Bağırmayan Anne Baba Olmak

Berna Salkaya
2 Yorum

Daha önce öfke nöbetleri ile ilgili “Çocuğuma Karşı Öfkemi Nasıl Kontrol Edebilirim?” başlıklı yazımda bağıran anne/baba olmanın çocuk psikolojisi üzerindeki etkilerinden bahsetmiştim. Özellikle erken çocukluk dönemindeki yaş grubu üzerinde oldukça olumsuz etkilere neden olan bu yaklaşım, ebeveynleri en çok zorlayan konulardan biri olabilir. Tek uğraşı çocuk olmayan ebeveynlerin sinirlerini kontrol edebilmesi daha zormuş gibi görünse de, 7/24 çocuk bakanların da tükenme sınırına dayanmış sinirleri “bağırmayan anne/baba olmayı” imkansız kılabiliyor. Bana kalırsa bu noktada sakin kalabilmek için en temel yaklaşım karşınızdakinin sadece 1,5-2 yaşlarında küçük bir çocuk olduğunu unutmamak. Ama genel anlamda daha otokontrollü davranabilmek için aşağıdaki yöntemleri denemekte faydalı olacağını düşünüyorum.

Nefes alın.

Bu sadece çocuklar üzerinde değil, bana kalırsa canınızı sıkan her diyalogda başvurabileceğiniz işe yarar bir yöntem. Bazen bir konunun beni çok gerdiğini ve yükseldiğimi hissettiğimde herhangi bir şey söylemeden önce derin bir nefes alıp kendime 10 saniye zaman veriyorum. Bu yöntem hem sakin kalmamı hemde söyleyeceklerimi tartmamı sağlıyor. “Gerçekten yüksek sesle konuşmamı gerektirecek bir durum var mı?” diye soruyorum kendime. Çoğunlukla yüksek sesle konuşma ihtiyacı hissettiğim zamanlar Pera’nın çok hızlı koşması, evde tezgah/masa/kalorifer peteği gibi düşebileceği yerlere tırmanması, tanımadığı cisimleri ağzına sokması gibi kendine zarar verebileceği durumlar oluyor. Bu durumda ona bağırmak yerine yaptığı şeylerin sonuçlarını ona açıklayamaya çalışıyorum.

Pozitif bir yaklaşımla öğretme yolunu tercih edin.

Onların yeni bir şeyler öğrenme ve keşfetme sürecinde bir ebeveyn olarak gösterdiğimiz desteği, yapmamasını istediğimiz bir şey söz konusu olduğunda da gösterebiliyor olmalıyız. Örneğin 1 yaşındaki bebeğinize renkleri öğretmeye çalışırken, söylediğiniz rengin hangisi olduğunu bilemediğinde ona bağırıyor musunuz? Aksine pozitif bir yaklaşımla doğru olanın hangisi olduğunu göstermeye devam ediyorsunuz. Takip ettiğim bazı psikologlar çocukların sergiledikleri olumsuz davranışlarda “dur, yapma, bak ceza geliyor” demek yerine olması gerekeni anlatmanın doğru yaklaşım olduğunu vurguluyor. Örneğin etrafındaki çocuklara saldırma eğilimi olan bir çocuğunuz varsa, sizde benzer bir şekilde çocuğunuza bağırıp çağırarak ya da cezalar vererek onu eğitemezsiniz. Bu sadece korku psikolojisini güçlendirir, hem ondan yapmamasını istediğiniz bir davranışı siz onunla iletişim kurarken sergilediğinizde nasıl iyi bir rol model olabilirsiniz ki ?

Etkili bir ses tonuyla konuşmayı deneyin.

Bu benim sıklıkla başvurduğum yöntemlerden biri. Normalde her cümlesine çok yumuşak bir ses tonuyla cevap verirken, yapmamasını istediğim bir şey yaptığımda hitap şeklim değişiyor.İnanın bu değişikliği çok hızlı bir şekilde fark ediyor, hatta tepkimi sınamak için daha çok gülmeye, daha sevimli görünmeye çalışıyor. Bu noktada önemli olan koyduğunuz tepkiyi sürdürebilmeniz, iki sevimli hareket yaptığında sizi alt edemeyeceğini bilmeli 🙂

Duygularını ifade edebilmesi için ona destek olun.

Çocukların yanlış davranışlar sergilemesindeki en büyük etkenlerden birinin kendilerini yeterince ifade edememeleri olduğunu söylüyor doktorumuz. Duygularını sergilemek için alternatif yaklaşımlar öğrenemeyen çocuklar ebeveynlerinin sert çıkışlarına daha fazla maruz kalabiliyor. İlerleyen dönemde kontrol edilmesi daha zor olabilecek bu durumun bazı örneklerini Pera’da görebiliyorum. Örneğin kumsalda birlikte yapmış olduğumuz kuleyi yıkan başka bir çocuğu iterek tepki koymak isteyebiliyor. Bu durumda kuleyi tekrardan yaparken “kızmakta haklısın ama arkadaşını bir daha ittirme, kızdığını söyleyebilirsin ona” dediğimde şu aşamada söylediklerimi çok anlamasa da bu yaklaşımın ona bir şeyler katabileceğini düşünüyorum. Bu onun doğru davranması için bir ön adım olurken benim de bağıra çağıra olaya müdahale etmemi engelliyor.

Kendinizi onun yerine koyun.

Empati kesinlikle hayatın her aşamasında üzerinde düşünülmesi gereken bir konu benim için. Öfkenizi kontrol edemeyip sesinizi yükseltmeye başladığınızda nasıl hissedeceklerini bir düşünsenize? Bunu noktada kendinizi bir çocuk olarak değerlendiremiyorsanız, iş yerinizde yada sosyal çevrenizde birinin size bağırdığını hayal edin mesela. Böyle durumlar yetişkinlerin bile utanmasına veya özgüven sorunları yaşamasına neden olurken, küçücük bir çocuğun bu durumla başa çıkmasını nasıl bekleyebiliriz ki? Korku imparatorluğu temeline dayalı ebeveyn-çocuk ilişkisine sahip olmak istemeyen her anne/baba bu konuda kendi sınırlarını zorlamalı diye düşünüyorum.

Doğru davranışlar sergilediğinde övmekten çekinmeyin.

Yine doktorumuzun çok önem verdiği ve bizi sıklıkla uyardığı konulardan birisidir bu. Çocuklar bazen sadece dikkat çekmek için bile sizi kızdıracak şeyler yapıyor olabilir. Bu gibi durumlar için doktorumuz “Onlara bağırırsanız, hala istedikleri ilgiyi veriyor olursunuz, bu durumda ebeveynlerinin ilgisini çekmek isteyen bir çocuk olumsuz davranışlar sergilemeye devam edecektir” diyor. Bu işin kesinlikle en zor kısmı, ama ilgi çekmenin olumsuz davranışlar sergilemekle ilgisi olmadığını anlamaları için kesinlikle uyulması gereken bir yöntem bana kalırsa. Aynı şekilde doğru davranışlar sergilediğinde ilgi göstermek, yaptığı şeyi takdir etmekte bu eşleşmenin önüne geçebilmek için doğru bir yaklaşım.

Mükemmel anne/baba olmak için kendinizi zorlamayın.

Yukarıda yazmış olduğum yöntemlerin hepsini uygulamaya çalışıyor olmanız, hiçbir zaman kontrolü kaybetmeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Bazen çok küçük bir şey bile sinirlerin gereğinden fazla gerilmesine neden olurken, verilecek tepkinin de şiddetini arttırabiliyor. Bu durum çok insani ve herkesin başına gelebilir. Önemli olan bu tepkiyi verdikten sonra tekrardan iletişim yoluna gidebilmeniz. Aslında ona bağırmak istemediğinizi ya da ne için bağırdığınızı açıklayabilmeniz. Bu davranış da çocuğunuzun olumsuz davranışlar sonrasında yapılması gereken doğru hareketleri öğrenebileceği bir yaklaşım neticede. Çocuğunuza hiç bağırmayan bir ebeveyn olmanız sizi mükemmel anne/baba yapmayacağı gibi, arada sırada kontrolü kaybediyor olmanız da kötü anne/baba yapmayacak. Önemli olan tepkilerinizin farkına varıp, otokontrolünüzü devreye sokabilmeniz. “Bağırmayan anne/baba olabilmek” için okuyup araştırmak, davranış şeklini değiştirmeye çalışmak bile büyük bir farkındalık gerektiriyor.Denk gelip de bu yazıyı sonuna kadar okuyan anne/babaların minikleri çok şanslı bana göre.
Sevgiyle kalın 🙂

2 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

2 Yorum

Avatar
Online Alışveriş Sitesi 26 Ekim 2017 - 20:36

Harika bir blog olmus!! :)) Sitenizi ilgi ile takip ediyorum

Reply
Avatar
admin 30 Ekim 2017 - 13:53

Teşekkür ederiz beğenmenize çok sevindik 🙂

Reply

Yorum Yaz