Ben Bir Bireyim ! – Ergenle Yaşamak

İpek Kıran
0 Yorum

10Ergenlik Nedir?

Ergenliğin tanımını yapmak düşünüldüğü kadar kolay değildir. Ergenlik değişim demektir, büyümek demektir, “başkalaşım” ve “dönüşüm” demektir. Ergenlik döneminde birey, hem bedensel, hem de ruhsal olarak değişime ve dönüşüme uğrar. Büyümek sadece ergenliğe özgü değildir, çocuklar da büyürler fakat pek değişmezler. Ergenler ise hem büyürler, hem de değişirler.

Ergenlik, çocukluktan erişkinliğe geçişin gerçekleştiği bir “ikinci doğum” dönemidir. Ergenler, tıpkı yaşamın ilk döneminde hayata alışmaya çalışan yeni doğan bebekler gibi kırılgan ve dayanıksızdır. Ergenlik bir hastalık değildir. Doğal ve gerekli bir süreçtir.

Erinlik dönemi nedir?

Ergen kelime olarak ermek sözcüğünden gelmektedir ve döl bakımından verimli, üretici döneme giren, çocukluk çağını geçen anlamındadır. Erinlik dönemi ise ergenliğe geçiş dönemidir. 12 – 14 yaş arasını erinlik dönemi, 15 – 20 yaş arasını da ergenlik dönemi olarak nitelendirmek mümkündür.

Ergenlerin ortak özellikleri nelerdir?

Ergenin vücudu biçim değiştirmeye başlar.

Çocuk bedeninden çıkıp yetişkin bedenine doğru yol almak hem ergen hem de aile için problem yaratır. Ergenin tüm ilgisi kendi bedenindedir ve kendindeki değişimi kaygı duymasına neden olur. Kendilerini yaşıtları veya kendinden büyüklerle kıyaslarlar. Kendilerinde hoşlarına gitmeyen, onları rahatsız eden şeyleri gidermeye çalışırlar. Değişimin en önemli göstergelerinden biri olan vücutlarını ise genellikle gizlemeye çalışırlar.

Ergenin artık yükselen cinsel değerleri vardır.

Ergen artık karşı cinse daha farklı bakmaya ve cinselliği keşfetmeye başlamıştır. Bu ilgisini ve aynı zamanda keşfettiği mutluluğunu yetişkinden gizlemeye çalışır. Cinsellik konusunda hem merakı, hem de ilgisi olmasına karşın bunları konuşmayı pek tercih etmez.

Ergen, ebeveynlerinden farklı olduğunu ortaya koymaya çalışır:

Çocukluk dönemindeki bütüncül bağ ergenliğe geçtikçe yavaş yavaş gevşemeye başlar. Ergen varlığını ortaya koymak ister. Anne babasından farklı ve kendisine ait düşünceleri olduğunu belirtirken bu doğrultuda kendi varlığını ortaya koymak için çabalar. Bu ayrım onlar için bir güçtür. Kimi sigaraya başlar, kimi ailesinin koyduğu yasakları onlardan farklı olduğunu hissettirmek için çiğner. Örneğin giyim tarzına karışılan bir ergen, sırf ailesinin bağını terk etmek için yırtık kotlar, aşırı mini etekler, vücut hatlarını gizleyen unisex giysiler tercih edebilir veya her sabah saçlarına bir kutuya yakın jöle sürebilir. Bu tarz durumlar anne babaların utanç duymasına neden oluyor ama unutmayalım ki onlar da anne babalarının tarzından utanıyorlar.

Ergenler ebeveynlerini yalnızca düşünceleri ile değil aynı zamanda duyguları ile de terk ediyor.

Ergenler müzik, dans gibi duygusal konularda da anne babadan uzaklaşabilir. Anne babanın bir türlü akıl sır erdiremediği o “gürültülü müziği” dinlemeye, dans etme yerine “tepinmeye” bayılıyorlar.

Ergenlerin gitgide büyüyen gizli bahçeleri var.

Anne babaların çocuklarının kalplerindeki ve yaşamlarındaki yerleri artık aynı değil; onların her geçen gün büyüyen gizli bahçeleri var ve ebeveynler bu bahçeden çoktan çıkarılmış durumdalar. Yaşadıkları olayları veya duyguları ailelerinin aşırı merakı, her şeyi öğrenme ve kontrol etme istekleri yüzünden ebeveynlerine anlatmıyorlar. Onların yerine arkadaşlarına anlatıyor, saatlerce süren telefon konuşmaları veya mesajlaşmaları tercih ediyorlar, bu da ailelerin çocuklarına tepkili davranmasına neden olabiliyor.

Anne baba ergeni zapt etmeye çalışırken o da anne babayı alt etmeyi deniyor.

Anne babanın “doğru” dediğine o “yanlış” diyor. Anne baba “ oğlum / kızım, bak odan çok dağınık, bizim toplamamızı istemiyorsun, kendin de toplamıyorsun, ortalık pislik götürüyor, toplasana odanı, seninle daha nasıl konuşalım” diyor. Çocukları “ size ne ben böyle mutluyum, niçin bağırıyorsunuz? hadi vurun vurun, vursanıza” diye yanıt veriyor. İşte bu
tipik bir zapt etmeye karşı alt etme çabası. Belki bu tür durumlarla karşılaşıldığında işi şakaya vurmak yetişkin için en çıkar yol. Çünkü “şaka” araya mesafe koyar.

Ergen çocuğuma nasıl davranabilirim?

İletişim çocukluktan yetişkinliğe kadar her dönem önemli olsa da, ergenlik dönemindeki biri için her zamankinden daha önemlidir. Ailesi tarafından eleştirilmeden, yargılanmadan, hoşgörü ile dinlenen bir ergen karşılaştığı her zorlukta ailesinden destek alacak ve sorunlarını paylaşmaktan kaçınmayacaktır. “Ergenlik döneminde çocuğuma nasıl davranmalıyım” diye düşünüyorsanız, işte size bir kaç ipucu:

  • Öncelikle ayrışma döneminde olduğunu kabul etmeniz ve bu doğrultuda sabırlı olmanız gerekiyor. Onları anladığınızı, ilgi alanlarına yani bireyselliğine saygı duyduğunuzu hissetmeleri işleri kolaylaştırır.
  • Ergen başkalarının yanında uyarılmaktan, öğüt almaktan hoşlanmaz, bu duruma şiddetle karşı çıkar. Bu tür davranışlar yetişkine düşmanlık duyguları beslemesine neden olur. Bu yüzden rahatsız olduğunuz bir durumu baş başayken dile getirmeniz onun sorunu kendine yönelik tehdit olarak algılamasını engeller.
  • Ergen, yeni ve değişik bir ilişkiye her zaman açıktır. Eğer çocuğunuzla ilişkilerinizi yetersiz buluyorsanız, şimdiye kadar sürdürdüğünüz ilişki biçimini gözden geçiriniz.
  • Hepimiz anlaşılmak ve önemsenmek için yaşarız. Elbette anlaşılmak ve önemsenmek ergen için de çok önemlidir. Ailesiyle kurduğu iletişimlerinde ve ilişkilerinde bu iki önemli ihtiyacının karşılanmasını bekler. Bunları bulamadığında da iletişimi ve ilişkiyi daha fazla sürdürmenin anlamı olmadığını düşünür ve içine kapanır.
  • Ergen için “sır” önemlidir. Ergenler içindeki gizli bahçelere zaman zaman yetişkinleri davet edebilirler. Bu davetin temel amacı yetişkine güvenilip güvenilemeyeceğinin test edilmesidir. Eğer çocuğunuz sizinle küçücük bir sırrını paylaşıyorsa siz de bu sırrı kimseyle paylaşmayın.
  • Gerektiği zamanlarda ergenle ergence iletişimler kurulması onun hoşuna gider. Anne babalar çocuklarıyla her zaman bir anne baba gibi iletişim kurmak zorunda değillerdir. Gerektiğinde çocukla çocuk, ergenle ergen olmayı denemelidirler. Bu onları çocuklarına daha da yakınlaştıracaktır.

Hepinize çocuklarınızla birlikte mutlu, sağlıklı ve başarılı bir öğretim dönemi diliyorum, bir sonraki yazımda görüşmek üzere 🙂

KAYNAKÇA
1) Severin, G., Ergenlik Çağının Tehlikeleri, Çev: Kurtuluş Bıçakcı, Çocuk ve Aile Kitapları, Ankara, 2000.
2) Parman, T., Ergenlik Ya da Merhaba Hüzün, Bağlam Yayınları, İstanbul,

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz