Anneannecilik Babaannecilik

0 Yorum

Haydi kendinizi çocuklarla dolu bir parkta hayal edin ve etraftan gelen seslere kulak verin biraz. Hangi sesi daha çok duyuyoruz?? Sizce anneanne diye bir bağıran çocuklar mı çoğunlukta, yoksa babaanneciler mi ?

Niyetim asla bir ayrım yapmak değil tabi ki, iki taraf da başımızın tacı. En güzeli bu yolda yürürken iki ailenin de desteğini alabilmek ve miniklerimizin anneanne ve babaanne sevgisini doyasıya yaşamasını sağlayabilmek. Her ne kadar bu paylaşımın dengeli olmasını istesek de, pratikte bu konuda başarı sağlayabilmek aslında o kadar da kolay değil. “Biraz daha açık konuşsana..” dediğinizi duyar gibiyim.

Bunu kendi yaşadığım ve etraftan duyduğum 3 güzel örnek ile biraz anlatmaya çalışayım.

Geçen yaz balkonda oturuyoruz. Konu tatil, çocuklardan falan açılınca, Sema teyze anneme şöyle dedi: “Hülya galiba ben hiç torunumla tatile gidemeyeceğim.” (Sema Teyze’nin tek oğlu var kendisi babaanne adayı) Annem “Neden, hayırdır?” diye sorunca Sema teyze şöyle cevap verdi: ”Vallahi plajlarda ,otellerde hep anneanne diye bağıran çocuklar duyuyorum hiç babaanne diyene rastlamadım.”

Kendi yaşadığım süreci gözden geçirdiğimde söyleyeceklerime gelirsek….Aslında Sema teyze haksız sayılmaz, çünkü Pera da geçtiğimiz yaz plajda “anneanne!” diye bağıran çocuklar kervanındandı. Minik kızım neredeyse 2,5 yaşında ve tüm tatillerimizde ya bakıcımız ya da anneannemiz yanımızdaydı.  İtiraf edeyim ki ben de söz konusu tatillerde ilk teklifimi hep anneme yaptım. Hadi “Neden?” diye sormadan önce herkes biraz dürüst davransın:) Tabi ki herkesin nazı kendi annesine geçiyor, bir de bu teklif sonrasında annemin gözlerindeki parıltıyı gördüğümde yaşadığım keyif..  Duygusal olarak çok daha iyi hissediyorum kendimi, e hal böyle olunca da tatillerin aranan ismi benim için hep annem oluyor. 🙂

Son örneğim ise geçen ayki site toplantımızda yaşandı. Toplantı uzun süreceği için annemi çağırmak durumunda kaldım. Üste üste ertelemeler, gecikmeler derken epey vakit geçti. Benim rahat bir şekilde beklediğimi görenler “Pera nerede diye sordular “ sordular tabi ki.  Ben de “Annemin yanında.” diye cevap verince yaşlı teyzelerimizden biri ”Hep anneannelere kalıyor sorumluluk galiba, ben babaanne olarak çok rahat edeceğim.” dedi. Yanımda oturan ve aynı zamanda kendisi de bir anneanne olan Ayşe Teyze şöyle cevap verdi : “Vallahi biz anneanneler olarak istiyoruz ki babaanneler de sorumluluğu paylaşsın ama görüyoruz ki tüm yük anneannelerde…” Bunun üzerine uzun bir sessizlik..

Evet, güzel olan paylaşmak, söz konusu torun olunca her taraf eşit ölçüde hak ve beklenti sahibi çünkü. Üstelik bir çocuğun sorumluluğunu tek bir kişiye yüklemek hem çok yorucu, hem de doğru değil; fakat az önce de belirttiğim gibi pratikte işler her zaman böyle yürümüyor.

Yazıma son verirken çok özlediğim üniversite arkadaşım Cihan’ın sözleri geldi aklıma. Bir gün kahve içerken aynen şöyle demişti bana: “Ben birinci sınıfa başladığımda annem sandığım kişinin anneannem olduğunu anladım”

Bu cümle aslında çoğu şeyi anlatıyor. Bir açıdan baktığınızda çok güzel, ama bir o kadar da acı bir cümle. Annenin tamamı ile saf dışı kaldığı ve tamamen anneanne tarafından sahiplenilen bir çocuk büyümüş. Amacım bu satırları yazarken birilerini eleştirmek ya da yargılamak değil, herkesin karşılaştığı zorluklar ve hayattan beklentileri farklı. Kimi zaman çok isteseniz de şartlar çocuğunuzu büyütmeniz için elverişli olmayabiliyor.

Özetle bir çocuk kolay büyümüyor. Herkesin sevgisini, desteğini alabilmek en güzeli ve bu çocuklarımızın daha özgüvenli, daha pozitif olmasını sağlıyor. O yüzden anneanneler, babaanneler size çok iş düşüyor .

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz