Bir Annelik Hikayesi

Berna Salkaya
0 Yorum

Tam da elimdeki kitabı bitirip acaba hangisine başlasam dediğim bir dönemdi. Sabah rutin mail kontrollerimi yaparken Pınar’ın attığı mail düştü önüme. Balkafa‘da çocuk kitapları üzerine paylaşımlar yapmak istediği, hatta kendisinin de hali hazırda basılmış bir kitabı olduğundan bahsediyordu mailinde. Eğer okumak istersem, kitabını gönderebileceğini de belirtmişti. Gönderdiği metinleri inceledikten sonra bu tatlı teklife tabi ki hayır demedim 🙂

Pınar’ın göz bebeği “Bir Annelik Hikayesi” adlı kitapla tanışmam işte bu şekilde başlıyor. Kitabı okuyup bitirdikten sonra bizim platformumuzda kısa bir özetine yer vermek çok mantıklı olur diye düşündüm. Sanırım bu satırları yazmama neden olan en önemli etken kitabın arka sayfasında yer alan şu cümleler “… Kadınlar daha çok paylaşıp birbirine umut ışığı olmalı. Doğum yapmak bir gün sürüyor. Çocuklu hayat ise bir ömür!..”

Yazar gerçekten de yeni annelere “yalnız değilsiniz” demek için kaleme almış bu kitabı, üstelik çok dürüst ve bir o kadar da naif bir dille. Tartışmasız ki her annenin hikayesi de macerası da kendi özgü. Ömür boyu sürecek bu yolculukta, kimimiz anneliğe çok kolay adapte olurken, kimimiz çocuklu yaşantıya düşündüğü kadar hızlı uyum sağlayamayabiliyor. Çevremdeki çok arkadaşımdan “ilk haftalar sürekli ağladım, ben bu çocuğa bakamayacağım galiba diye düşündüğüm çok zaman oldu” tarzında cümleler duyuyorum. Bu cümleyi kurabilmek, hatta birine itiraf edebilmek o kadar kolay değil. Çünkü toplumumuzun “anne olduğun an hayatında her şey değişecek, müthiş bir aşk yaşayacaksın bebeğinle” tarzı söylemleri çiçeği burnunda annelerin “acaba ben neden öyle hissetmiyorum, bu işte bir gariplik var” diye sorgulamasına neden olabiliyor.

İşte tam da bu noktada yazar “Bir Annelik Hikayesi” nde tüm çıplaklığıyla anlatıyor yaşadıklarını. Süslemeye, abartmaya gerek duymadan, yaşadığı gel gitlerle, hayal kırıklıklarıyla, endişeleriyle ve öğrendikleriyle… Kitap yer yer bana “bu dönemler gerçekten bu kadar zor muydu ya” dedirttirken (evet insan üzerinden zaman geçince unutuyor), yer yer “bu bücürler bacak kadar boylarıyla ne işler beceriyor” dedirtmeyi başardı. Aynı zamanda eğlenceli bir yazım dili de var, yazar betimleme yaparken kendisiyle alay etmekten de hiç kaçınmamış. Bu da kitabın samimi bir dille yazıldığı hissini pekiştiriyor.

Özetle “anne olduktan sonra hayat bana beklemediğim çok sürpriz yaptı, adapte olamıyorum” diyorsanız bu kitapta yazılanlar yaşadıklarınızın normal ve GEÇİCİ olduğunu anlamanız, yalnız olmadığınızı hissetmeniz için size çok yardımcı olabilir.

Eğer henüz bir anne adayı iseniz, kendi annelik maceranızı deneyimlemeye başladıktan sonra bu kitabı okumanızı öneririm. Bana kalırsa “sonunu düşünen kahraman olamaz” mantığıyla yola çıkmak daha doğru çünkü. Anneliğin en doğal süreçlerinin anlatıldığı bu kitap hamilelik döneminde endişe seviyenizin artmasına neden olabilir. Ya da kim bilir belki de yaşayabileceğiniz örnekleri daha önceden okuyor olmak, o dönemi daha kolay atlatmanızı da sağlayabilir.
Sanırım bu noktada tavsiye de bulunmak çok doğru olmayacak, fakat günün birinde bir annenin samimi bir dille yazdığı kendi hikayesini okumak isterseniz, “Bir Annelik Hikayesi” ne bir şans verin derim.

Sevgiyle kalın 🙂

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz