Ben 5 Yaşındayım, 5!

Berna Salkaya

 Sizin diye bildiğiniz evlatlar gerçekte sizin değildirler,

Onlar kendini özleyen Hayat’ın oğulları ve kızlarıdırlar.

Sizler aracılığıyla dünyaya gelmişlerdir, ama sizden değildirler.

Sizlerin yanındadırlar, ama sizlerin malı değildirler.

Onlara sevginizi verebilirsiniz, ama düşüncelerinizi asla.

Çünkü onların kendi düşünceleri vardır.

Onların vücutlarını çalabilirsiniz ama canlarını asla.

Çünkü onların canları geleceğin sarayında oturur

Kendinizi onlara benzetmeye çalışabilirsiniz,

Ama onları kendinize benzetmeye kalkışmayın hiç.

Çünkü Hayat ne geriye gider, ne de geçmişle ilgilenir,

Sizler, evlatların birer canlı ok gibi fırlatıldıkları yaylarsınız.

Yayı geren, sonsuza açılan yolda kendine hedef edinmiştir

Ve oklarını en uzağa eriştirebilmek için kendi gücüyle sizleri gerer.

Yayı gerenin elinde seve seve bükülün.

Çünkü oku atan o güç,

Uzaklaşan okları sevdiği kadar elindeki sağlam yayı da sever.

******

Son zamanlarda okuduğum, beni en çok etkileyen satırlar…

Kendi annelik serüvenimde en çok dikkat ettiğim, daha doğrusu etmeye çalıştığım konu bu sanırım. Sınırlarını bilen bir çocuk yetiştirmenin yanı sıra, SINIRLARINI BİLEN BİR EBEVEYN olabilmek. Duygular işin içine girince, anlaması, bir kefeye koyması, objektif davranması çok zor olan bir konu bu.

Dünyaya getirdiğimiz çocuğumuzu herşeyden çok severken ve her an onun için en iyisini isterken, bazen kendi duygularımızı, onun ihtiyaçlarının ve benliğinin önüne koyabiliyoruz. Öğrendiğimiz, yaşadığımız ve deneyimlediğimiz şeylerle alakalı olduğunu düşündüğüm bu durum, bir taraftan son derece normalmiş gibi görünürken, bugün beni ben yapan değer yargılarımı da sorgulamama neden olmuyor değil..

32 yaşındaki Berna’ya soruyorum:

“Bugün kendi kararların ve doğrularınla devam ettiğin hayatına yapılan müdahaleler sana kendini nasıl hissettiyor?”

“Yakınlık derecesi farketmeksizin, birinin sınırlarını aştığını farkettiğinde en yoğun hangi duyguyu hissediyorsun?”

“Sen kendi sınırlarını bu kadar önemserken, kendi yetiştirdiğinin sınırlarına yeterince saygı gösterebiliyor musun?”

“Henüz çok küçük olduğunu düşünerek yaptığın iç güdüsel müdahaleler Pera’ya kendini nasıl hissettiyor?”

“Anne babalar çocukları için hep en iyisini ister” mottosuyla yetiştirilmiş biri olarak, ben de aynı cümlenin üzerine kendi beklentilerimi ve hayallerimi yüklüyor olabilir miyim?

……

Bazen çocukların zihnimizi tüm çıplaklığı ile okuyabildiğini düşünüyorum.

….

Yemek saati, sofra hazır.  Standart yemek öncesi seremoniyi tekrarlıyorum:

“Peracım hadi bebeğim yemek saati, Peraaaa nerdesin masada seni bekliyoruz. Şuanda odana gelmek istemiyorum, senin buraya gelmen gerekiyor….”

“Şimdi konuşmaya biraz ara verip yemeğimizi yesek olmaz mı?? Pera farkında mısın, sen hariç sofradaki herkes yemeğini bitirdi.”

“Tamam anneeee” cevabını beklerken, kulaklarım şunları işitiyor:

“Anne farkında mısın? Ben 5 yaşındayım, 5!  Bana sürekli onu yap Pera, bunu yap Pera, yemeğini ye Pera deyip duramazsın. Bazen yemek yemek istemeyebilirim, anladın mı? İstemeyebilirim. Sen de istemeyebilirsin.

…..

Kafamda deli sorular…

“Ben o yayın hakkını verip, okun istediği yöne uçması için gereken desteği ne kadar verebileceğim??”

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz