıl içerisinde hafıza, öğrenme, duygusal düzenleme ve sosyal zeka için gerekli olan nöronlar arasındaki bağlantıyı oyun kuruyor. Yapılan araştırmalar oyunun çocuğun zihinsel,bedensel ve psikososyal gelişimine katkısını destekliyor.

Oğlum zıplama, yuvarlanıp durma yerlerde derken bir kez daha düşünün..

Zıplama, atlama, yuvarlanma gibi üzerinde kafa yormadığımız oyunlar aslında fiziksel ve sosyal etkileşimi olan oyunlardır. Bu oyunlar çocuğunuzun orbitofrontal korteksini ve beynin diğer bölgelerini harekete geçirerek sosyal zekasını ve duygu durumunu etkiler. Aynı zamanda problem çözme yeteneğini geliştirirken, uyku düzenini kurmada anne babaya yardımcı olur. Harekete dayalı oyunlar, çocuk depresyonunu önlemek için de oldukça etkilidir.

Evcilik oynarken bile çocuklarınızın beyninin fazla mesai yaptığını biliyor musunuz?

Kurgusal düzende ilerleyen ve oyuncaklar eşliğinde oynan evcilik, doktorculuk gibi oyunlar ise çocuğunuzun hafıza ve öğrenme kapasitelerini etkiler; yapılan araştırmalar bu tip oyunların beynin hafıza ve öğrenme işlevlerinin yürütüldüğü hipokampusu etkilediğini göstermektedir. Bir nevi çocuğunuz oyun oynarken, aslında beyni fazla mesai yapıyor diyebiliriz.

Çocuğunuzun oyunlar üzerinden verdiği mesajları okuyabiliyor musunuz?

Yaş ilerledikçe omuzlarımıza aldığımız ciddi sorumluluklar içimizdeki çocuğun önüne geçtiğinden olsa gerek oyun oynamanın ruha dokunan yanını ihmal etmeye başlıyoruz. Çocuğun oyunla konuştuğunu, oyunun onun duygularının en sansürsüz halini yansıttığını bazen görmezden geliyoruz. Oysa çocukların dünyasında oyun ve gerçekliğin birbirinden farklı olmadığını hep hatırlatmalıyız kendimize.

“Oyun terapisi de son günlerde aşırı trend oldu…” bakış açısının aksine…

Evcilik oynarken çocuğunuzun bebeğine yemek yedirme şekline dikkatlice bir bakın, bir yerden tanıdık geldi mi? Ya da sürekli polis arabalarıyla, ambulanslarla oynayan çocuğunuzun yardıma ihtiyacım var deme şekli acaba bu olabilir mi?

Çocuklar kelimelerin yerine oyuncakları koyar. Bu sebepledir ki yetişkinler için terapi ne ise çocuklar için oyun terapisi odur. Çocuk, terapistine ruhsal dünyasını oyunlarla yansıtır. Yaşadığı öfkeyi, çatışmayı, kıskançlığı, güvensizliği oynadığı oyunlarla dışa vurur ve terapi sırasında bu duygularıyla yüzleşir. Eğitimli bir Oyun Terapistiyle çocuk kendisini ve dünyayı daha iyi anlamayı, problemlerini çözmek için çalışmayı ve hayatla daha iyi başa çıkabilmek için gerekli beceriler geliştirmeyi öğrenir.

“Ben çocuğumla yeterince oyun oynuyorum, oyun terapistine gerek yok..”

Çocuk için oyun hep kıymetli; fakat anne babasıyla oynadığı oyunlardan farklıdır terapistle oynanan oyunlar. Terapi boyunca çocuğun her düşünce ve duygusu, neredeyse her davranışı kabul görür. Çocuk kabul gördüğünü, kendini açabilecek, sorunları ve korkuları üzerinde çalışabilecek kadar güvenli bir ortamda olduğunu hisseder. Oyun çocuğun dilidir ve oyun terapisi bu dilin şifrelerini çözer.

Gary Landreth’in dediği gibi “Kuşlar Uçar, Balıklar Yüzer, Yetişkinler Konuşur, Çocuklar Oyun Oynar.”

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz