Bebeğinizle İlgili Doktorların İlgilenmediği 10 Yeni Deneyim

Burçak Aykul Öztürk
0 Yorum

Hepimiz küçük bebeklerimizin gelişimini takip edebilmek için binlerce kitap okuyup, internetin en saklı köşelerinde dolaşmışızdır. Bebeğinin doğumundan itibaren bir çok ebeveyn, sinir bozucu bir şekilde, bebeklerinin doğru zamanda yuvarlandıklarından (!), emeklediklerinden, yürüdüklerinden ve zamanında konuştuklarından emin olmaya çalışıyor. Kitaplar ve internet, çoğunlukla doktorların da bir çok kez açıkladığı gelişimsel bazı dönemleri anlatıyor; fakat hiç kimse her geçen gün sizi daha da duygulandıran tatlı ve duygusal şeylerden bahsetmiyor 🙂

Minik bebeklerinizin önünde henüz yaşamadıkları bir çok deneyim var. Bu yazımızda bebeklerinizin zamanla tecrübe edeceği, kalbinizi eritecek -bilimsel olmayan- 10 yeni bilgiyle karşılaşacaksınız. Üstelik balkafa.com okurlarının yorumlarıyla… 🙂

İlk cümle

Genç annelerimizden Burcu, bu anı şu şekilde anlatıyor:

“Doktorlar sıklıkla bebeğimin kaç kelime söyleyebildiğini soruyor ve bende kelime haznesi geliştikçe bu sayıyı takip etmeye çalışıyorum. İlk kelimelerin unutulmayanlar listesindeki yeri tartışmasız olsa da, ilk cümlelerin yarattığı heyacan bambaşka diye düşünüyorum. Ne de olsa bu onların gerçekten kendilerini ifade etme yolunda attıkları en büyük adımlardan biri, dolayısıyla bir anne olarak heyecanlanmakta çok haklıyım!”

Kardeş sevgisini gösterdikleri ilk an

Sevgili okurumuz Dilek, bu durumu şu cümleler ile özetliyor:

“İkiz bebek annesi olacağımı öğrendiğim ilk andan itibaren, onların kardeş ilişkisinin benzersiz ve özel olacağını biliyordum. Ya da en azından öyle umuyordum 🙂 Henüz birbirlerinin elini tutup, birbirlerine sarıldıkları bir noktada değiller. Ama sabahları ilk kez, yataklarında yan yana oynarken, kendi aralarındaki özel dilde konuşmaya başladıklarını gördüğümden beri çok heyecanlıyım.”

Ritim duygusunu gösterdikleri ilk an

Biri 1,5, diğeri 2,5 yaşında iki çocuk annesi olan Meltem’e gelince..

“Oğlumun ilk kez ritmik hareketler yaptığını fark ettiğimde resmen kalbim erimişti. Tabi henüz tam olarak dans ediyor diyemezdim 🙂 Daha sonra da kızımın bu küçük ritmik hareketlerini fark ettim. Şimdiyse, ne zaman bir müzik duysalar tam bir dansçı gibi dans etmeye başlıyorlar. Hem de hiçbir müzik türünü ayırt etmeden!”

Restoranda ilk yemek

Annelik serüveninde daha çok yol almış Zeynep ise duygularını şu şekilde ifade ediyor:

“Bebeklerim küçücükken ve henüz yalnızca süt içebiliyorken onların sıradan insanlar gibi daha fazla yemek yiyebilecekleri günü, yani bir restoranda daha rahat zaman geçirmeyi dört gözle bekliyordum. Şimdiyse ne zaman dışarıda yemek yemeye gitsek, bu minik yaramazlar, siparişlerini kendileri veriyor. Artık bebek çantasından bebek maması ya da meyve püresi çıkarma devri sona erdi. Neyse ki (bütçesel olarak :)), bir porsiyonu beraber paylaşabilecek kadar küçükler. Birlikte sipariş vermek oldukça güzel ve eğlenceli bir tecrübe. :)”

Bebek arabası olmadan ilk yürüyüş

Yine bir ikiz annesi olan Kübra’nın paylaşımı ise şu şekilde:

“Aslında ikizler ile ilk zamanlardaki bebek arabası yürüyüşlerimizi çok sevmiştim; ama yine de, bebek arabasının içinde tıkılıp kalmak istemeyecekleri günün gelmesini dört gözle bekliyordum. Birkaç gün önce, bir komşunun evine akşam yemeği için davet edildik. Dördümüzün de ailecek yürüyerek gidebileceği ilk yer orasıydı. Tam da o anda, onların artık bir bebek olmaktan çıkıp bir çocuğa dönüşmekte olduklarını fark ettim. Bir süre sonra da anaokuluna gidecekler!”

Farklı bir kişiliğin ilk işaretleri

İkiz annelerimizden Begüm:

“İkizlerim küçükken, oğlumun her zaman daha yaramaz olacağına düşünmüştük . Şimdiyse kişilikleri yavaş yavaş şekil almaya başlarken, minik oğluma haksızlık ettiğimizi düşünmeye başladım. 🙂 Kızım tıpkı benim gibi, her türlü maceraya açık, kimsenin asla durduramadığı ufak afacan bir çocukken oğlumsa, tam tersine, tıpkı eşim gibi daha dikkatli ve evcimen birine dönüştü. Onların bu yeni karakterlerini yansıtmaya başlayan küçük yetişkinler olduğunu görmek bizim için çok heyecan verici bir süreç oldu.”

İlk (minik) yaralanma

Sevgili okurumuz Ayşegül, hikayesini şu cümleler ile özetliyor:

“Bu ilk tecrübe aslında komik bir anı olmaktan çok, biraz üzücü ve korkunç benim için. Artık çocuklarım etrafını keşfederken bir sorunla karşılaşabilecekleri kadar büyüdüler ve oldukça hareketliler. Tabure üzerinden zorla bir şeye ulaşmaya çalışan oğlum tabureden düştü ve dudağını çarparak dudağını kanattı. Benim için çok korkunç bir tecrübe de olsa, onu öpmek ve yatıştırmak oldukça duygusal bir andı.”

İlk şiddetli öfke nöbeti

İlk öfke krizi anını sevgili okurumuz Fatma şu cümleler ile dile getiriyor:

“Buna komik ya da tatlı bir tecrübe demek imkansız. Ama maalesef kaçınılmaz bir deneyim. Öğretmeni kızıma marakas verdiğinde kızım ilk defa müzik dersinde olmaktan mutluluk duymuştu. Bizimde izleyici olarak katıldığımız dersin sonunda, kızım marakası geri vermek zorunda kalınca durumdan hiç de memnun olmadı. Çığlık çığlığa bağırmaya başlayarak, kendini yerlere attı. Sonra anladık ki kızım ilk defa öfke nöbeti geçiriyordu. İlk öfke nöbeti ve ardından yaşananlar eğlenceli miydi? Kesinlikle hayır; ama aynı zamanda onun artık küçük bir bebek olmadığını ve bundan sonraki sürecin biraz daha dikkat gerektirdiğini anlamış olduk.”

İlk projeler

İki çocuk annesi Derya, çocuklarının ilk proje deneyimini şu cümleler ile getiriyor:

“Çocuklarımın oynaması için bir ton oyuncakları var; ama artık oyuncaklarını yeni bir şeyler oluşturmak için kullanıyorlar ve bu küçük buluşları beni çok gururlandırıyor! Mesela, ilk kez boya kalemlerini yemeye çalışmak yerine onları kullanarak bir kağıda karalamalar yaptıklarını hatırlıyorum. Şimdiyse 10 tane legoyu birleştirebiliyorlar. Artık geleceğin sanatçısı ve mühendisleri olabileceklerine adım gibi eminim. :)”

Öpücük verdikleri ilk an

En önemli anlardan birini, sevgili Selin şu şekilde anlatıyor:

“Her ne kadar dört gözle bekliyor olsam da küçük bebeğim henüz bize minik tatlı öpücükler vermedi. Ama kendince buna çok yakın bir şey bulmuş. Annemin evine bir hafta sonu misafirliği için gidip geri döndüğünde, annem “Nasıl öpücük gönderdiğini sor” dedi. Ona “nasıl öpücük veriyorsun?” diye sorduğumda minik kızım ellerini yüzündeki herhangi bir yere götürdü ve sonra minik elleriyle havaya öpücüklerini uçurdu. Şimdiye kadar gördüğüm en tatlı şey bu oldu!”

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz