Annelerdeki Hijyen Takıntısı

Sizden Gelenler
0 Yorum

Bu hafta “Sizden Gelenler” köşemizde Birce Aydın kendi hikayesini anlatıyor:

Çocuk sahibi olunca ‘hijyen’ kelimesini daha da fazla duyar olduk. Nasıl bir kelime bu, ne anlam ifade ediyor? diye düşünmek gerektiğine inandığım için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Üzerine bu kadar düşünmeme neden olan asıl etken ise kendi çocukluğumu ve çocukluğumdaki şartları gözden geçiriyor oluşum.

Dönüp geçmişimizi ve yetiştirilme tarzımızı irdelediğimizde, eski dönemlerde şimdiki hassasiyete nazaran hijyen kuralları ne kadar uygulanıyordu sizce? O dönemde yetişen bizler, bugünün koşulları göz önüne alındığında pis bir hayat mı yaşamış olduk ? Bu sorular üzerine hiç kafa yordunuz mu bilmiyorum, fakat benim konu ile ilgili gözlemlerim ve doğru olduğunu düşündüğüm yöntem tamamen “modern anne” anlayışının altında şekillenmiyor. Hatta bugünün çocuklarını yetiştiren ebeyvenlerin evlatlarına karşı aşırı sayılabilecek temizlik özeni, çocukların hastalıklara karşı direnç oluşturmasını ne yönde etkiliyor bunuda merak etmiyor değilim, ama bildiğim bir gerçek var ki ben kızım Pera’yı eski zamanlardaki gibi yetiştirme eğiliminde olacağım.

Neden bu geleneksel yaklaşım derseniz;

Önceki dönemlerle kıyaslama yapmak gerekirse, anneler yere düşen emziği ağızlarına sokup çıkartma yöntemiyle (suyun olmadığı durumlarda) temizliyor ve bebeğe veriyorlardı, ben ise sudan geçirdikten sonra ağzıma sokup çıkarıp Pera’ya veriyorum. Anladım ki bu dönemde de doğru olan buymuş ıyyy diye bişey yokmuş. Yine eskilerin yaptığı gibi katı gıdaları Pera yeterince çiğneyemediği için ağzımın içinde yumuşatıp öyle verdim, ıyyy demeyin hiç de bişey olmadı. Pera’nın tabağını bardağını her şeyini ayrı tutuyorum elbette ama kontrol her zaman mümkün olmayabiliyor. Örneğin parkta başka bir çocuğun suyundan içebiliyor,  bazen aynı tabaktan yemek isteyebiliyor.. Bunlara da tıpkı eski zamanlardaki gibi göz yumuyorum. Nasıl ki hijyen delisi olmadan biz bugünlere gelebildiysek, ben de kendimi kaybetmeden, rahat davranarak Pera’yı bir buçuk yaşına sağ salim getirdim ( çok büyük maşallah isterim, çünkü bu dönemde antibiyotik kullanmayan, şurup içmeyen, hasta olmayan çocuk yok gibi ) Bunları yazarken elbette benim de dikkat ettiğim ve uyguladığım hususlar ve
sınırlamalar var. Mesela:

  • Bebek kaşığı, mama tabağı gibi mutfak gereçlerini bebeklere özel bulaşık deterjanı kullanarak suda kaynatıyorum. Sterilazatör almadım, kaldı ki bu kadar seyahat ederken böylesine büyük bir cihaz kolaylıktan ziyade zorluk yaratacaktı.Ellerimi hep antibakteriyel sabunla yıkayıp bol su ile duruladım. Çamaşırları için ise granül sabun kullanıyorum ve sonrasında da ütülüyorum.
  • Bebeği öpme konusuna gelince, ben kendi çocuğumu bile koklarım, şimdi tabi daha da büyüdüğü için öpüyorum ama her ne kadar büyümüş olsa da herkesin bu konuda dikkat etmesini istiyorum. Maalesef öpme konusunda merhabalaşırken, veda ederken o kadar şapur şupur bir milletiz ki benim çoğu zaman içim kaldırmıyor bu durumu. Çocuğu saklamak, göstermemek de durumu engelleme yönünde bir çözüm olmuyor. Mesela Pera daha küçücükken doktora gitmiştik, hemşire aldı Pera’yı kucağına sevebilir miyim dedi. Zaten “öpebilir miyim” diye sormaya gerek duymadan şapur şupur öptü Pera’yı. İçim gitti ama bir şey yapamadım, ne yapabilirsin ki ? Bizim çocukluğumuzda biz de güne giderdik, teyzeler bizi öperdi şimdi de Pera da güne gidiyor teyzeler öpüp kokluyor engel olmuyorum artık, olmak da istemiyorum. 🙂

Daha sayacak bir sürü madde varken konuyu yaşanan bir anımla bitirmek isterim.

Ağustos ayında Pera 13 aylıkken gemi turuna katıldık. Bilmeyenler için şöyle anlatayım, geminin içinde kafelerin olduğu bir bölüm ve akvaryum var. Yerler halı ile kaplı. Pera’yı annemle orada bırakıp odaya bir şey almaya çıkmıştım, geri döndüğümde annemi epey sinirli gördüm. Sebebini sorduğum zaman duyduklarım beni hem çok üzdü, hem de çok sinirlendirdi. Pera daha yürüyemediğinden dolayı emekleyerek az ötesinde ondan bir kaç ay büyük bir kız çocuğuna yöneldiğinde, çocuğun annesi Pera’ya dokunmaması için direktif vermiş kendi kızına. Anneme sunduğu sebep ise emekleyen bir bebeğinin mikrop taşıma riskinin yüksek olması imiş. Akabinde annemin vücut dili ile vermiş olduğu tepki üzerine, “nasıl olurda emeklemesine izin veriyorsunuz” diye sormuş. Sanki kendisi veya bizler doğuştan yürümeye başlayıp mikroplardan uzak durmuşuz da Pera hata yapıyor. Daha sonra gün aşırı hanım ile bebeğini yemek zamanı gördüğümde, yavrucak burnunu karıştıyor ve burnunda onu rahatız eden maddeleri ağzına götürüyordu, ama benim aklımdan evladıma uzak durmasını gerektiğini söylemek gelmedi, kendilerine iyi akşamlar dileyip kendi masamıza geçtim. Kim bilir ona bakışımdan belki anlamıştır gözlerimin ne demek istediğini…

O yüzden abartmayın efendim, elbette belli kriterle uymak gerekir, ancak çocuğun direncini daha çok küçük yaşlarda engellemekte ilerisi için zararlı olabilir.

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz