Anne olmak

Özlem Ketenci
0 Yorum

Doğum doktorum ‘ Karnın top gibi tek bir noktada toplanıp, sertleşip, kasılacak. Sonra gevşeyip biraz rahatlayacak ve sonra tekrar kasılıp toplanacak. Bu süreç başlayıp 5 dakikada bir tekrar ederse al bavulunu hastaneye gel..’ dediğinde içimden aynen şöyle düşünmüştüm; ” Karnım zaten top gibi ve sert… Ne demek istiyor bu adam ??”…

Doktorumun ne demek istediğini anladığımda, karnım önce biraz, sonra biraz daha ve sonra sanki içinde bebek değil de taş varmışcasına sertleşti. Öyle bir sertlik değil ama çok sert! Sanki taş yutmuşum! Öyle bir toplanma değil ama… Taştan bir top adeta! 

O zamanlar nerde böyle anlayışlı, cici, hoşgörülü taze babalar.. Erkeklerin geneli ataerkil.  Baba adayı dediğin öyle hamile nazına falan pek oynamaz. Ne var canım! İlk hamile kadın ben miymişim! Anası da hamile kalmış, doğurmuş bitmiş ne çok abartıyormuşum bu işi vb.

    – Mustafa karnım kasılmaya başladı.. Hemde 5 dakikada bir… Yani periyodik… Geliyor bebek herhalde…

    – Eee, napıcaz?

    – Hastaneye gitmemiz lazım…

     – Niye?

     – Hay Allahım yaaa! Çünkü bebek geliyor!

     – Ama sancın yok?

     – Kasılmalar başladı sancım da gelecek yani!

    – Ne zaman?

    – İşte birkaç güne… Ay delirtme insanı kalk gidiyoruz!…

Kasılmalar sancıya dönüştüğünde Mustafa’nın kalın altın künyesini ( o dönemin modası) nasıl bir çırpıda koparabildiğime şaşıramayacak kadar acı çekiyordum. Künyesinin kopmasına şaşıran bir tek Mustafa oldu. O zamanlar nerede öyle hamilelik öncesi eğitimler, internetler, googlelar, şekilli şemalı güzel anlatımlı kitaplar falan… Bir öğrenmişiz derin nefes al ver. Nefes alıyorum ama sancıdan vermeyi unutuyorum. Hatırladığımda nefesimi veriyorum ama bu sefer de almayı unutuyorum. Çaresiz bir kısır döngü!… Doğumla ilgili en güzel anım, Mustafa’ya ağzıma ne gelirse rahat rahat saydırdığımdır 🙂 Yemin ederim o sancıya bu bile değer. 🙂

12 saat çektiğim deli sancıdan sonra bir türlü 6 cm den fazla açılmayan rahmim doktorumu korkuttu. Muayene sonrası doktorum “Bebeğin kafasında ‘Bos’ dediğimiz şişlik oluşmaya başladı. Sezaryene alıyorum yoksa ya ölür yada beyninde sorun olur.” deyince, dedim ” AL !! Almayacaksan beni öldür! Çünkü artık zaten ölüyorum! “

İlk annelik gecem, hayatımın en güzel, en zor en mutlu ama en acılı gecesiydi. 

Buz gibi ameliyathane, burnuma yaslanan narkoz ile bitmek bilmeyen sancımın aniden bitivermesi, beni sedyeden yatağa geçirmeye çalışan hasta bakıcılar, tam kasığımda hissettiğim uzun dikişlerin tuhaf sızısı… Hamilelikte aldığım 18 kilonun dayanılmaz hafifliği…

Mustafa ona yakıştırdığım, normal şartlarda ağza alınması ayıp sayılan sıfatlardan  kurtulmak amaçlı odadan çıktığında,yanıma içimden çıkan, ama daha önce hiç görmediğim pembe-beyaz bir yumak bebek getirdiler. Ben onu çok seveceğimi biliyordum da, bu denli aşık olacağımı bilmiyordum doğrusu.  Güya Mustafa’ya aşıktım! Peh!! ” Çakma aşk ” mış o meğer 🙂

Sonra göğsümden süt geldi, pembe-beyaz ilk aşkımı emzirdim.  Bebeğimin ellerini tuttum, önce bebeğimin küçüklüğüne, sonra bu kadar güzel bir varlığın bana verilmesine şaşırdım. 12 saat deli sancı çekmiş, ama bebeğimin boynuna kordon dolanmasından dolayı doğuramayarak sezaryene alınmış bir anne olarak, kendimi hayatımda ilk defa böylesine gururlu ve mutlu hissettim. Oysaki bir sürü başarım olmuştu o güne kadar. Mesela en istediğim üniversiteyi , katıldığım bazı şiir yarışmalarını kazanmış, aşık olduğum adamla evlenmiştim. Hatta bir iki güzellik yarışması deneyimim bile olmuştu. 🙂

Ben pembe-beyaz küçük kızıma seyr-ü sefa edip bunları düşünürken, benden daha önce iki kere anne olmuş ablam yanıma geldi ve bana dedi ki;

   – Anne olmak ne demek biliyor musun canım kardeşim?

Pembe-beyaz bebeğimden gözlerimi ayıramadan dinliyordum ablamı….

   – Anne olmak ” HER AN KAYBETME KORKUSUDUR ” .

Aradan zaman geçti , sonra bir kızım daha oldu ve ben 30 yıldır her an ablama hak veriyorum.

Evet, anne olmak ” Her an kaybetme korkusudur ” … 

Evet, anne olmak omuzları ve yüreği yorar…

Evet, anne olmak rahatımızı bozar…

Ama tüm zorluklarına rağmen, bana göre; anne olmak hayatta yaşanabilecek en anlamlı başarıdır.

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz