9-24 Aylık Bebekler için Beslenme Ritüelleri

Berna Salkaya
0 Yorum

2 yaş sendromuna adım adım yaklaştığımız şu günlerde, ailece kafaya taktığımız tek konu “BU ÇOCUK NEDEN YEMİYOR?” sorusu. (yani en azından şimdilik) Aslına bakarsanız son bir kaç haftaya kadar beni aslında o kadar rahatsız etmeyen bu durum, son günlerde Pera’nın en sevdiği şeyleri bile elinin tersiyle itmesiyle iyice ayyuka çıkmış durumda. Çocukla kurulan iletişimin hiçbir zaman baskı, tehdit ve korkutma yöntemleri üzerine kurulmaması gerektiğini benimseyen bir anne olarak, yemek ritüllerini de baskı yapmadan oluşturabilme konusunda ekstra bir çaba sarfediyorum şu aralar. Çünkü okuduğum ve inandığım görüşler “asla baskı yapmamalısın, zaten istediği zaman yiyecek” yanlısı olsa da, bütün günü aç geçiriyor olması “acaba yanlış mı yapıyorum? ” sorusunu da beraberinde getirmeye başladı.

Bu durumu bu kadar dert etmeye başlamamın bir nedeni de Pera’ya benim annem ve eşimin annesinin bakıyor olması. Her ikisi de beslenme konusunda oldukça mükemmelliyetçi. Ritüller belli, sabah kalktığında yumurta, pekmez/bal, peynir, zeytin, ceviz, tam tahıllı ekmek ve ıhlamurdan oluşan sağlam bir kahvaltı. Uyku öncesi bir kase tavuk ya da et suyuyla pişirilmiş çorba, uyandıktan sonra bir porsiyon meyve ve yatmadan önce bir gün önceki menüye göre değiştirilmiş sebze yada et yemeği. Pera’nın yeni şeyler keşfetmeye bayıldığı katı gıdaya ilk başladığımız zamanlar bu rutin tıkır tıkır işlerken, son 3-4 aydır yemek yeme sürelerimiz ciddi anlamda uzamaya başladı.

45 dakika hatta bir saati bulan bu sürelerin abartmıyorum ilk 15 dakikası, 1 kaşık yemeğin tadına bakmasına ikna olması ile geçiyordu. Diyelim tadına baktı ve sevmedi asla ikinci kaşığı yemek istemiyordu. Hal böyle olunca babaannesi “bak Peracım uçak, aaa bu kapak nasıl açılıyor, hadi şimdi aydede çizelim şuraya” diyerek “yemesi gereken” porsiyonu bitirene kadar bizim ufaklığı masadan kaldırmıyordu. O ekstra çabayı, nasıl üstüne titrediğini gördükçe bir süre duruma müdahale etmeyip izlemeye karar verdim, ama durum her geçen gün daha kontrol edilemez bir hal aldı.

Açık konuşayım “Bernacım ama yemesi lazım, güçsüz düşer, sen onun ne kadar enerji yaktığının farkında mısın?” soruları da müdahalesiz kalmamda büyük etken. 2-3 hafta seyircisi olduğum bu sürece, en sonunda “dur” diyebildim. Bu müdahaledeki en büyük pay doktorumuz Günay Hanım’a ait. Beslenme sorunlarımızın üst seviyeye çıktığı bu günlere denk gelen doktor kontrolümüz beni ciddi anlamda kendime getirdi. Doktorumuzun uyarılarından yola çıkarak biraz da araştırma yaptıktan sonra aşağıda açıklayacağım yöntemi uygulamanın Pera için daha doğru olacağına ikna oldum. ( Bu noktada çok vicdan yapmadan, olayı mantık çerçevesinde değerlendirmenizi öneriyorum.)

Bebeğim yemek yemiyor, ne yapmalıyım?

Beklentilerinizi kontrol altında tutun

Okuduğum pek çok kaynak çocuklar için yeterli porsiyonların yaşları ile doğrudan ilişkili olduğunu söylüyor. Örneğin çocuğunuz 2 yaşında ise, 2 yemek kaşığı sebze veya 2 yemek kaşığı bulgur pilavı onun için yeterli bir öğün. Eğer çocuğunuz belirlenen bu ölçülerin altında kalıyorsa bu ortada bir sorun olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü çocuklar genelde dengeli bir şekilde beslenmiyor ve aralara sıkıştırılan bazı küçük atıştırmalıklar onların ana öğünlerde ciddi anlamda kısıtlama yapmasına neden olabiliyor. Fakat biz anneler genel rutinde bu porsiyonun çok daha fazlasını hedeflediğimiz için, “2 yemek kaşığı pilavla karnı mı doyarmış” diyerek ısrar etmeye yada elimizde tabakla peşlerinden koşmaya devam ediyoruz. Bu davranış kimi çocukları yavaş yavaş obezite noktasına doğru götürürken, pek çoğu için de yemek saatlerini adeta bir işkenceye dönüştürüyor.

Doktorumuzun bu nokta da yaptığı en kesin uyarı şu: “Asla ısrar etmeyin ve onunda bir birey olduğunu unutmayın. Yemesi gereken zamanı seçmesine ve bunun bir ihtiyacı olduğuna anlamasına izin verin”. Buna paralel olarak her gün ne yediğinden ziyade haftalık tüketimlerini takip etmenin daha doğru olduğunu söylüyor. (örneğin bu hafta hiç balık yedi mi gibi ) Eğer doktor ziyaretlerinde büyüme eğrileriniz beklenen seviyedeyse yemediği günleri aslında o kadar dert etmenize gerek yok 🙂

Zamanlamayı doğru yapın

Sanırım pek çoğumuzun yaptığı en temel hata bu. Onlar istediğinde değil, biz uygun gördüğümüz saatlerde yemelerini bekliyoruz. Çocuğunuzun gerçekten aç ve yemek yemeye hazır olduğundan emin olmanız gerekiyor. Biz artık yukarıda bahsettiğim ritüeli uygulamak için uğraşmıyoruz.

Örneğin bu hafta sonu saat 06.50’de uyandı ve özellikle kendisinin bir şeyler yemek istemesini beklemek için ona saat 10.30′ a kadar hiçbir şey vermedim. Ben 10:00’a doğru kahvaltıyı hazırlamaya başladım ve bir süre sonra yanıma gelip “Anne mama” dedi. Ailece masaya oturduk ve yaklaşık 15 dakika içerisinde bir adet haşlanmış yumurta, 8 tane zeytin (bende çok şaşırdım), 1 büyük dilim ekmek ve bal kaymak yedi. Üstünü batırmasına aldırış etmeden kendi yemesine de izin verdim. Uzun bir aradan sonra ilk defa sorunsuz bir kahvaltı yapmış oldu. Artık bu yöntemi uygulamaya devam ediyorum. Her zaman bu kadar iştahla yemiyor ama inanın işe yarıyor. En azından 1 saat boyunca masada hem kendime hemde ona işkence yapmıyorum.

Yeni şeyler keşfedin

Dürüst davranmak gerekirse bu benim en zorlandığım nokta. Pera çok fazla yemek seçtiği için ona yeni ve sağlıklı yemekler sunmak beni epeyce yoruyor. Bu noktada küçük hileler yapmayı tercih ediyorum. Örneğin kabak çok seviyor ama pırasa yemiyor. Sevdiklerinin içerisinde az miktarda sevmediklerinden katarak bu yeni lezzetlere alışmasını sağlamaya çalışıyorum. Ve mutlaka yaptığım şeylerin tadına bakıyorum, eğer tadını kendim de beğenmiyorsam sırf sağlıklı bulduğum için ona bu yemeği yedirme eziyetini yapmıyorum.

“Sağlıklı olan her şeyi yemeli” diye yola çıkarak ona sevmediği şeyleri verdiğimde hep daha fazla direnç gösteriyor. Doktorumuzun bu konuyla ilgili önemli bir diğer uyarısı ise şu: “18 ay ile birlikte çocuklarda 2 yaş sendromu olarak adlandırılan belirtiler gözlemlemeye başlıyoruz. Beslenme konusundaki direnç genelde bunlardan ilki. Özellikle bu dönemde ısrarcı olmamanız oldukça kritik, çünkü bu yaşlarda verdikleri tepkiler kalıcı olabiliyor. Eğer ilerleyen dönemlerde de beslenme sorunu olan bir çocuk olmasını istemiyorsanız, ısrarcı olmayın”

Bu maddeyle ilgili önerebileceğim diğer şey ise eğlenceli tabaklar yaratabilmek. Kullanmasını bilen için internet bu anlamda çok güzel bir kaynak. Zeytinlerden göz, portakallardan güneş, çileklerden çiçek yaratabilirsiniz 🙂

Yemek ritüeli oluşturun

Tıpkı uyku ritüeli gibi yemek ritüeli oluşturabilmekte önemli. Uyku konusunda yarattığımız ritüelin ne kadar işe yaradığını gördükten sonra yemek konusunda oluşturacağımız ritüelin de aynı ölçüde işe yarayacağına inanıyorum. Benim bu noktada başvurduğum yöntem oldukça basit. Önce ellerini yıkıyoruz, sonra mutfağa geçiyoruz ve kucakta yada masanın üzerinde değil hep mama sandalyesinde yemeğini yediyorum. Pera katı gıdaya geçtiğinden beri mama sandalyesi büyük kurtarıcımız, artık büyüdüğü için kendisi de karnı acıktığında doğrudan sandalyeye yönleniyor. Peşinden tabakla koştuğumuz günler ile masa başındaki beslenme eforunu karşılaştırdığımda arada muazzam bir fark olduğunu söylememde fayda var:)

Yaklaşık 10 gündür yukarıda yazdığım her kuralı uygulamaya çalışıyorum ve ciddi anlamda yol katettiğimizi düşünüyorum. İlerleyen günler ne gösterecek bunu hep beraber göreceğiz. Umarım beslenme savaşı veren anneler için faydalı bir içerik olmuştur.

Sizin de uygulayıp başarılı bulduğunuz yöntemler varsa paylaşırsanız çok sevinirim, sonuçta her çocuk yeni bir hikaye, yeni bir yöntem demek.
Sevgiyle kalın 🙂

0 Yorum

Bu yazılar ilginizi çekebilir!

Yorum Yaz