Annelik Pre-Requisite (Ön Koşul) & Annelik 101

Sinem Yiğit
0 Yorum

Sonda söylemek istediğimi başta söyleyeceğim ve söylüyorum: size bir haberim var arkadaşlar! Ömür boyu bu sınıftayız, kaçarımız yok.

Şu devran dönerken insanoğlunun elinde olan, yapabildiği tek şey adapte olabilmek. Bir düşünün mevsim değişir bir haller olur, merkür retro yapar duygular karışır, dolunay gelir bünye dağılır ve hamile kalırsın hormonlar değişir.

Ergenliğim de dahil kendimi en tanıyamadığım dönem hamilelik dönemimdi. İçimde volkanik hormon patlamaları olurken ne yediğimden bir şey anlıyordum (maalesef doymamak manasında) ne de sevdiğim, bildiğim şeylerden.

Benim başıma gelenlerin benzerleri size de uğramışsa çok da üzerinde durmayın diye sıralayacağım birkaçını.

Benim için ilk şok beslenme düzenimde yaşanmıştı mesela. Internittent fasting (aralıklı oruç) ile bezediğim düzenimin glutensiz kaleleri patatesli boşnak börekleri ile temelinden sarsıldı. Mandalina ile doyuyor, limon ile susuzluğumu gideriyor, sulugöz sakızlarının üstünü yalayarak psikolojik ferahlama yaşıyordum.

Hatırlıyorum da, kendimi geçtim etrafıma, özellikle eşime unutulmaz hatıralar bıraktığım bir 14 hafta yaşamıştık. Normalde sakin ve olumlu yapımı kapıları çarparak dışa vuruyor, pozitif olduğunu düşündüğüm her konuşmanın sonunu “sana çocuk mu doğuracağım be?!” nidalarıyla tamamlıyordum. Gayet de mantıklı ve 100% haklıydım bence.

Hamile olduğunu öğrendiği an gökten kutsal annelik haleleri inenlerden olmadım. Fakat hissettiğim çok net bir şey vardı. Evet, bu bebeğin başına her şey gelebilirdi, kısmetten öteye yol yok biliyorum ama benim sebep olduğum, benim ihmalim yüzünden başına bir şey gelmesine dayanamazdım. Bu ne demekti peki? Beslenmeme, takviyelerime, sinir stres düzeyime, nefesime, egzersizlerime, dinlenmeme, mutluluğuma ve sağlığıma çok dikkat edecektim. İkinci trimester bu farkındalıkla ve tabir-i caizse güle oynaya geçti. Elimden geldiğince iyi beslendim, güvenebileceğim ve ısındığım bir doktor seçtim (kendisi şimdi instagram fenomeni oldu, onu ayrıca yazacağım), egzersiz yaptım, bol bol okudum ama en çok şunu kendime tekrarladım: “EN İYİsini yapmaya çalışmak çok ütopik, ben elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağım.”

Tüm annelere ve anne adaylarına da bunu tavsiye ederim. En sağlıklısı, en organiği, en bilgilisi, en fiti, en ergonomiği, vb. “en”ler asla bitmeyecek nasıl olsa. Bana inanmasanız da şunu hatırlatmak istiyorum, biz olduğumuz kadarımızla çocuklarımız için gayet yeterliyiz. İşte bu hissiyatla da son trimesteri geçirmiş oldum. Annelik sınıfının ön koşul dersi benim için bu farkındalıktı işte. Daha alınacak ne dersler bekliyor beni bilmiyorum ama nasıl olsa bu yolda kopya serbest.

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz