Bebeklerde Uyku Eğitimi Öncesi

Berna Salkaya
0 Yorum

Yeni doğum yapan bir arkadaşım bugün bir resmini çekip göndermiş bana, altına da “uyumuyor Berna, ne yaparsam yapayım uyumuyor. Ben uykusuzluktan bayılmak üzereyim ama” yazmış. Kendi halimi hatırladım, öyle ki bir dönem annemler kaçta uyuduğumu takip edebilmek için whatsuptan son online olduğum saati kontrol ediyorlardı. Uykusuz geçen dört ayın sonrasında Pera’ya uyku eğitimi verme konusundaki kararım netti. Ama öncesinde onu uyutabilmek için birbirinden eşsiz yöntemler denediğimizi itiraf edeyim. Anneliğimin trajikomik kısmında yıllar boyunca unutmayacağım yöntemlerden birini yazmak istedim bugün buraya.

Pera kasım sonunda doğdu ve takip eden kış sezonu boyunca hava mevsim normallerinin üzerinde aşırı soğuktu. Bu bilgi neden önemli derseniz çünkü kar, kış, yağmur, çamur demeden Pera’yı gecenin bir yarısı sokaklarda uyutmaya çalışıyorduk. 🙂 Her şey birkaç kere gündüz uykusunu dışarıda çok rahat uyuduğunu farketmemizle başladı. Ne zaman dışarı çıkıp, aceleyle işlerimizi halletmeye çalışsak Pera tahmin ettiğimizden çok daha uzun süre uyuyordu.

Bir gece yaklaşık 2,5 saat uğraşıp uyutamadıktan sonra “dışarı mı çıksak acaba” diye sordum eşime. O kadar çaresiziz ki, hava buz umurumuzda değil. Pera’ya termal tulumunu giydirdim. İki kat battaniyesini örttüm üzerine, başına da şapkasını geçirdim. Bizde tabi en kalın montlarımızı giyip atkıyı bereyi doladık yüzümüze. Hava nasıl soğuk, donuyoruz ama bizim küçük hanım da tık yok, koyduk bebek arabasına yürümeye başladık. 15 dakika yürüdük öncelikle, fakat bizimkinin gözler cin gibi hala. Hatta yavaş yavaş mıkırdanmaya başladı, baktık huzursuz oluyor; eşim “ben biraz koşarak süreyim bakalım belki işe yarar” deyip daha cevap vermeme fırsat kalmadan koşmaya başladı. Onlar önden koşuyor ben arkalarından, gece saat 01.00 suları, bir yandan “acaba bizi böyle biri görse ne düşünür” diye düşünüyorum. Neyse ki maratonumuz kısa sürdü ve Pera koşmaya başladıktan 5 dakika sonra uyudu. Tabi uyutmuşken hemen eve dönüp bizde uyuma derdindeyiz.

Eve geldik, içeri girdik, hiçbir sorun yok ama Pera’nın üstündekileri çıkarmamız lazım, sıcaktan bayılır yoksa pusetin içerisinde. Eşimle birbirimize bakıyoruz, ikimizin de o anda aklında “acaba üstünü çıkartırken uyandırır mıyız” sorusu var çünkü. O kadar derin uyuyor ki, uyanmaz herhalde diye düşünüp yardımlaşarak Pera’yı pusetin içerisinden çıkardık. Çıkarıp yatağın üzerine bırakmamızla gözlerini cin gibi açması bir oldu. Dedim şaka olmalı herhalde bu, sanki birkaç saniye önce ağzı açık uyuyan kendisi değilmiş gibi bön bön bakıyor suratımıza. Beni bir gülme krizi aldı, eşimi de tabi. Hayır belki biz o şekilde delicesine gülmesek o da uyumaya devam edecek ama hal böyle olunca iyice uykusu kaçtı.

Yine kucağımıza aldık, koridorda bir ileri bir geri yürümeye başladık. O koridorda tamamladığım her tur sonrasında “bir bebek nasıl bunca zaman uyumadan ayakta durabilir” diye düşündüğümü dünmüş gibi hatırlıyorum. Böyle de bir saati tamamlamamıza rağmen uyumayınca, eşim “hadi yine çıkalım, bu sefer hemen koşarız, zaten çok uykusu var kesin uyur” dedi. -saat 02.00 suları falan- Teklifine hayır demeyi gözüm kesmedi. Tekrar giyindik kuşandık, çıktık dışarıya. Bu kez daha soğuk havayı hisseder hissetmez gözlerini kapattı bizim küçük köfte, keşke bu kadar hazırlanmasaydık da balkona çıksaydık diye düşünerek eve geri döndük. Bu sefer ikimizin de ne üzerindekileri çıkarmayı ne de pusetten kıpırdatmayı gözü kesmedi. Şapkasını çıkardım sadece, battaniyeleri attım üzerinden ve fermuarını açıp puseti yatağımızın yanına koydum. Bir yandan da acaba terleyecek mi diye kontrol ediyorum. Baktım terlemiyor ve mışıl mışıl uyku modunda, sessizce yatağa süzüldüm ve kendimi uykunun kollarına bıraktım. O gece tam 4 saat kesintisiz uyudu!

Ertesi gün bir önceki gecenin kritiğini yaparken bunun tamamen tesadüf eseri bir durum olduğu konusunda birbirimizi ikna etmeyi başardık ama içten içe durumun bir tesadüften ibaret olmadığını biliyorduk. 🙂 Nitekim o gece de Pera’yı saat 12’ye kadar uyutamayınca yine bir gülme krizi eşliğinde dışarı çıkmaya karar verdik ve bizim ufaklık koşmaya başladıktan 5 dakika sonra uykuya daldı. Yine aynı şekilde eve geldik, onu pusetin içerisinden çıkarmadık ve o gece de 3.5 saat kesintisiz uyudu. Takip eden günlerde de aynı seremoni devam etti. Saçmada olsa onu uyutabilmenin bir yöntemini bulmuştuk, minik resmen soğukta sıcacık termal tulumunun içerisinde uyumayı bekliyordu. Artık gece saat 12 olunca dışarı çıkmak ve bebek arabasıyla koşmak bir rutin haline gelmişti. Dışarıda olduğumuz o yarım saat süresince eğer hızlı bir motor ya da araba geçmezse Pera kolayca uykuya dalabiliyordu. Eşimin kaç kez “süper ya 5 dakikada uyudu” cümlesinin ardından geçen motor sesine uyandığını bilirim Pera’nın. Canım sevgilim içten içe geçen motora küfür ederek koşmaya devam ederdi, tabi bende arkalarından…

1 ayın sonunda artık uyku eğitiminin bizim için kaçınılmaz olduğuna karar verebildik, ama uyku eğitimi verebilecek gücü bulamıyorduk kendimizde. Uyku eğitimi süresince yaşanan sıkıntıları okudukça, bunu yapabilmek için çok kararlı olunması gerektiğinin farkındaydım. Nihayet uyku eğitimine başlayabilecek cesareti bulduktan sonra, birkaç deneme sonrasında uyku eğitiminin kazanan tarafı biz olduk ama bu başka bir yazının hikayesi olacak. Bebekleri uyumayan anneler, yalnız değilsiniz. Mışıl mışıl uyuyan bebeklerin anneleri kadar şanslı olmayabilirsiniz ama sizin bebeğinizde bir gün ebeveynlerini yormadan nasıl uyuyacağını öğrenecek.

Sevgi ve sabırla kalabilmeniz dileğiyle 🙂

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz