Bakıcı ile Yeni Hayat

Berna Salkaya
0 Yorum

“Anne olduktan sonra hayat benim için çok değişti, ev-çocuk- iş üçgeninde koşturup dururken perişan oldum” şeklinde cümleler kurmayan şanslı tayfadanım ben. Her daim destekçim olan 2 annem sayesinde endişe ve paranoya sahibi olmadan 2.5 yılı geride bıraktım. Gözüm arkada kalmadan bebeğimi onlara emanet ederken, yoğun çalışma temposuna kendimi kaptırdığım günlerde evi aramayı unuttuğum zamanlar bile oldu.

Her zaman söylediğim gibi büyük anneler ile çocuk büyütmek çok kolay. Daha önce “Peki ya işe başladığımda bebeğime kim bakacak” başlıklı yazımda “neden bakıcı değil de büyük anneler ?” sorusuna kendimce doğru olduğunu düşündüğüm yanıtları vermiştim. Fakat Pera’nın artık 2.5 yaşına gelmesi ve değişen yaşam koşullarımız neticesinde, hayatımda bir önyargıyı daha geride bırakarak yatılı bakıcı sürecine girmiş oldum ve evet çocuğumu hiç tanımadığım birine emanet etmeye başladım.

Nasıl bu noktaya geldim, neden yatılı bakıcı tercih ediyorum sorularının cevaplarına gelirsek;

Geçtiğimiz ekim ayından itibaren hem annemlere yardımcı olması, hem de evde bize düşen iş yükünü sıfıra indirebilmek adına sabah 09.00 akşam 07.00 saatleri arasında çalışan bir bakıcı ile çalışmaya başladık. Yabancı uyruklu olan eski bakıcımız, Pera’nın uyku saatlerinde rutin ev işleriyle ilgileniyor, artı kalan zamanda ise Pera ile oyunlar oynuyordu. Bakıcımız benim yaşımda olduğu için Pera ile kolay iletişim kurabiliyordu, hatta iyi seviyede İngilizce de bildiği için Pera’ya yavaş yavaş yeni kelimeler vs de öğretiyordu.

Genel anlamda kendisinden memnun olsak da, çok basit ama benim için oldukça önemli olan bazı kurallara uyum sağlamadığı için yolları ayırmak zorunda kaldık. 6 aylık bu süreçte yaşadığımız deneyimler ise bize yatılı bakıcının neden şart olduğunu iyice göstermiş oldu.

İlk olarak bakıcı ile devam etme kararımızdaki en temel neden, artık annelerin çok yorulmuş olması. 2 yıldır büyük bir özveriyle hayatlarını bize adamış bu insanların artık kenara çekilme zamanı geldi.  Her ne kadar bu sonuçtan memnun olmasalar da, eninde sonunda bırakmaları gereken bir gün geleceği için ben insiyatif kullanarak “artık zamanı geldi” diyen taraf oldum. Dolayısıyla bakıcı artık hayatımızda olmazsa olmaz bir durum halini alınca, geriye karar vermesi gereken tek bir konu kaldı. Yatılı mı? Tam gün mü?

Aslında 6 ay önce ilk bakıcımızla anlaştığımızda evimizde tanımadığımız birinin kalması fikri bize çok can sıkıcı geldiği için, tam gün bir bakıcı ile uzun süre devam edebiliriz diye düşünüyorduk. Fakat saat 9’da başlayan mesaisine bile sürekli 9.15 – 9.20 saatlerinde gelme konusunda ısrarcı davranan ve geç geldiği zaman dahi, akşam 18.55 de hazırlanıp çıkan bakıcımız beni fazlasıyla germeye başladı. Annemin evde olmasına güvenerek bu kadar rahat davranmasına, sırf Pera’ya iyi davranıyor, bir sıkıntı yaşamıyoruz diye düşünerek göz yumdum  ama annemler evde olmayacağı zaman “her sabah işe gitmek için onun gelmesini beklemek zorunda mı kalacağım?” sorusu kafamın bir köşesinde beni hep rahatsız ediyordu.

Hafta içi gün bizim için saat 06.00’da başlıyor. Akşam zamandan kazanmak adına spora sabah gitmeyi tercih ediyoruz çünkü. Ataköy- Maslak arası her akşam çektiğimiz trafiğin üzerine, spora vakit ayıramayacağımız için kendimizce böyle bir çözüm bulduk. Sadece bu neden bile yatılı bakıcıyı şart kılıyor bizim için. Sabah saat 09.00’da gelemeyen bir insanın nasıl saat 06.00 da benim evimde olmasını bekleyebilirim ki? Hadi sporu bir kenara bırakalım, her sabah saat 08.00 da düzenli gelebilecek birini bulabilmek bile bana kalırsa imkansız.

Evet evinizi hiç tanımadığınız birine açmak zorunda kalmak epeyce tuhaf bir his. Fakat hiç mi güzel tarafları yok bu işin derseniz, kesinlikle var.

Yatılı bakıcının avantajları nelerdir?

  • İlk olarak yukarıda bahsettiğim aman gecikti, ay saat kaç oldu hala piyasada yok konusuna kesin çözüm. Asla strese yer yok.
  • Evin içinde size 7/24 yardım edebilecek biri var artık hayatınızda. Akşam yemek sonrası mutfak toplanmasından tutun da son anda ütülenmesi gereken gömleğinize kadar istemediğiniz hiç bir şeyle uğraşmak zorunda kalmıyorsunuz ve bu müthiş bir rahatlık sağlıyor.
  • Geç saatte ya da hafta sonu gelen misafirler konusunda, acayip yardımı dokunuyor bana. Tabi bu konuda şansınızın yaver gitmesi önemli. Yeni bakıcımız bıcır bıcır ve her şeye destek olmaya çalışan çok pratik bir kız. Üşenmiyor, şikayet etmiyor ve yapılacak bir şey var mı diye dört dönüyor etrafımda.
  • Akşamları dışarı çıkıp küçük kaçamaklar yapmak istediğimizde, alınır mı gücenir mi diye dert edebileceğiniz bir durum oluşmuyor. Ben her ne kadar gezme tozma konusunda oldukça rahat olsam da, evde anneler olunca
    ister istemez daha farklı bakıyordum olaya. Örneğin dün akşam Pera uyuduktan sonra arkadaşlarımızla dışarı çıkalım dedik aniden. Bu kararı vermek için giyinip hazırlanmak yeterli oluyor. Annemde evde yalnız kalacak şimdi diye düşüneceğiniz bir durum oluşmadığından vicdan yapmıyorsunuz 🙂
  • Ev her daim düzenli ve temiz. Hafta sonları Pera’nın yüzme derslerine yetişebilmek için apar topar evden çıktığımızda kimi zaman evi oldukça dağınık bırakmak zorunda kaldığımız oluyordu. Şimdi akşam gönül rahatlığıyla
    arkadaşlarımızla birlikte dönebiliyoruz eve. Çünkü biliyorum ki her yer pırıl pırıl olacak.
  • Sanırım konaklama masrafları olmadığı için, yatılı bakıcı ücretleri tam gün bakıcılara göre daha uygun. Bizim iki bakıcımızda yabancı, yeni bakıcımıza daha düşük bir ücret ödüyoruz. Tabi paralelinde mutfak masraflarında hatrı sayılır oranda bir artış oluyor. 🙂

Peki kafan eskisi kadar rahat mı derseniz, tabii ki değil. Sanırım günde en az 4 kez evi arıyorum ve buna rağmen acaba bir sorun var mı diye düşünürken yakalayabiliyorum kendimi. Özetle her konu da olduğu gibi bu konuda avantaj ve dezavantajları içinde barındırıyor.
Eğer bu yola girecekseniz, umarım dürüst, şefkatli ve hijyen kurallarına dikkat eden birine denk gelebilirsiniz. 🙂

sevgilerimle…

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz