Çocuğuma Karşı Öfkemi Nasıl Kontrol Edebilirim?

Berna Salkaya
0 Yorum

Anne sohbetlerinde şu sıralar gündeme bomba gibi yerleşmiş olan tek konu “öfke kontrolü“. Pek çok arkadaşım, o ya da bu nedenle başa çıkamadıkları durumlarda bebeklerine karşı sakin kalamadıklarından şikayet eder durumda. “Gecenin bir saatinde kalkıyor ve saatlerce ağlıyor, sinirden deliye dönüyorum ve bir süre sonra bende ona bağırmaya başlıyorum. Hal böyle olunca Ahmet’te bana sinirleniyor, bu sefer onunla tartışmaya başlıyoruz. İpek sakinleşip uykuya daldığında ise bu sefer ben ağlamaya başlıyorum ona bağırdığım için”.

Her öfke nöbetinin sebebi farklı olsa da sonucu hep derin bir vicdan azabı ve suçluluk duygusu oluyor. Dikkatimi çeken diğer bir noktada bu krizlerin çoğunlukla 1 yaş sonrası ortaya çıkıyor olması. Bebeklik dönemi olarak nitelendirdiğimiz 1 yaş öncesinde ebeveynler genelde daha toleranslı olurken, azalan sabır ve artan yorgunluk etkisiyle 1 yaş sonrasında tolerans seviyesi düşüyor. Kendi durumumu değerlendirdiğimde ise, anne olmamla birlikte bana sonsuz bir sabır ve anlayış yüklemesi yapıldığını düşünüyorum. Normalde kesinlikle “sabırlı” bir insan değilim, hatta kolay sinirlenirim, tez canlıyım ve bir şeyi ikinci kez tekrarlamaktan nefret ederim. Pera’ya karşı bu tavırlarımdan arınmış olmak beni fazlasıyla motive etse de gün geçtikçe sabrımın azalabileceğinin de farkındayım. Dolayısıyla hazır kontrolü kaybetmemiş ve bu krizleri yönetebilir durumda iken, ilerleyen dönemi daha profesyonel olarak nasıl yönetebilirim diye kurcalamaya başladım. Farklı bir bakış açısı oluşturabilmesi adına her zaman yabancı kaynakları da taramaya çalışıyorum, işte böyle bir araştırma sonrası denk geldiğim bir anketin konuyla ilgili çok çarpıcı sonuçlar yakaladığını görmüş oldum. Bu yazımda sizlere Zero to Three isimli firmanın yaptığı anketi ve sonuçlarını aktaracağım.

“Zero to Three” kimdir?

Araştırmayı yapan “Zero to Three” isimli firma 1977’den beri erken çocukluk bilimi (0-3 yaş) üzerine çalışmalar yapan bir araştırma grubu. Los Angeles merkezli hizmet veren firma California ile bağlantılı diğer batı bölgelerindeki çocukları da kapsayan geniş bir kitle üzerinde araştırmalar yapıyor. Öfke kontrolü ile doğrudan ilişkili olduğunu düşündüğüm anket sonuçlarını detaylı bir şekilde inceledikten sonra kendilerini sıkı takibe almış olduğumu belirtmem de fayda var. Eğer bu şekilde farklı kaynakları okuma eğiliminiz varsa bir dip not olması açısından paylaşmak istedim.

“Tuning In: Parents of Young Children Tell Us What They Think, Know and Need” anketinin içeriği nedir?

Anket en genel kapsamda aşağıdaki sorulara yanıt bulmaya çalışıyor.

  1. Çocukların beyin gelişimi ve erken çocukluk dönemi deneyimlerinin uzun vadedeki etkileri hakkında neler düşünüyorsunuz?
  2. Ebeveynlik becerileri doğuştan mı gelir yoksa öğrenilebilir mi?
  3. Çocuk gelişimi konusunda sizi en çok zorlayan konular nelerdir?
  4. Ebeveynlerin kendi çocukluk deneyimleri çocuk yetiştirme yaklaşımlarını nasıl etkiler?
  5. Ebeveynlik konusunda ne tarz bir yardım almak isterler?
  6. Farklı kültürlerden gelen ebeveynler arasında çocuk gelişimi konusunda deneyimler ve görüşler ne kadar ortak olabilir?

29 sayfadan oluşan anket sonuçlarının bu yazıda yalnızca bir kısmına yer vereceğim. Geriye kalanların hepsi benim için incelenecek yeni konular ve yazılacak yeni postlar demek çünkü. Benim detaylarına değineceğim kısım, bir çocuğun sağlıklı gelişimini destekleyebilmek ve hem anne hem çocuk üzerindeki stresi azaltabilmek için, çocuğun davranışlarına yaşıyla orantılı olacak şekilde gerçekçi bir bakış açısıyla yaklaşabilmek ile ilgili. Elbette yetenekleri ve bizlerle kurdukları iletişim çok hızlı gelişiyor, hatta kimi zaman beklediğimizin çok daha ötesinde tepkiler verip bizi şaşırtabiliyorlar. Hal böyle olunca sürekli aynı tepkileri alabilmeyi ve hayranlıkla izlediğimiz davranışları sergilemelerini bekliyoruz. Durum istediğimiz gibi olmadığında ise kontrolü kaybedip öfkelenebiliyoruz. Anlık bir kontrol kaybı ile onlara sinirlenirken sadece 0-3 arasında olan bu miniklerden çok fazla şey beklediğimizi düşünüyor muyuz?

“Tuning In: Parents of Young Children Tell Us What They Think, Know and Need” anketinin sonuçları nelerdir?

  • Araştırma kitlesinin konu ile ilişkin sorulara verdikleri yanıtlar ve anketten kısa notlar ile devam edelim: Bebeklerdeki hızlı beyin gelişimi 0-3 yaş arasında gerçekleşiyor ve bu dönemde yaşadıkları duygusal geçişler onları fazlasıyla etkiliyor. Ankete dahil olan kitlenin %63’ü bu bilginin doğruluğunu kabul ederken, %37’lik diğer kısım bu gelişimin 3-5 yaş arasında olduğunu vurguluyor. Dolayısıyla hatrı sayılır miktarda bir kesim miniklerin bu duygusal geçişlerden ne kadar etkilendiklerinin farkında olmuyor. Oysa ki bu dönemde çocuğunun neler yapabileceğinin farkında olan bir ebeveyn ona farkedilebilir ölçüde yardımcı olabiliyor.
  • Kaliteli ebeveyn bakımının hangi yaş döneminden itibaren etkili olduğu sorulduğunda, kitlenin %50’si 6 ay ve daha sonraki dönem cevabını veriyor. Oysaki ebeveyn davranışları ve kaliteli bakım doğumdan itibaren bebek üzerinde etkili olmaya başlıyor. Yaş gruplarına göre yapılan araştırma sonucu, %43’lük oran ile bu noktada en çok etkilenen kesiminin yeni doğan grubu olduğunu gösteriyor.
  • Hangi yaş döneminden itibaren korku ve üzüntü duygularını anlamaya başladıkları sorulduğunda, kitlenin neredeyse %59’u yine 6 ay ve daha sonraki dönem cevabını verirken, %42 si 1 yaş ve sonrası cevabını veriyor. Fakat araştırma sonuçları bebeklerin %29’unun bu duyguları doğum ile birlikte, %14’unun ise 3.ay itibariyle anlayabildiğini söylüyor.
  • Hangi yaş döneminden itibaren ebeveynlerinin üzgün yada sinirli olmasından etkilendikleri sorulduğunda ise kitlenin %63’ü 6 ay ve sonraki dönem cevabını verirken, %47’si 1 yaş ve üstü cevabını veriyor. Fakat araştırma sonuçları bebeklerin %26’sının bu duyguları doğum ile birlikte, %13’ünün 3.ay itibariyle, %16’sının ise 6. ay itibariyle ebeveynlerinin ruh halinden etkilendiğini söylüyor.
  • Tekrarlanan sert söylemlerden hangi yaş döneminden itibaren etkilendikleri sorulduğunda ise kitlenin %47’si 1 yaş ve sonrası cevabını veriyor. Fakat araştırma sonuçları bebeklerin %29’unun bu duyguları doğum ile birlikte, %9’unun 3.ay itibariyle, %16’sının ise 6. ay itibariyle bu tarz davranışlardan etkilendiğini söylüyor.
  • Evde bağırarak konuşulmasından hangi yaş döneminden itibaren etkilendikleri sorulduğunda ise kitlenin %47’si 1 yaş ve sonrası cevabını veriyor. Oysaki bebekler uyku halinde olsalar dahi bu durumdan etkileniyor. Araştırma sonuçları bebeklerin %29’unun bu durumdan doğum ile birlikte, %10’unun 3.ay itibariyle, %14’ünün ise 6. ay itibariyle bu durumdan etkilendiğini gösteriyor.
  • Bebeklerin hangi yaş döneminden itibaren paylaşma duygularının geliştiği sorulduğunda ise kitlenin %20’si 6 ay ve sonrası, %23’ü 1 yaşında, % 28’i 2 yaşında, %29 u ise 3 yaş ve sonrası cevabını veriyor. Araştırma sonuçlarına göre ise çocuklarda paylaşma bilinci 3-4 yaş dönemlerinde oluşmaya başlıyor.
  • Bebeklerin hangi yaş döneminden itibaren ebeveynlerinin yasakladığı şeyleri yapma eğilimi olduğu sorulduğunda ise kitlenin %18’i 6 ay ve sonrası, %18’i 1 yaşında, % 20’si 2 yaşında, %44’ü ise 3 yaş ve sonrası cevabını veriyor. Araştırma sonuçlarına göre ise çocukların ebeveynlerinin koydukları yasaklara direnç gösterme dönemi 3 – 4 yaş arası. Yani aslında 3 yaş öncesi çocuklarda bilinçli bir karşı koyma durumu olmuyor.
  • Bebeklerin hangi yaş döneminden itibaren sinirlendiklerinde öfke nöbetlerini kontrol edebildikleri sorulduğunda ise kitlenin %24’ü 1 yaşında, % 18’i 2 yaşında, %58’i ise 3 yaş ve sonrası cevabını veriyor. Araştırma sonuçlarına göre ise öfke kontrolü 3-4 yaş dönemlerinde oluşmaya başlıyor.

Bebeğime karşı nasıl sabırlı olabilirim ?

Anketten kendime not aldığım kısımlara burada son verirken, bu veriler ışığında  “çocuğuma karşı öfkemi kontrol edemiyorum” diyen tüm ebeveynlerin kendi içinde bulunduğu durumu bir kez daha değerlendirmesinin faydalı olacağını düşünüyorum. Sonuçların gösterdiği en basit gerçek aslında 3 yaş öncesi dönemde anne – baba olarak çocuklarımızdan beklentilerimizi kontrol altında tutabilmek ve kendi otokontrol mekanizmamızı devreye sokabilmek ile ilgili. Sesimizi yükseltme ihtiyacı duyduğumuz her an aslında bunun geçici ve çok normal bir dönem olduğunu, üstelik yapacağımız çıkışların çocukların ruh sağlığını ne kadar etkileyeceğini düşünürsek kontrolü daha kolay ele alabiliriz. Bizler birer yetişkin olarak kendi tepkilerimizi kontrol etme noktasında bu kadar zorluk yaşarken, onların daha kontrollü davranmasını nasıl bekleyebiliriz ki ?

Anket sonuçlarının tamamını okumak isteyenler “Tuning In: Parents of Young Children Tell Us What They Think, Know and Need” başlığı ile ankete ulaşabilir.

Sevgiyle kalın 🙂

 

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz