Anne Olmak ile Prematüre Annesi Olmak Arasındaki İnce Çizgi!

Sizden Gelenler
0 Yorum

Bu hafta “Sizden Gelenler” köşemizde Özlem Ulubeyli kendi hikayesini anlatıyor:

Planlı, beklenen, özlenen ve 25. Haftaya kadar sorunsuz geçen bir hamilelik dönemi.. Taa ki eller, ayaklar şişmeye başlayana kadar. Tam da burada bilinç devreye giriyor.  Son kontrol için muayenehanesine gittiğimde doktorum bile şişlikler için “tuzu kes, dinlen” derken başta annem olmak üzere ailemin tüm bireylerinin endişelenip beni tahlil için hastaneye göndermesiyle başlayan uzun ve sancılı süreç… Sadece tahlil için gittiğim hastanede yapılan muayenede tansiyonumun 17/10 olması, acilen yatış yapılması için yapılan konuşmalar, benim inanmak istemeyişim, gelen doktorun hamileliğimin 32. Haftada olduğunu sanıp hemen gebeliği sonlandırıyoruz demesi, benim bebeğimi kaybetme endişem ve gözyaşlarım..

Hamilelikte milyonda bir kişiye denk gelen sebebi belli olmayan ama sonucu anneyi kurtarmak için doğum olan “preeklampsi” (gebelik zehirlenmesi) sebebiyle hastaneye yatırıldım. Bu süreçte tansiyon sürekli yüksek olduğu için 1.140 gr olan bebeğim 890 gr’a geriledi. Suyu azaldı. Benim günden güne kan değerlerim kötüleşti. Protein kaçırma, karaciğer enzimlerinin bozulması vb…  Tabii ki o zaman tek düşüncem bebeğimi sağlıkla kucağıma almaktı. 2 hafta boyunca suyu azalmasın diye hastanede hareketsiz yattım. 30 haftayı geçirebilmeyi hayal ettim. Doktorlar beni önemsedikçe ben bebeğime karşı daha çok sorumluluk hissettim.

Ancak, 27. haftada fenalaşmam ile sona gelindi ve akşam 20.30 gibi doğum başladı. Spinal yöntemi ile doğum yaptım. Doğum esnasında kendimdeydim. Ceren ilk doğduğu anda ağladı, hem de çok ağladı.. Doktor bana fazla ümitli olmamamı ama ağlamasının çok iyi bir şey olduğunu söyledi ve çok kısa da olsa bana gösterdi. Sadece 890 gramdı.. Göz göze geldik. Asla unutamayacağım ilk bakış.. Bence o gün Ceren bana söz verdi.. Ben de ona…

2 gün magnezyum tedavisi gördüm ve uyutuldum. Bebeğim ile ilgili kendime, eşime ve çevreme soru sorduğumda alacağım cevaptan korktum. 2 gün sonra Ceren’i görmek için eşim beni yoğun bakım ünitesine götürdüğünde vücudunun her yerinde takılı kabloları görüp, hayal edilemeyecek kadar küçük bir bebekle karşılaşınca ilk şokumu yaşadım ve çok ağladım. Ama öyle kocaman gözlerle bakıyordu ki ben de onun başucunda bundan sonraki hayatımızın nasıl olacağını, bizim hep yanında olduğumuzu, tüm ailemizin heyecanla onu beklediğini anlattım. Dualar ettim. Eşimin bu süreçteki desteği, çabası,  inancı beni gerçekten daha güçlü kıldı.

65 günlük küvez süresince her gün ayrı heyecan yaşadık. Her sabah güne yeni bir endişe ile başlayış, gram gram alınan kilonun verdiği mutluluk, doktorlarla konuşurken heyecandan artan kalp atışları, söylenecek her güzel söz için duyulan özlem, inişler, çıkışlar, iyi günler, kötü günler. Ailemizin ve arkadaşlarımızın her gece nöbetleşe bekleyişi..

Ve sonunda 35. haftaya ulaştığımızda kucağımızda bebeğimizle hastaneden çıkmanın verdiği huzur bambaşkaydı. Ceren’imiz artık bizimle birlikte evimizdeydi.  Mucizeye her dokunuşumuz, nefes alışına şükredişimiz,  gelişimi için çabalayışımız, tarifsiz duygular içerisinde oluşumuz..

Bu süreçte prematüre bebeklerde olan göz problemi bizde olmadı. Ve başka bir sorun da yaşamadık. Sadece akciğerlerde alerjik durum, reflü ve erken doğumun verdiği yaşıtlarını geriden takip etme haricinde..  Zaten düzeltilmiş yaş ile de bu dönemde tanıştık. Olması gereken ay/yaş ve şuan bulunduğu ay/yaş.. Hep bu hesaplar ile geçti zamanlarımız, kontrollerimiz..

Ceren hep çok güçlü oldu.  Zamanında yürüdü, konuştu ve hızlı gelişti. 3 yaşındayken yine prematürelikten kaynaklı, birden sırtta ve kol altında  beliren hemanjiyomlar ve kasık fıtığı sebebiyle ameliyat geçirdi.  Zaman zaman buna benzer durumlar ortaya çıksa da kısa sürede yaşıtlarını yakaladı.. Şuan 11 yaşında sporcu ve koca bir genç kız 🙂

Benim tüm prematüre annelerine tavsiyem, bu durumun sadece kendi başlarına geldiğini zannedip kendilerini yıpratmasınlar ve prematüre çocuk büyütmenin zorluklarının onları ne kadar güçlü kılacağını da asla unutmasınlar.  Çok sevsinler, asla inanmaktan vazgeçmesinler.. Bir bakış, bir dokunuş tüm dünyaya bedel..

Sizce de ben çok güçlü bir bebeğim der gibi bakmıyor mu?

Damla damla büyüyen Ceren ve cesur annesi..

Annesinin deyimiyle artık “koca bir genç kız” olan dünya tatlısı Ceren 🙂

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz